Atatürk yaşasaydı ne yapardı?

Atatürk hayranı profesörden ilginç yanıtlar...

11 Kasım 2008 Salı, 16:48:00Güncelleme: 16:48:00
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Princeton Üniversitesi tarihçilerinden Prof. Dr. Heat Lowry, Atatürk bugün hayatta olsaydı, Türkiye'nin modernleşme hedefini gerçekleştirmeye yönelik attığı adımlardan gurur duyacağını ve Türkiye'nin AB'ye tam üye olarak uluslararası toplumla bütünleşmesine sonuna kadar destek vereceğini söyledi.

Lowry, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliğinde düzenlenen ve ''Atatürk Yaşasaydı'' başlığı taşıyan konferans verdi. Lowry, ''Atatürk bugün hayatta olsaydı, ülkesinin modernleşme yolunda attığı büyük adımlardan gurur duyacağına en küçük bir şüphe olamaz. Aynı şekilde, Türkiye'nin AB'ye tam üye olarak, batılı ülkeler ailesiyle bütünleşmesine sonuna kadar destek verirdi'' dedi.

Kendisini 45 yıldır Atatürk'ün yılmaz bir hayranı olarak tanımlayan Lowry, ''Günümüzde yaşıyor olsaydı Atatürk, Avrupa tarafından ortaya konulan üyelik kriterlerine uyumda ilerleme kaydedilememesi dolayısıyla sabırsızlanırdı'' ifadesini kullandı. Lowry, ''Atatürk'ün kurmuş olduğu CHP'nin bugünkü lider kadrosunun, ülkenin batılılaşma hedefinin nihai sonucu olabilecek AB'ye üyeliğini, 'Türk devletinin laikliğe olan bağlılığını bir şekilde zayıflatmak üzere tasarlanmış İslamcı bir senaryo ile bir görmesinden' hoşnutsuzluk duyacağını, partinin asıl siyasi sorunlarla uğraşmaktaki yetersizliğinden ve bugünkü söyleminden memnun olmayacağını'' savundu.

Heat Lowry, ayrıca, ''Atatürk yaşasaydı Türkiye'nin dünyadaki rolünün, halen çözülemeyen Kıbrıs meselesiyle rehin tutuluyor olmasından kaygı duyardı'' ifadesini kullandı. Atatürk'ün, bir insanın aynı anda birden çok rolü üstlenemeyeceği konusundaki tutumunun takdire değer olduğuna işaret eden Lowry, o dönemde generallerin siyasi eğilimlerinin olmadığını, sadece Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ettiklerini kaydetti. Lowry, Atatürk'ün de üniformasını çıkararak siyasete atıldığını hatırlattı ve onun çizdiği yol izlenseydi, Türkiye'de askeri müdahalelere yol açan olayların önlenmesinin belki de mümkün olabileceğini ifade etti. Bugün yaşasaydı Atatürk'ün, ''Genelkurmay'ın, ülkenin siyasetinde egemen rol oynamasından'' kaygı duyacağına şüphesi olmadığını söyleyen Lowry, Atatürk'ün orduyu, ''iktidarı ele almak üzere hazır bekleyen bir müdahale kurumu yerine toprak bütünlüğünün koruyucusu'' olarak gördüğünü belirtti. Lowry, Atatürk yaşasaydı, ''toprak bütünlüğünün güvence altına alınması ve laikliğin kutsallığının'' günümüzde hala Türkiye gündeminde üst sıralarda yer aldığını görmekten rahatsız olacağını söyledi.

Tarihçi Lowry, Atatürk hayatta olsaydı, kendisinden sonra gelen iktidarlar görevini gerektiği gibi yapmış olsaydı, hem terör örgütü PKK sorunu hem de dinin rolü konularının çoktan çözüme kavuşmuş olacağı görüşünü dile getirdi. Lowry, ''her iki mesele de günümüzde Türkiye için bir pranga gibi. Bu meseleler, Türkiye'nin demokrasiye bağlılığına ilişkin Avrupa'nın kafasını karıştırdığı gibi ülkenin küresel entegrasyon çabalarına da zarar verir nitelikte'' dedi.

Günümüz Türkiyesinde en belirgin yaklaşımın, ''ya hep ya hiç'' veya ''ya sev ya terk et'' olduğunu savunan Lowry, Atatürk'ün, sorunların çözümünde bu ''siyah veya beyaz'' ayrımı yerine, gri rengin varlığının da farkında olduğunu söyledi. Lowry, ''Atatürk yaşasaydı yurttaşlarına, birbirlerinin görüşlerine saygı duymaları gerektiğini hatırlatırdı. Ayrıca 21'inci yüzyılın sorunlarına, 1920'lerin, 1930'ların şartlarına uyacak şekilde tasarlanmış çözümlerle yaklaşamayacaklarını hatırlatırdı. Atatürk, değişen zamana ve koşullara uyum sağlama yeteneğinde gerçek bir dahiydi'' diye konuştu.

Lowry, Atatürk'ün binlerce heykeli ve on binlerce portresiyle kendisini putlaştırma yaklaşımına, yaşasaydı çok üzüleceğini, Atatürk'ün daima gözlerini geleceğe diktiğini söyledi. Lowry, ''Atatürk, geçmişte yaşamıyordu ve geçmişte yaşayanlar konusunda hoşgörülü değildi'' dedi.

Tarihçi Lowry, Atatürk bugün yaşıyor olsaydı, Türkiye'nin sorunlarına 21'inci yüzyıl çözümleri arıyor olacağını vurguladı. Lowry, ''2008 yılında Atatürk, 1920'lerde, 1930'larda geliştirilmiş bir eylem planını muhafaza etmeye ya da bu planı günümüze uyarlamaya odaklanmazdı. Sovyetler Birliği'nin yıkılmasının ardından ortaya çıkan dünyada, ABD'nin Orta Doğu'da varlık göstermesiyle Türkiye'nin yeniden liderlik rolüne geri dönmesi gerektiğini anlardı. Türkiye yeni kurulmuş genç bir Cumhuriyet değil, hem askeri hem de ekonomik açıdan güçlü bir noktada. Atatürk, değişen dünyanın koşullarına göre Türkiye'yi kilit bölgesel güç rolüne taşırdı'' açıklamasında bulundu.

Lowry, Atatürk yaşasaydı, ülkenin dış politikasını, Osmanlı geçmişinden kalma meselelerle rehin tutmaya izin vermeyeceğini söyledi ve bu meseleler arasında Kıbrıs, Yukarı Karabağ, Batı Trakya'yı örnek olarak saydı. Lowry ayrıca, Atatürk bugün hayatta olsaydı, PKK tehdidini hiçbir şekilde göz ardı etmeyeceğini, bir taraftan PKK ile başa çıkarken, diğer yandan altında yatan sebeplere çözüm yaratma yolları arayacağını belirtti.

Atatürk'ün, meziyetlerinin yanı sıra zaafları da olan bir lider olduğunu belirten Lowry, ''hayatının son on yılında, muhalefete karşı hoşgörüsü azalmıştı. Cumhuriyete şekil verdikleri parlak yandaşlarından oluşan kadro bir kenara itilmiş ve Atatürk'ün etrafında (evet efendimciler) toplanmıştı. Her liderin zaafları vardır. Bu da Atatürk'ün zaafıydı'' diye konuştu.

-ATATÜRKLE RÖPORTAJ YAPAN GAZETECİ-

Heat Lowry, 1981 yılında Atatürk'ün doğumunun yüzüncü yıl dönümünde, ''Philadelphia Public Ledger'' adlı gazete için çalışan ve 1921 yılında Anadolu'yu ziyaret ederek Atatürk ile röportaj yapan Clarence Strait adlı bir gazeteciyle tanışmasını da anlattı.

Kurtuluş Savaşı'nın ilk yıllarında Ankara'ya giden Strait'in, Atatürk ile röportaj yapan ilk gazeteci olduğunu belirten Lowry, Strait'in kendisiyle Atatürk hakkındaki izlenimlerini paylaştığını söyledi. Strait'in, o sırada çalıştığı gazetede de yer alan izlenimlerinde, ''Tarih Mustafa Kemal Paşa'yı yeni Türk devletinin kurucusu olarak tanıyacak'' ifadesini kullandığına işaret eden Lowry, ''Gazetecinin bu satırları, Türk güçlerinin Ege'de başarılı bir şekilde ilerlediği 1922 yılından sonra değil, 1921 yılında, geri çekilmekte oldukları bir zamanda yazmış olduğunu hatırlatmak istiyorum'' dedi.

Lowry, gazeteci Strait'in, ABD'ye döndükten sonra ''Bilinmeyen Türkler'' adlı bir kitap yazdığını ancak yayıncı bulamadığı için bu eserin bir köşede kaldığını anlattı. Heat Lowry, bugün bile, aradan 90 yıl geçmiş olmasına rağmen, bu eserin hiçbir yerde yayınlanmamış olduğuna dikkati çekti.

Heat Lowry'ye göre Strait, Atatürk'ün kendisini etkileyen az sayıdaki isimlerden biri olduğunu, ''uğruna ölünecek'' bir lider izlenimi verdiğini, yakışıklı, centilmen, eğitimli, batıda herhangi bir yerde kendisini evinde hissedecek bir insan olduğunu anlattı.

AA