Tutuklanan iki genelkurmay başkanı arasındaki benzerlikler ve farklılıklar

HABERTURK.COM, demokrasi ve militarizm ilişkisi anlamında, tutuklanan iki genelkurmay başkanı arasındaki çarpıcı benzerlik ve farklılıkları analiz etti

06 Ocak 2012 Cuma, 11:41:28Güncelleme: 12:12:50
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
İlker Başbuğ, Rüştü Erdelhun Sonra Oku

HABERTURK.COM / ANALİZ

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un, "Silahlı terör örgütü yöneticiliği" ve "Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamalarıyla tutuklanması, akıllara 27 Mayıs darbesinden sonra tutuklanan dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun'u getirdi. Adnan Menderes hükümetinin devrildiği 27 Mayıs 1960 darbesinin ilk günü "hükümet yanlısı ve darbe karşıtı" olduğu gerekçesiyle tutuklanan Erdelhun, Yassıada'ya gönderilmiş ve tüm rütbeleri sökülerek er statüsüne indirilmişti. Önce idama mahkum edilen, sonra da cezası müebbet hapse çevrilen Rüştü Erdelhun, 1964'te zamanın cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından affedilmişti.

HABERTURK.COM, demokrasi ve militarizm ilişkisi anlamında, tutuklanan iki genelkurmay başkanı arasındaki çarpıcı benzerlik ve farklılıkları analiz etti

Rüştü Erdelhun ile İlker Başbuğ arasındaki tek benzerlik; ikisinin de genelkurmay başkanı olması ve tutuklanması...

Aralarındaki farklar ise hayli çarpıcı:

- Rüştü Erdelhun, seçimle gelmiş meşru hükümete yönelik yapılan darbeye karşı çıktığı için tutuklandı ve hükümetin adamı olmakla suçlandı...
İlker Başbuğ ise 'seçimle gelmiş meşru hükümete karşı darbeye teşebbüs etmek' suçundan tutuklandı ve seçimle gelmiş meşru hükümeti devirmeye çalışmakla suçlandı...

- Rüştü Erdelhun'u darbecilerin kurduğu özel mahkeme tutukladı...
İlker Başbuğ'u ise sivil dönemin özel mahkemesi tutukladı...

- Rüştü Erdelhun tutuklandıktan sonra Yassıada'ya gönderildi...
İlker Başbuğ, tutuklandıktan sonra Silivri'ye gönderildi

İki örnek arasındaki fark, aslında Türkiye'nin 50 yılda sivilleşme ve demokratikleşme konusunda nereden nereye geldiğini de çok iyi özetliyor.