Yeni Medya Ana Sayfa
ÜYE GİRİŞİ
LÜTFEN KULLANICI ADINIZ VE ŞİFRENİZ İLE GİRİŞ YAPIN!

Shevchenko'nun devam filmi

Ukrayna formasıyla milli takım kariyerinin ilk golünü Türkiye'ye atan Shevchenko, teknik direktörlüğündeki ilk galibiyetine de Konya'da çok yaklaştı. 1996 yılında Samsun'da attığı golle yıldız futbolcunun ilk ayak seslerini duymuştuk, belki sırada hocalığı vardır.

Euro 96 hazırlıkları öncesinde Türkiye A Milli Takımı pek sık gitmediği Samsun'da Ukrayna ile bir hazırlık maçı oynayacaktı ama gündem Fenerbahçe'nin deplasmanda oynayacağı o unutulmaz Trabzonspor maçıydı. Hatta, A Milli Takım kadrosuna Fenerbahçe ve Trabzonsporlu futbolcular, ligin düğümünü çözecek maçtan dolayı çağırılmamıştı. Vedat İnceefe, Selahattin Özbir gibi gençler davet edilmişti.

Ajandanın bir diğer önemli konusu Fatih Terim ve Galatasaray arasındaki flörttü. Gene maaşı konuşuluyordu. Galatasaray ile 2 milyon $ karşılığında anlaştığı yazılıyordu. O dönem için çok büyük paraydı. Örneğin, Cruyff'u kovan Barcelona'nın başına gelen Bobby Robson yıllık 1 milyon $ alacaktı. Kısacası Ukrayna ile Samsun'da oynanacak hazırlık maçının kendisi pek konuşulmuyordu. Aradan 20 yıl geçmesine rağmen bu konuda pek bir değişiklik olmadığını bugün Terim'in kendisinden basın toplantısında doğrulamak ironikti. 

Öte yanda ise Ukrayna sessiz sedasız ve kadrosundaki 11 Dinamo Kiev oyuncusuyla Samsun'daydı. Aralarındaki bir gencin ayak sesleri Avrupa’da yeni yeni duyulmaya başlamış, hatta Milliyet gazetesine ufak bir küpürle de olsa haber olmuştu. O zamanlar şimdi olduğu gibi gazetelerde 5-6 sayfa spor çıkmazdı. Avrupa'da olanları öğrenmek, Internet'in hayatın bir parçası olmadığı, uydulardan maç beğenme keyfinin başlamadığı bir dönemde zordu ve oldukça da merak uyandırıcıydı.

Gecenin sonunda Türkiye özel maçı 3-2 kazandı. Maçta kariyerlerinin ilk milli takım golünü atan iki futbolcu vardı. Faruk Yiğit ve Ukrayna'nın santrforu Andriy Shevchenko. Türk basınının gözdesi, birkaç sene sonra Kocaelispor'dan Fenerbahçe'ye transferi gerçekleşecek olani Faruk'tu. Coşkun Özarı duran topta Shevchenko'nun gelişine vurarak attığı gol için, köşesinde "antrenmanda bile böyle vurdurmazlar." diye yazmıştı. Golü atanın adını yazmamıştı ama o genç, ilerleyen yıllarda bize ismini fazlasıyla hatırlattı.

Hokeyden futbola

1 Mayıs 1996 günü oynanan bu maçtan 10 sene sonra Faruk Yiğit yine aynı yerde, Samsun'daydı. Ve yine manşetlerdeydi. Antrenör futbolcu olarak Bursa Orhangazi Gençlerbirliği'nin 3. lige terfi maçında kulübede sigarasını tüttürdükten sonra oyuna girdiği için hatırlanmıştı. Shevchenko ise ihâlesi Servet Çetin'e kalsa da, on yıl boyunca Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Milli Takımı görünce seri üretime geçerek kâbusumuz olmakla kalmadı, Şampiyonlar Ligi gol krallığı, şampiyonlukları ve Ballon d’Or kazanarak gıpta edilen bir kariyer yaptı.

Oysa Shevchenko, iyi top süremediği için seçilemediği futbol akademisi seçmelerinin ardından hokey oynamak istiyordu. Kendi hokey rüyası bir tarafa, Kızıl Ordu tank alayında çalışan babası Nikolai de oğlunun futbolcu olmasını istemiyordu. Ta ki ülkenin futbol tanrısı Valeri Lobanovski’nin hizmetindeki bir Dinamo Kiev antrenörü olan Alexander Shpakov’un radarına takılana dek. Shpakov, Shevchenko’nun ailesini de ikna edince sorun kalmadı. Profesyonel futbolculuk yolculuğu başlamış oldu ama sular hep dalgalıydı. Kendi deyimiyle “tüm hayatı bir topa bağlıydı.” Fazlası da vardı. Çernobil felaketinden bir ay önce, 9 yaşındayken altyapısına katıldığı Dinamo Kiev’e geçişinden, 25 yıl sonra geri dönene dek aradan geçen sürede Shevchenko drama ve mutluluğu neredeyse hep iç içe yaşadı.

Drama ve mutluluk

Henüz 19 yaşında, 1995-96 sezonundayken Dinamo Kiev'i Şampiyonlar Ligi'nde gruplara taşıdıktan sonra, kulüp yöneticilerinin hakeme rüşvet verme teşebbüsü yüzünden takımın kupadan atılması ve 3 yıl ihracıyla yıkıldı. 2 sene sonra ise ilk Şampiyonlar Ligi maçında PSV deplasmanında 90. dakikada galibiyet golünü atarak turnuvaya başlıyor, Camp Nou'da ilk yarıda Barcelona'ya yaptığı hat trick ile artık yıldız statüsüne geçiyordu bile. Ertesi sezon takımını Şampiyonlar Ligi yarı finaline taşımış ve gol kralı bir santrfor olarak dönemin en zengin ligi İtalya’nın yolunu tuttu. Ukrayna futbol tarihinin en pahalısı olarak, 25 milyon $ karşılığında Milan kadrosuna katıldı.

Çok şey borçlu olduğu Lobanovski ona Beyaz Ronaldo demişti. Artık Ronaldo ile aynı ligdeydi. Santrfor tanımını değiştiren Brezilyalı ilâhın ezeli rakibinde forma giyecekti. Benzetildiği Ronaldo'nun futbol tarihinin en kötü olayları listesinde zirvelerde yer alan Lecce maçında dizinden olduğu sıralarda belki onu izliyordu. Juventus deplasmanında cezası nedeniyle yoktu. Milano'da kalmıştı. Ronaldo futboldan iki seneye yakın bir süre uzak kaldı. Shevchenko ise ilk sezonunda Serie A gol kralı olan ilk yabancı futbolcu olarak tarihe geçti. Serie A'da sadece o sezon forma giyen golcüler arasında Batistuta, Boksic, Crespo, Marcelo Salas, Bierhoff gibi yabancıların yanı sıra Signori, Inzaghi, Vieri, Montella'nın da bulunduğu düşünülürse ne büyük bir iş yaptığı daha da iyi anlaşılabilir.

Sheva yüksekten uçarken Milan o sezon ne ligde ne de Avrupa'da ünvan kazanabildi. 2002-03 sezonunun başında sol dizindeki menisküs sakatlığı yüzünden doğru dürüst forma şansı bulamadı. İyileştikten sonra yıl başına kadar topu topu 3 gol atabildi. Sezonun ikinci yarısındaki 20 maçta sadece 2 golü vardı. Dakikaları da azalmıştı. Mutsuzdu ve içlerinde Galatasaray'ın da bulunduğu bir dizi kulüple transfer söylentileri güçlenmişti. 

Yedek bırakıldığı Brescia maçından sonra Şampiyonlar Ligi yarı finalindeki 0-0'ın rövanşında Inter deplasmanına çıktılar. Cordoba'nın yaptığı penaltıya rağmen yerdeyken vurduğu top Milan'a Old Trafford yolunu açtı. Juventus finalinde iş son penaltıya kaldı. Kariyerinin en kötü sezonunu yaşarken topun başına geçti ve Milan’ın tam 9 sene sonra kazandığı Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunun imzasını atmayı başardı. Madalyasını “Amiral” dediği Lobanovski’nin mezarına bırakarak teşekkür etti.

"Penaltıyı kaçırdığım için kahrolmuştum ama geriye baktığımda kaybetmiş olsak bile o ânı değiştirmezdim. Çok şey öğrendim." - Andriy Shevchenko

Şampiyonlar Ligi 2005 finalinde, bu kez İstanbul'da aynı eşikteydi. Ya kupayı getirecek ya da Liverpool'a tarihin en dramatik şampiyonluk hikâyesini armağan edecekti. Olimpiyat Stadı'nda topun başına geçtiğinde Altın Top ödülüyle tescillenmiş, Dünya'nın en iyi futbolcusuydu. 2 sene önce mutlulukla koşarak Dida'nın kucağına atlayan ve kendini sevinçten yere bırakan Sheva, bu kez kızgınlıktan ne yapacağını bilemiyor gibiydi. İstanbul'da kaçırdığı penaltının ardından topu bir daha tekmeledi ve aldığı madalyanın bir değeri olmadığını kupanın yanından geçip giderken boynundan çıkararak gösterdi.

Ertesi sezon da kendi evliliği için Milan ile olan evliliğini bitirdi. Ayrılık vakti yaklaştığında, sondan bir önceki Parma maçında 8. dakikada sakatlanarak oyundan çıkmış, vedasını Roma karşısında sahada değil tribünlerde yapmıştı. Brigate Rossonere'den bir taraftarın başını Shevchenko'nun omzuna yaslayarak ağladığı kadraj vedanın son güzel resmiydi. Sonrası intikam.

San Siro biçare, gitmemesi için efsanesine tezahüratlar yaparken başkan Silvio Berlusconi hayâl kırıklığını çoktan öfkeye tahvil etmişti. Yıldızını uğurlarken dudaklarından dökülen kelimeler "delikanlı değilmiş kılıbıkmış" oldu. O Berlusconi ki Shevchenko'nun oğlunun vaftiz babasıydı. Kimbilir, belki de Abramovich’in önceden çok daha yüksek tekliflerini reddettiği için pişmandı ama kılıbıklık konusunda pek de haksız sayılmazdı.

Taş yerinde ağır

Kristen Pazik ile 2002 yılında modacı Armani sayesinde tanışmıştı. Pazik ile Abramovich’in eşi Irina yakın dosttu. Çocukların İngilizcesi bahanesiyle iki yakın arkadaş Londra’da buluşurken Milan golcüsünü, Shevchenko da en güzel yıllarını kaybetti. Başkan yardımcısı Adriano Galliani esprili bir iğnelemeyle durumu İngiliz dilinin İtalyan dili karşısındaki zaferi olarak yorumlamıştı.

Chelsea ile anlaştığında pekçokları onun Mourinho projesindeki yerini garanti görüyordu. Abramovich ile yakın dosttu, Rus oligarkın hatrı büyüktü. Shevchenko'nun kasadaki ağırlığı 30 milyon sterlindi ama haftalar ilerledikçe oynadığı futbolun hatrı ona artık ancak rezerv takımda yer açabilecek düzeydeydi. O ıskartalara kaptanlık yaparken, Chelsea evinde oynayacağı Şampiyonlar Ligi maçına hazırlanıyordu.

Ukraynalı için kariyer özeti 30 sonrası için 'taş yerinde ağır' sözünden ibaret. Bunu anladığında 33 yaşındaydı. Milan'a dönmek istedi. İtalyanlar kapıyı kapatmadı ama eline çiçek verip önüne kırmızı halı da sermediler. Gazeteler onun Londra zenginlerinin muhiti Kensington’daki günlerini hatırlatıp kendilerini ne kadar çabuk unuttuğunu işledi. Pahalı alışverişler, golf turnuvaları, şık restoranlar ve müzikallerde geçen kesitler sayfaları süsledi.

Transfer görüşmeleri sürerken Ancelotti 'dürüst olmalısınız, saçma bahanelerin arkasına saklanmamalısınız' diyordu. Takımın ağır abilerinden Gattuso ve Costacurta soruları 'düşündüklerimi söyleyemem' demeciyle reddetti. Ambrosini ise 'taraftarlar hayâlkırıklığına uğrayabilir ama Sheva bir yetişkin ve yaptığının sorumluluğunu almalı. O bir Chelsea oyuncusu' diyerek net konuştu.



Dinamo Kiev'den arkadaşı Kaladze ve bazı taraftarlar dışında Shevchenko'nun Milan'da isteyeni yoktu ama gitti. İkinci baharını ararken, kariyerinde sıfır çektiği tek sezonu yaşadı ve Milan macerasını geri gönderilerek noktaladı. Berlusconi ve içerideki esas oğlanlar intikamlarını soğuk soğuk yemişti. Çok sevdiği 7 numarasını da zaten yeni gözde Pato giyiyordu.

Başarısızlığınla yalnız kalıp gidecek yerin kalmadığında baba ocağına dönersin. Shevchenko da öyle yaptı ama gururunu gurbette bırakmamalıydı. Eşi Pazik değil bu sefer kendisi dil bahanesine sığındı. Oğlunun bu kez de Ukrayna dilini öğrenmesi gerekiyordu.

Shevchenko tam 10 yıl aradan sonra döndüğü evinde unuttuğu fuleli driplinglerini, sağ sol ya da yakın uzak demeden bulduğu köşeleri, öldürücü kafa vuruşlarını bir nebze hatırladı. Blokhin de onu. Ev sahibi Ukrayna’nın Euro 2012'deki tek galibiyetinin ve gollerinin altında onun imzası vardı. Takım elenmişti ama Shevchenko 1 sene önce ülke genelinde yapılan tüm zamanların en iyi Ukraynalı oyuncusu oylamasında Tymoshchuk’un seçilmesine cevabını da vermiş gibiydi.

SHEVCHENKO POLİTİKAYA GİRİYOR "Geleceğimin futbolla ilgisi kal... Futbolu bıraktıktan sonra gelen milli takım teknik direktörlüğü teklifini reddedip politikaya yönelmesi, 2004’te şu an sürgün olan, ismi sayısız skandala karışan Yanukoviç’in başkanlığını desteklemesi kadar büyük bir hataydı.

"Uzun zaman önce taraf seçmiştim, artık kimsenin yanında değilim. Ukrayna'yı temsil ediyorum. Kendime ait bir misyonum var." Shevchenko Turuncu Devrim esnasında “berbat” olarak nitelidiği politika macerasından 2012 seçimlerinde ağır yenilgiyle çıktı. Kırgınlıklar nedeniyle ülkenin resmi sonuçlarına göre en büyük oyuncusu olmasa da, herkes biliyor ki Shevchenko aslında Ukrayna futbolunun bir numaralı efsanesi ve belki de resmi tarihi. Ülkesi için Hagi, Weah, Cruyff ve Maradona gibi pek az futbolcuya kısmet olan çağrışımların sesi. 4 yıl gecikmeli de olsa hatasından dönerek milli takımın başına geçti. 20 yıl önce futbolcu olarak milli formayla ilk golünü attığı Türkiye’de, teknik direktör olarak ilk galibiyetine çok yaklaşmıştı.

Sheva'nın devam filmi?

Türkiye'de artık işin kurdu olmuş Terim'in gençleştirdiği milli takımı, kadro revizyonunu ve tercihlerini konuşulurken Shevchenko henüz yolun başında Ukrayna için benzer adımlar atıyor. Zinchenko, Kovalenko, Sobol, Ordets gibi oyuncuların etrafına kurulan bir takım var. Kravets'i yeniden kazandılar ve arkadan da gelmeye devam ediyor.

Shakhtar'ın kaleci, iki stoper ve önlibero dörtlüsünü olduğu gibi kullanan teknik direktör Shevchenko, rasyonelliğini ve - genç oyuncu tercihleri, aldığı ve almadığı diğer futbolcularla da- cesur, maceraperest tarafını birlikte besleyip futbol karakteri olan bir takım sunmayı başarmış gibi görünüyor.

Kulübedeki yardımcısı Mauro Tassotti tam 14 yıl boyunca Milan'ın ikinci adamı, kendisinin de hocasıydı. Beraberinde, kırmızı siyahlı kulübün 6 yıl maç analistliğini yapan, İtalyanların ünlü futbol akademisi Coverciano mezunu Andre Maldera'yı da getirdi. Onların deneyimlerini ve kendi futbolculuğunda Lobanovski, Cesare Maldini, Carlo Ancelotti, Jose Mourinho, Oleg Blokhin gibi efsanelerden öğrendikleriyle harmanlayarak iyi futbolcudan iyi teknik direktör olmaz genellemesini tıpkı Sergei Rebrov gibi yıkabilir ve çıtayı daha da yükseltebilir. Evrensel şöhreti, yakışıklı ve popüler imajı müsait.

World Soccer'a verdiği röportajda bir gün Milan'ı çalıştırmak istediğini belirtmesinin üzerinden pek fazla zaman geçmedi. Kravets, maç 2-0 giderken o iki şanstan birini değerlendirebilse, emekleme döneminde "eski hocasına karşı" hikâyesiyle teknik direktörlüğünü erken köpürtebilirdi. Tarih bugün Türkiye'nin geri dönüşünü yazıyor ama elemeler bittiğinde belki de Ukrayna'nın buradan aldığı 1 puanla Rusya'ya gidişini yazacak ya da bizim içeride bıraktığımız puana hayıflanmamızı. Belki de Terim'in dediği gibi Shevchenko ile kolkola orada olabilir ama şu bir gerçek ki; Shevchenko, 20 yıl önce Samsun'da fragmanını yayınladığı klasikler arasına girmiş filmin ikinci serisi için de Konya'da azımsanmayacak bir umut verdi.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ
Misafir - 2 ay önce - Cevapla
0 0 0
Harika! Zamanda yolculuğa eder gibi hissettim. Böyle yazılar ve yazarlar artmalı.