NAZENİN TOKUŞOĞLU / HT PAZAR

Sorbonne’un tarihi amfisindeyim. Duvarda “liberté, égalité, fraternité” yazıyor: “Özgürlük, eşitlik, kardeşlik”... 1789 Fransız Devrimi’nden miras... L’Oréal-UNESCO Uluslararası Bilim Kadınları projesinin ödüllendirdiği dâhilerle buluşmak için Paris’teyiz. L’Oréal ve UNESCO’nun başlattığı projeyle her yıl 5 kıtanın en iyi bilim kadınına ödül veriliyor. Hatta ödül alan bilim kadınlarından ikisi daha sonra Nobel kazandı. Ayrıca 1998’den beri dünyada 2000’den fazla kadın da bursla ödüllendiriliyor. Bu yıl nörobiyoloji, tıp, ekoloji ve genetikte uzmanlaşmış; kanser, depresyon, Alzheimer ve bağımlılığa çareler üreten 15 akıl küpü kadın, bilimin geleceğinin vücut bulmuş halleri gibiydi. İçlerinden biri Türk... Projenin bu yıl burs verdiği isimlerden biri Yrd. Doç. Ahu Arslan Yıldız. 5 kıtanın zirvedeki bilim kadınlarıyla tanışıp sohbet etmekse inanılmazdı. Kadın isterse oluyormuş, bir kere daha anladım... İşte bu sene büyük ödüle layık görülen üç büyük dişi beyin ve burs kazanan Türk bilim kadını...

PROF. CECILIA BOUZAT

Latin Amerika’nın dişi dâhisi Ufacık tefecik bir kadın. Muzip bir havası var. Bilimle uğraşmadığı zamanlar çok eğlenceli olduğu belli. Arjantinli bir biyofizik uzmanı. Ulusal Bilimsel ve Teknik Araştırma Komitesi üyesi, Buenos Aires Universidad Nacional del Sur’de profesör... Sinir iletici farmakoloji alanında uluslararası bir lider. Beyin hücrelerinin kendi aralarında ve kaslarla iletişimi konusunda katkılarından dolayı ödüle layık görüldü, bu alanda dünyayı etkileyen keşifleri var. O ise 2007’de Arjantin L’OrealUNESCO Uluslararası Bilim Kadınları jürisi tarafından keşfedildi. “Alzheimer, depresyon ve bağımlılık tarih olabilir mi” diye sordum. “İnsan ömrü nasıl uzadıysa, ölüme neden olan hastalıklar da bir bir yok oluyor” dedi. Alzheimer’ı önlemek için “Bol egzersiz hem vücudu hem beyni korur” diyor. Kızı Camila da annesi gibi bilimi seçmiş: “İki çocuk yetiştirdim, işimden de geri kalmadım.”

PROF. KAYO INABA

Asya-Pasifik’in parlak beyni Sevimli ötesi bir Japon. Evet hepsi öyle ama Kayo gerçekten gülümsüyor. Japonya Kyoto Üniversitesi Cinsiyet Eşitliği Başkan Yardımcısı ve Kadın Araştırmacılar Merkezi Müdürü... Bağışıklık sisteminin virüs, bakteri ya da kanser hücreleriyle karşılaştığında harekete geçirdiği mekanizmalarla ilgili keşfi onu ödüle götürdü. “Kyoto Üniversitesi Fen Fakültesi’nde ilk kadın doçentim ve daha fazla kadını bilimsel alana kazandırmayı amaç edindim” diyor. Kanser konusunda da umut verici çalışmaları var. Yaptıkları hücre terapisinde dönüm noktası niteliğinde.

DR. SEGENET KELEMU

Afrika ve Arap coğrafyasının temsilcisi Etiyopyalı biyoloji ve bitki patolojisi uzmanı, Uluslararası Böcek Fizyolojisi ve Ekolojisi Merkezi Genel Müdürü. Nairobi’de yaşıyor. Bir zamanlar Etiyopya’nın sahip olduğu tek üniversiteye giden Segenet Kelemu, ABD ve Kolombiya’da çalıştıktan sonra Afrika’ya geri döndü. “Yem çimenleriyle ortak yaşam süren mikroorganizmaların çevresel değişim ve küresel ısınmaya adaptasyonu ve hastalıklara direnebilme kapasitelerini geliştirmeleri üzerine” çalışmasıyla ödül aldı. “Ne kadar uğraşırsak uğraşalım kadın erkek İzlanda’da bile yüzde yüz eşit değil. Bu yüzden hep ek bir sorunla uğraşacağız” diyor. Köyde büyümüş. Çocuk yaşta evlenmeye zorlandığı bir ortamda üniversiteye gitmiş. Yine de “Şanslıyım” diye ekliyor; hem ailesi hem de araştırma için gittiği Kolombiya’da tanıştığı eşinden dolayı. Bir kızı var. “Ona tek bir şey aşılıyorum, sevdiği işin arkasından gidip en iyisi için savaşması” şeklinde konuşuyor. Kelemu’nun uzmanlık alanı bizi çok ilgilendiriyor. Yerel çiftçiler için ekolojik olarak sorunlu besinlerin üretiminde yeni çözümler buluyor.

AHU ARSLAN YILDIZ

‘Mahalle mektebinde okudum’

Madam Curie... Polonyalı kimyacı ve fizikçi... İki Nobel kazandı: 1903 Nobel Fizik Ödülü ve 1911 Nobel Kimya Ödülü... Nobel Ödülü’nü alan ilk kadın, iki kere alan ilk bilim insanı... Yıl olmuş 2014, bilim ve kadın deyince akla hâlâ Madam Curie geliyorsa, bu dünyanın ayıbı. Kaçınız Ahu Arslan Yıldız adını duydu? Türk bilim kadını 34 yaşında, dünyayı etkileyecek bir keşif üzerinde çalışıyor. Bu ülkede dayaktan ölen, çocuk yaşlarda evlendirilen, aldatılsa da susup kocasının evinde oturması emredilen kadınlar var. Bir de Ahu gibiler... L’Oréal Türkiye, 64 genç bilim kadınını burs programıyla destekledi. Bu sene ödüle o layık görüldü.

- Sizi biraz tanıyalım mı?

1980 Bursa doğumluyum. Hacettepe Kimya’yı bitirdim, ODTÜ’de master yaptım. Almanya Max Planck Institute Polymer Research’de araştırma görevlisi, Singapur Institute of Mat. Research’de doktora sonrası araştırmacı oldum. Okan Üniversitesi’nde yardımcı doçentim.

- Ve şimdi Harvard yolcususunuz...

Bir yıllığına Boston’a gidip Harvard Tıp Fakültesi Biyomühendislik Bölümü’nde projeyi tamamlayacağım. 

- Küçükken bilime ilginiz var mıydı?

Ne, nasıl çalışır merak ederdim. Bir film izlemiştim, bir kadın insanları kurtarıyordu. “Ben de böyle olsam’’ diyordum. Ama mahalle mektebinde okudum. Laboratuvar bile yoktu. Bir noktadan sonra aradaki farkı siz yaratıyorsunuz. Kadınlar üniversiteyi bitirip çocuk yapıyor. Bense hayallerimin peşinden gittim. Eşim Hakan da kimyacı, o da doktorasını tamamladı. Singapur’a birlikte eğitime gittik. Bu ödülü aldıysam Hakan’ın desteğiyledir.

- Balayını NASA’da mı geçirdiniz ?

Hayır! İyi ki sordunuz. Herkes garip bir hayatımız var sanıyor. Normaliz. En sevdiğimiz şey dünyayı gezmek. Doğru eş, çok önemli. Aynı bölümdeydik eşimle...

- Bilim kadınından iyi anne olur mu? Anne olan bilim kadınları daha verimli, disiplinli ve pratik oluyorlar. ■ Sizi aileniz mi teşvik etti yoksa her şey insanın içinde mi? Çocuğun ilgi alanı iyi tayin edilmeli. Aile önemli. Avrupa ve Asya’da yaşadım. Türk kadınının mentalitesi Asyalı gibi. Çok modern görünüyoruz ama iş ciddiye binince geri plana geçiyoruz. Avrupalı kadınlarsa biliyorlar ki aile, eş destek olmasa bile devlet arkalarında. Almanya’da kadın çocuk sahibi oluyor, işten çıkarılması falan mümkün değil. Bebek büyürken işe belli saatlerde gelip gidiyor. Devlet büyütüyor çocuğu...

‘NOBEL NEDEN OLMASIN?’

-Sizin çocuk dâhi mi olur? Mutsuz olmasın yeter. IQ’su yüksek, sürekli ödül alan, uçlarda yaşayan biri olmasın. Ben bu işi keyif aldığım için yapıyorum, o da öyle olsun.

- Nobel hayaliniz var mı?

Neden olmasın? Nobel politik aslında. Küçükken “Nobel verecekler bana ama kabul etmeyeceğim’’ derdim. Şimdi yine “artistlik” yaparım ama alırım herhalde!

- “Yalnız ve güzel ülkeme” dersiniz.

Nuri Bilge Ceylan ne güzel konuşmuştu Cannes’da... Aynen... Çok değerli bilim insanlarımız var ama politik nedenler devreye giriyor.

- Tam olarak ne yapıyorsunuz ?

Hücre zarını ve içerdiği proteinleri taklit eden, yenilikçi ve deneysel bir zar platformu geliştirdim. Hücre zarı proteinleri Alzheimer, diyabet ve kanserle bağlantılı olduğu için, pek çok hastalığın erken tanısında önemli bilgiler sağlıyor. Şeker hastalarının kullandığı gibi bir cihaz geliştireceğiz. Kullanımı kolay ve ucuz. Yapay hücre zarı sistemi hazırlıyorum. Kanı sisteme gönderdiğinizde, bir hastalık var mı yok mu tespit edecek. Evde kullanılabilecek. Erken teşhisle önlem alınacak.

- Şahane! Evde kanser taraması...

Gelir seviyesi düşük bölgelerde pahalı laboratuvar malzemeleri ve tıbbi personel yok. Hastaya özel bir çipte laboratuvar yaratarak mağduriyeti önleyeceğiz.

İnanılmaz araştırma!

UNESCO, OECD ve ülkelerin ulusal istatistik ofislerinin 2000, 2011 ve 2012 verileriyle hazırlanan Boston Danışma Grubu Kasım 2013 raporu, acayip şeyler söylüyor...

- Lise öğrencisi bir kızın bilim doktorası ihtimali akranı bir erkeğe göre 3 kat daha az. 

-Dünyada 3 araştırmacıdan biri bile kadın değil.

- Kızlar ve erkekler derslerde benzer performans gösterse de, bilim dallarında lisans yapanların yüzde 32’si kadın, doktorada rakam yüzde 25...

- AB’de bilimsel yüksek akademik pozisyonların sadece yüzde 11’i kadın. Bilim kuruluşlarının başındaki kadın oranı Japonya’da yüzde 6, ABD’de yüzde 27, Fransa’da yüzde 29.

- 1901’den beri Nobel bilim ödüllerinin yüzde 3’ten azı kadınlara verilmiş; 2’si Marie Curie’ ye giden toplam 16 ödül.

  • NAZENİN TOKUŞOĞLU

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000