Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Oray Eğin Bağımsız ve patronsuz medya mı dediniz
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Her akşam ekran başına çektiği üç milyon izleyicisiyle ABD’nin yıllardır istikrarlı bir biçimde en çok izlenen haber programını yapan Tucker Carlson bir süre önce çalıştığı Fox News’dan atıldı. Sözleşmesi gereği bir süre daha başka bir kanala gitmesi ve ekrana çıkması mümkün değil. Siyasetin kızıştığı ve seçimin yaklaştığı bir ülkede böylesi bir ekran yüzünün yedek kulübünde oturması da beklenemez. O da ekranlara dönüşünü televizyondan değil sosyal medyadan yaptı, yeni programını X’te yayınlıyor.

        Geçtiğimiz haftalarda Cumhuriyetçi Parti adayları ekranda tartışırken aynı saatlerde programa katılmayan Donald Trump’la yaptığı özel söyleşiyi yayınladı. Macaristan’a davet edildi—davet kısmı önemli çünkü oradan Orbán’ın baskı rejiminin nasıl “ideal” bir demokrasi olduğuna dair yayınlar yaptı. Şimdi Arjantin’de başkanlık yarışını takip ediyor.

        Carlson bir de geçtiğimiz günlerde dolandırıcılığı yargı tarafından kanıtlanmış Larry Sinclair’le söyleşi yaptı. 1999’da bir limuzin şoförü sayesinde Barack Obama’yla tanışan Sinclair onunla Chicago’da iki kere kokain çekip seks yaptıklarını anlatıyor. 2008’de D.C.’de bir basın toplantısı düzenlemiş, 2009’da da kendi bastırdığı kitapta aynı iddiaları tekrarlamıştı. Zamanında Politico da bu iddiaların yalan olduğunu ortaya çıkarmıştı. O günden bugüne Sinclair’in iddialarına sadece aşırı sağın en marjinal komplo teoricileri inanıyor.

        Arkasında artık bir haber merkezi, dev bir kanal, sınırsız kaynaklar olmayan Tucker Carlson’ın geçmişte kalmış böylesi marjinal bir komplo teorisini gündeme getirmesi şaşırtıcı değil. Yeni haber yapmaya imkanları—bütçe, ekip, vs.—olmadığı için de arşivden böyle eski dosyaları çıkartıp ilgi çekmeye çalışıyorlar. Sosyal medya geleneksel medya gibi değil; aç, sürekli ilgiye muhtaç ve doyumsuz. Kitle nankör ve konsantrasyonu zayıf, sadakat duygusu yok. Onları sürekli tatmin etmek gerek. Dahası “patron” da böyle emrediyor.

        YENİ PATRON ALGORİTMA

        Patronsuz medyada bağımsız gazetecilik yaptığı iddiasındaki gazeteciler farkında olmadan daha önce çalıştıklarından çok daha büyük bir şirketin “elemanı” oldular. Kadroları, yaka kartları ve sözleşmeleri yok ama aslında teknoloji şirketlerine çalışıyorlar. Üstelik Elon Musk onları tekneye davet etmeyecek, Sundar Pinchai’la akşam evde buluşmayacaklar, Mark Zuckerberg adları dahi bilmiyor. Yüz yüzeyi bırakın uzaktan bile temas yok.

        Görünürde tepelerinde kanal yöneticileri ya da genel yayın yönetmenleri de yok. Ama teknoloji şirketleri başlarına çok daha kaprisli ve gizemli birini komiser olarak atadı: algoritma. Bu yeni bağımsız gazetecilik modelinde gazeteciler yeni patronlarının isteğini yapmak zorunda. Kendilerini kanıtlamış koca koca insanların “Kanalıma abone olmayı unutmayın,” diye çağrı yapması belki doğrudan Alphabet’in C-katından gelmiyor, ama YouTube algoritması bunu dayatıyor.

        Kanalın görünür olması için abone sayısının artması şart. Emeğin karşılığı sadece tık’la alındığı için gazeteciler bilerek ya da bilmeyerek adeta bir yarış atı gibi daha hızlı koşmaları için eğitiyorlar.

        Sadece abone olmak ya da izlemek de yetmiyor. Zaman zaman tepki vermeleri—sevip sevmeyerek—de önemli. Ayrıca takipçileri zaman zaman provoke etmek, yorum yazdırmak, yorumda birbirleriyle kavga ettirmek gerek. Adı “etkileşim”ama tercümesi “Yeni patron böyle istiyor.”

        Eski düzende patronların kırmızı çizgileri belliyken şimdi birçok yeni bilinmez var. Silikon Vadisi’nin ne zaman neyi yapıp ne zaman vazgeçeceği belli olmuyor. Facebook yakın zamana kadar medya kuruluşları için en önemli dağıtım araçlarından biriydi örneğin, ama bir anda algoritmasını değiştirdi. Tucker Carlson yayınlarını YouTube’da yapmıyor çünkü orada sansürlenebileceğini düşünüyor.

        Hani bağımsız medyaydı?

        ELON MUSK KARAR VERECEK

        Wall Street Journal’ın haberine göre Carlson da abonelik sistemi üzerine kurulu yeni bir medya kuruluşu için de çalışmaya başladı. Bu platformun taşıyıcısı olarak Twitter’ı satın aldıktan sonra ilk icraatı abonelerin uzun video’lar yüklemesini sağlayan Elon Musk’la da görüştü. Musk zaten çoktandır X’in video kapasitesini artırıp YouTube’a rakip yapmak istiyordu. Şimdilik Carlson’ın kendi hesabında yayınlayıp Musk’ın da paylaştığı video’lar yakında bir işbirliğine dönüşebilir.

        Bu durumda Elon Musk da ister istemez bir medya patronu olacak.

        Twitter’ı satın aldıktan sonra Apple ve Coca-Cola gibi firmalar reklam vermeyi kesti. Tucker Carlson ve marjinal komplo teorileri yayılmaya devam ettikçe X nasıl reklamvereni çekecek? Elon Musk da bir aşamada sınırsız ifade özgürlüğüyle şirketinin bilançosu arasında karar vermek zorunda kalacak. Bunun adı “patronsuz gazetecilik” mi?

        İşin aslı bağımsız gazetecilik yapabilmek, çıkar odaklarından korkmadan, siyasi baskıdan muaf, reklamverenin tepkisinden çekinmeden istediğini yazıp söyleyebilmek bu işi yapanların en büyük arzusudur. Ancak bu tür bir bağımsız gazetecilik hemen her ülkede, en ileri demokrasilerde bile, bir ütopyadır. Gazeteciler içten içe akıllarındaki gibi bir bağımsızlığa erişemeyeceklerini bilir, ama bir gün bu şartlara ulaşma umudu bu işi yapmalarının itici güçlerinden biridir.

        Bu konuda sayısız araştırma var. 10 kişi bir gazete kursak otosansür ikinci gün devreye girer: birinin bir tanıdığı, eşi, çocuğu falan kötü bir lokanta açsa, berbat bir film çekse bunu açık açık söyleyemezler. Vaat edildiği gibi bir bağımsızlık hemen her zaman yalandır. Ama bu belli sınırlar, kurumlar ve dengeler içinde gazetecilik yapılmayacağı anlamına gelmemeli. Sonuçta tarihin akışını değiştiren haberler hep yerleşik medya kuruluşlarından çıktı. “Bağımsız medya” ise henüz böyle bir sınav vermedi.