ÖNE ÇIKANLAR

Bloomberg HT'de Fatih Kuşçu'nun sunduğu "Spor Saati" programının yorumcusu Fatih Altaylı, spor gündemini değerlendirdi.

RAMİL GULİYEV-BAYRAK TARTIŞMASI
"Ramil Guliyev'in 200 metrede şampiyon olmasının ardından önce Azerbaycan bayrağını alıp sonra Türk bayrağını sırtına almasının Türkiye'de tatsız karşılanacağının hissettim. 'Şimdi bu çocuğa saldıracaklar' dedim. Ama bu saldırı anlamsız. Şöyle düşünsünler; Türk bir sporcu yabancı bir takımda olduğu zaman gidip önce bir Türk bayrağını sırtına koyması kötü bir şey mi? İki ülkenin ne kadar yakın ve kardeş olduklarını bir yandan da dünya kamuoyuna göstermesi... Bence Guliyev'in yaptığında hiçbir sıkıntı yok. Aslını unutmaz insanlar, unutmamalı da... Bence çok doğru bir şey yaptı. İyi bir insan ve iyi bir sporcu olduğunu gösterdi. Söylediği laflar da vardı; Türk gibi yaşıyorum demişti. Öyle olduğu da biliniyor.

YABANCI KURALI
Yabancı meselesi, TFF'nin kendi içindeki tutarsızlığının ve aczini ifadesinin bir başka yöntemidir. Bundan 2 yıl önce yabancıya çok sert kısıtlama getireceksiniz, Aziz Yıldırım istedi ve Fenerbahçe bunun kulisini yaptı diye. 1 sene öyle gidecek ve bu arada yerli futbolcu fiyatları, Tarık Çamdal gibi 2. sınıf futbolcuların bonservisleri 5-7 milyon euro'lara çıkacak... Sonra 1 sene sonra diyeceksiniz ki; bu sefer sınırsız yabancı. İki kararı da alan aynı federasyon yönetim kurulu, başkanı aynı, üyelerin yüzde 90'ı aynı. 'Biz salağız' demek bu federasyon açısından. 'Biz ne yaptığımızı bilmiyoruz, biz rüzgara göre hareket ediyoruz" demek. O da yanlıştı, bu kadar büyük serbestlik de yanlış. Bir yandan şunu görüyoruz, Türkiye'ye çok kaliteli yabancılar gelmeye başladı mesela. Antalya'nın Samir Nasri'yi alması çok da az bir şey değil yani. Diğer takımlar da öyle. İşte Pepe'ler... Sınırın kalkması Türkiye'de bir yabancı çöplüğü oluşturdu diyemeyiz. Ama elbette ki bu kadar fazlası beni de rahatsız ediyor. Bu kadar fazla olmamalı. Takımlar neredeyse sahaya yerli oyuncusuz çıkacaklar. Yabancı oyuncuların gelmesi, Türk oyuncuların kalitesini engeller diye bir şey yok. Ama bu kadar fazla yabancı olması, Türk oyuncuların gelirlerini düşüreceği için ilgiyi azaltabilir. Altyapıya verilen önemi azaltabilir. Bir kısım yabancı olacak elbette.

FENERBAHÇE-TRABZONSPOR MAÇI
Trabzon'un kazanacağını umuyordum. Çünkü Fenerbahçe'yi özellikle Vardar karşısında izledikten sonra gözlerime inanamadım. Niye inanamadım? Fenerbahçe'nin bir önceki maçının özetini izledim. Yurtdışındaydım, tamamını izleyemedim. Çok parlak görünmedi gözüme. Ama çok ciddi kaleci hataları vardı. Kaleci tel tel dökülüyordu. Ciddi savunma hataları vardı. Göztepe'nin başka herhangi bir takıma sezon boyunca 2 gol atabilme ihtimalini zayıf görüyorum. Hakikaten kötü bir takım Göztepe, bu hafta izlediğim kadarıyla. Transferler de eklendi. Fenerbahçe'nin kadrosuna baktığınız zaman aslında o kadar da kötü bir kadro değil. Ama sıkıntılar var. Stoper sıkıntısı var mesela. Oraya Mehmet Topal'ı koyduğun zaman, bu sefer oyun kurucu ön libero sıkıntısı çıkıyor. Souza'da muazzam bir isteksizlik var. Sanırsın ki kerhen oynuyor. Koskoca Fenerbahçe'nin santrforu yok. Fenerbahçe, Vardar karşısına santrfor diye Ahmethan diye bir çocukla çıkıyor. Yaşından ötürü bir şey demiyorum. 16 yaşında da şahane oynayan futbolcular var. O Ahmethan ne yazık ki o düzeyde bir oyuncu değil. Haliyle de hiçbir işe yaramıyor sahaya çıktığı zaman. Türk medyası Ahmethan, Mehmethan diyor ama... Öyle demekle olmuyor. Tam aksine yol geçen hanı oluyor...

"KOCAMAN, YILDIRIM'DAN İNTİKAM ALIYOR SANKİ"
Fenerbahçe'de belli ki artık bir yönetim meselesi var. Fenerbahçe'nin yönetiminin artık gerçeklikle bağı kopmuş. Aykut Kocaman'ın oynattığı oyuna baktığım zaman da; sanırsın ki yer yer Aziz Yıldırım'dan intikam alıyor. Aziz Yıldırım, buna ağır laf etmişti ya... O da onun intikamını Aziz Yıldırım'ın takımını böyle rezil ederek almaya çalışıyor gibi bir hisse kapılıyorum bazen. Böyle bir şey olmaz tabii ki, yapmaz böyle bir şey. Ama ortaya konulan futboldan öyle bir his alıyorum. Niye dersen, Fenerbahçe'nin kadrosu bu kadar kötü bir kadro değil. Valbuena iyi bir adam, Alper iyi bir adam. Çok güzel bir gol attı. Ama Fenerbahçe kötü. O yüzden ben Trabzonspor kazanır diye düşünüyordum. Şunu açık söyleyeyim, Burak Yılmaz sakatlanıp çıkmasaydı, Ersun Yanal Burak'ın yerine Rodallega'yı alsaydı, bambaşka bir sonuç olabilirdi. Fenerbahçe'yi sahasında mağlup etmiş olabilirdi. Fenerbahçe kötü.

AYKUT KOCAMAN'IN AÇIKLAMALARI
Teknik direktörler kimsenin göremediği şeyleri tabii ki görebilirler. Takımın havasını, bizim onun kadar bilmemiz mümkün değil ama dışarıdan baktığınız zaman pek bir şey varmış gibi durmuyor. Ama bu kadro kötü bir kadro değil. Bir takviyeyle, belki iki takviyeyle şampiyonluğa oynayabilecek bir kadro aslında. Rakiplerinden çok aşağıda değil, çok ileride de değil. Bir şansı var. Ama bu kadar iddialı konuşmak için bizim bilmediğimiz başka bir şey olması lazım. Aziz Yıldırım'ın ona başka bir söz vermiş olması gerekiyor.

Ahmethan mı, Robin van Persie mi? Tabii ki Van Persie. Ahmethan yok oluyor sahada, gördün mü sahada? Öbürünün var olduğu zamanları bildiğimiz için bir ihtimal var. Ben savunma oyuncusu olsam Ahmethan varken pek ciddiye almam ama Van Persie varsa bir ciddiye alırsın yani. Ölüsü bile iş yapar derler ya, o tipte bir adam.

ERSUN YANAL'IN AÇIKLAMALARI
28 faul, biraz çok. Temaslı oyun açıklaması yeterli değil. Süper çok da değil, 58 faul de değil. Taktik faul diye bir şey var, bunu düzgün yapıyorsanız kart da görmeyebilirsiniz. Ancak benim izlediğim kadarıyla, faullerin bu kadar fazla olmasında bir yandan da hakem Ali Palabıyık'ın ciddi etkisi vardı. Takdir haklarını çok kolay bir şekilde Fenerbahçe'den yana kullandığını açık söyleyeyim. Bana öyle geldi. Galatasaraylı olduğun için ters gözle bakıyorsun da diyebilirsin... Bilmiyorum, belki de öyle bakıyorumdur. Hayır, süper objektifim diyecek değilim. Söylediği doğru bir şey daha var. Kendi ceza alanına yakın bölgelerde çok faul yaptı Trabzonspor. Bu aleyhte değil, niye değil? Çünkü Fenerbahçe zaten çok pozisyon üretemiyor. Ama duran toplardan pozisyon buluyorsun bir anda. 28 faulün 10-15'i pozisyon olabilecek gibiydi. Sen bunları değerlendiremiyorsan bir kendine bak. Beşiktaş duran toptan çıt diye koyuveriyor. Galatasaray da başlamış atmaya. Sen de ki; benim takımımda bir enayilik var, bu kadar fazla top kullandım ceza alanı içerisine doğru, bunlardan bir tanesini bile doğru dürüst gol yapmayı beceremedim. Oradan kendine bir ders çıkar. Kırmızı kart görmedi, yeşil kart görmedi... Görmedi ama Talisca'nın Veysel'e yaptığı gibi bir şey de ben görmedim. İtiş-kakış fauller. Durica ilk maçta görmeliydi o kesin ama bu maçta yoktu.

FENERBAHÇE VARDAR'I ELEYEBİLİR Mİ?
Futbolda başarılmayacak hiçbir şey yok diye düşünürüm. Ama Fenerbahçe'nin oynadığı oyuna baktığınız zaman, kime 3 gol atmayı başardı? Hangi santrforla gol atacak? Ha bir avantajı var, Vardar'ın savunmasındaki en önemli adam kırmızı kart gördü. Fenerbahçe'nin turu biraz zor. Soldado'yu kulübede oturtup Ahmethan'la oynar mısın? Soldado'yu uyum sağlamadı diye oturttun. Bu adam santrfor, orta sahada beyin olur da... Bu adam santrfor, işin buna top atmak. Biz şu aşağıda caddenin kenarında maç yapıyor olsak, Soldado'yu hiç tanımıyor olsak, yoldan geçiyor olsa, deseler ki 'Ulan bu Soldado.' Alır, koyarım oraya. Çünkü iki top atarım, birini kaleye vurur diye düşünürüm. Git Soldado'yu oynatma, Ahmethan'ı oynat. Santrforun çok uyumlu olmasına gerek yok takımla.

VOLKAN DEMİREL'İN YEDİĞİ HATALI GOLLER
Volkan'ın bu yılki performansından bir Galatasaraylı olarak çok memnun olduğumu söyleyebilirim. Bu kadar mı kötü kaleci olur kardeşim! Bu kadar tartışılan bir kaleci, bu kadar kötüyse eğer demek ki artık yolun sonuna gelmiş. Geçen yıl da eleştiriliyordu. Yedeğine baktığınız zaman daha mı iyi? Daha iyi değil. Vardar maçında hatalı gol yemedi bence. Şans vermek lazım. Volkan'ın olmadığı kesin. Volkan sezon başından beri her maç en az bir, hatta iki hatalı gol yiyor. En azından bu çocuğu da aldıysan, denersin. Volkan bu haliyle bile daha iyiyse Kameni'yi niye aldın kardeşim? O zaman git, başka birini al. Benim kalecim çok kötü, ona alternatif daha kötüsünü alayım. Böyle bir şey yok.

GALATASARAY'IN YÜKSELİŞİ
Geçen sezon Galatasaray'ın sezon başında teknik direktörü kimdi? Riekerink. Galatasaray nasıl başladı sezona? İyi başladı. Bu Riekerink de iyiymiş dediniz mi? Mümtaz Türk spor basın dedi mi? Dedi. Ben burada hala, 'Bunlar futboldan falan anlamıyor, bunlar salak' dedim mi? '2 hafta sonra patlar' dedim mi? Dedim. Patladı. Galatasaray'ın oyunundan çok şikayetçi değilim. Niye değilim? Galatasaray uzun süreden sonra ilk kez hızlı top oynuyor. Ben Galatasaray'ın hızlı oynaması gerektiğini, bugünlerde oynanan futbolun hızlı olmadığı sürece sonuç vermediğini çünkü en zayıf takımların bile set oyununda sıkışık bir savunma yaparak engellediğini görüyorum. Barcelona gibi süper yetenekli takımlar bile, sürekli set oyunu oynamaya başladığı zaman ve yavaşladığı zaman rakibi geçemiyor. O yüzden geçen sezon şampiyonluğu kaybetti. Hız, hız, hız... Galatasaray uzun süre sonra hızlı oynamaya başladı. Milli Takım'la ilgili ortaya attığım bir kavram vardı; langırt futbolu diye... Bu kavram bence tutması gereken bir kavram. Galatasaray, Milli Takım ve Türkiye'deki bazı takımlarda herkesin yeri belli... Al ona, al ona, tık, tık, tık... Birisi vurursa gol olur, olmuyor. İlk defa langırt futbolunun dışına çıktık, hatlar gidip geliyor. Kimseyi kandırmaya gerek yok; Galatasaray muazzam bir futbol oynamıyor. Sezonu erken açmış olmanın ve erken form tutmuş olmanın verdiği avantajla rakiplerinden bir gömlek daha iyiler. Ancak Galatasaray'ın bugüne kadar yendiği iki takım, Osmanlıspor ve Kayserispor muhtemelen bu sene küme düşme adayı. Bunların ikisinin kötü takımlar olduğunu izledik, gördük. O yüzden burası çok yanıltıcı olmasın.

Galatasaray'ın bir avantajı daha var. Rakipleri de çok iyi değil şu an. Beşiktaş olması gerekenin gerisinde. Orada bana sorarsan bir teknik direktör problemi var. Beşiktaş gerisinde. Trabzon biraz daha derlenmiş, toplanmış gibi görünmekle beraber, o da çok iyi değil. O yüzden Galatasaray biraz avantajlı. Başakşehir de mesela Emre yokken ne kadar sallandığını, Emre'sizlikten dolayı ne kadar sıkıntı çıktığını görüyoruz. Başakşehir de transfer yaptı ama Samir Nasri'yi Başakşehir alsaydı, bambaşka takım görebilirdik. Çok iyi transfer yaptılar ama Emre'nin yerini dolduramadılar. Avrupa'da çok net gördük. Galatasaray kandırmasın kimseyi... Hızlı oynuyor, transferler de biraz erken uyum sağlamışlar, iyi tarafı o. Belhanda hazır değil, Fernando hazır olmamasına rağmen çok başarılı. Atiba Beşiktaş'ta ne ise Fernando Galatasaray'da o, hatta daha iyisi olabilir. Gomis muazzam. Takımı atağa kaldıran, takımı ateşleyen, takımı yürüten güç şu anda Gomis. İlk maça çok kötü başladı Tudor. Maçı değiştiren oyuncular oldu. Oyuncular dediler ki; biz niye geri çekiliyoruz, biz manyak mıyız, karşıdaki takım hikaye... Gomis'in çekmesiyle takım ileri çıktı ve farka gittiler. Fakat Tudor'un enayiliği, değişikliklerde kendini gösterdi. Son derece yanlış değişiklikler yaptı. Karşısındaki rakip Kayseri değil, biraz daha dişli bir rakip olsaydı maç oradan bile gidebilirdi.

Bu hafta ise tam aksine hem doğru adamları, doğru adamlarla değiştirdi. Hem de tam zamanında değiştirdi. Belki Ndiaye'yi biraz daha erken çıkarabilirdi. Galatasaray'ın şu an görünen sorunu; kondisyon sorunu var. Sezon başı olması nedeniyle belki, belki havalar nedeniyle. Galatasaray çok hızlı oynuyor fakat 60 dakika sonra tam anlamıyla stop ediyor. Stop ettiğinde yerine aldığınız adamlara baktığınızda da Sinan'la takım problemli, Sinan'ı alamıyor; aldığı zaman da performans alamıyor. Yasin'i alıyor ama Yasin kafa olarak enteresan bir çocuk, normal bir kafa yapısına sahip değil. Tipik bir ikinci, üçüncü kuşak Almancı futbolcu kafa yapısı var. Selçuk ise kendini tamamen bırakmış. Oyuna girdikten sonra oynamadığı futbol gerçekten utanç vericiydi.

 

GALATASARAY'IN MALİ DURUMU
Taraftar gözüyle bakarsan yüzde 50 olmuştur diyebilirsin Galatasaray için. Ama belli olmaz yarın ne olacağını. Tudor'un kariyerinde referans olarak gösterebileceğimiz böyle uzun süreli bir başarı görmüyoruz. O yüzden iyiye de gidebilir kötüye de gidebilir. Ama totale baktığın zaman, salt skora dayalı taraftar gözüyle bakmadığın zaman; Galatasaray'da ciddi sorunlar var. Bu sorunlar da asla ortadan kalkmayacak. Çünkü Galatasaray'ın başkanı, sürekli gerçek dışı beyanatta bulunuyor. Doğruları söylemiyor. Doğruları söylememek demek de Galatasaray'ı batağa sürüklediğini herkesten gizliyor demek. Önümde Galatasaray'ın mali tablosu var. Galatasaray'ın zararı 297 milyon TL. KAP'a bildirilmiş rakamlar. Önceki sene 79 milyon TL. Ondan önceki sene 30 milyon TL. Yani katlanarak artan iki senede 10 katına çıkmış bir zararı var Galatasaray'ın. Keza takım maliyeti konusunda da doğru olmayan rakamlar verdi.

Bu çok ayıp bir şey. Karşısında oturan Galatasaray divan kurulu üyeleri, bunlar cahil, bilgisiz, mali konularla ilgili kafası çok basmayan insanlar olabilir tamamı. Ama bizim gibi kafası basanlar da var. Sen diyorsun ki 'Riva'nın parası kutsaldır, dokunmayacağız.' Bu paraya dokunmayacağım diyorsun, bankaya veriyorsun. Sonra tekrar gidip bankadan para alıyorsun. Burada ilk ben açıkladım, bunlar gittiler Odeabank'tan 150 milyon TL borç aldılar. Sözde Denizbank'a borç kapattıkları gün. Spor basını ölmüş. Spor basınları, yönetimlerin yalakası olmuş. Aman başkan bize kızmasın, aman başkan bize beyanat versin, aman başkan bizi Florya'ya, Samandıra'ya sokmamazlık etmesin. Türk spor basını olmuş, başkan sözcüsü bir grup yalaka. Bir tanesi de bunu yazmadı. Ben gittim bunu Habertürk'ün ekonomi sayfasına yazdım. Galatasaray'ın borç-alacak durumlarını. Çıktılar, yalanladılar. Ne oldu, çıktı mı ortaya... Sen diyorsun ki ben bu paraya dokunmuyorum, sanırsın ki Florya'dan gelen paraların seri numaralarını almışlar, onu harcamıyorlar... Sen parayı sokağa atıyorsun... Galatasaray hesaplarını mayıs-mayıs kapatıyor. UEFA'ya henüz daha bu mayısın hesabını vermediler, martta bir kandırmacayla geçiştirdiler. Ekimde UEFA'ya hesap verecekler, UEFA Galatasaray'ın zararıyla ilgili bir sınırlama getirdi. Diyor ya, 65 milyon euro... Bir tane kriter yok, 'zararlarını 30 milyon euro'yla sınırladım' diyor. Buradaki hesaba bakıyorum 297 milyon TL. Kabaca 75 milyon euro eder. UEFA'nın verdiği sınırın 2 buçuk mislindesin. Avrupa'dan yasaklanırsan, al bu transferleri götür evinde servis yaptır.

DİVAN KURULUNDA YAŞANAN KAVGA
Galatasaray'ın vahameti burada... Galatasaray ödeyemeyeceği ücretleri ortaya koyarak adam aldı. En ucuz adamı 2 milyon 800 bin euro. Diyor ki bonservis şu kadar verdim, imza paralarını onun içerisinde söylemiyor. Ve kendi adamı, bizzat kendisinin yönetime aldığı, Sportif AŞ'yi emanet ettiği kişi, çıkıyor ve diyor ki; 'Başkan, 99 milyon harcadın, ne millete yalan söylüyorsun...' Galatasaray'da rezilliğe bak. Kendisinin göreve getirdiği adam hakaret ediyor, başkan ve yöneticiler kalkıp onun üstüne yürüyorlar. Alper Narman diye kim olduğunu bilmediğim bir çocuk kalkıyor buna oradan bağırıp çağırıyor. O ona küfrediyor, gel dışarıya diyor. Ne abi burası? Hangi spor kulübü? Galatasaray'da böyle bir şey olur mu? Divan kurulu tatil ediliyor, sonra tekrar başlıyor. Tekrar başladıktan sonra bir hır daha.... Dışarıda kavga başlıyor, Yılmaz Ulusoy birini götürüp kavgayı engelliyor. Bu mu Galatasaray? Bir yanda sahada kötü olmayan bir görüntü var. Ama bir yandan da içeride Galatasaray perişan vaziyette. Mali olarak büyük çöküntüde ve buradan nasıl çıkılacağına dair hiçbir şey yok.
Toplantıyı bu hale getirenlerden birisi, kendisinin Galatasaray içerisine nereden geldiği belli olmayan bir yaklaşımla göreve getirip, Sportif AŞ'nin yönetimine koyduğu adam; diğeri de hemen yanında oturan yönetim kurulu üyesi. İkisi de yabancı değil, ikisi de kendi ekibinden. Toplantıyı o hale getirenler onun adamları. Benim adamlarım, bunun adamları değil. Galatasaray'ı ne hale getirdiğini kendisi görsün. Ben seni eleştirdiğim zaman diyorsun ki; 'Fatih Altaylı bana böyle böyle diyor ama beni gördüğü zaman abi diyor.' Biz Galatasaray'da bunu gördük. Eleştiririz ama gördüğümüzde saygıda kusur etmeyiz. Demek ki benden de Levent Nazifoğlu olmamı bekliyor. Ben de çıkıp orada diyebilirim. Ben Galatasaray başkanını gördüğüm her yerde saygıda zerre kusur etmedim. Benim yaptığım, saygıda kusur etmemem kabahat ise saygıda kusur edenlerle muhatap olursun. Layığın da odur ayrıca.

RİVA İHALESİNDEN ELDE EDİLECEK GELİR
Bu sene 297 milyon TL olan zarar, seneye en az 300 milyon. Bu paralar nasıl bulunur, bunun cevabı zor. Galatasaray'da bir karar alındı, her ay bir divan yapılıyor, şimdi her ay imzalarla bir divan daha yapılacak. Bir grup Galatasaraylı, divanı iki kere toplamak istiyor. Bunun nedeni şu; başkanın bu kadar rahatça Galatasaray'ın varlıklarını saçıp savurmasını engelleyebilme maksadıyla. Çünkü senede bir olan mali genel kurulla bunun hesabının sorulamayacağı düşünülüyor. Önümüzdeki divan toplantısında ben çıkıp bir konuşma yapacağım. Bütün bunları soracağım ve Riva meselesinde '3 milyar gelecek' dedi değil mi? 1 milyar vereceğini söyleyen firma, 'Ben bu parayı veremeyeceğim, çünkü imar durumunda iyileştirme istedim, olmadı' diyerek kaçtı. Şimdi Galatasaray kaldı 761 milyon TL'ye. Galatasaray'da şöyle bir söylenti var, bunlar Galatasaray yönetimi için ağır laflardır; aslında bu tezgah baştan kuruldu, 2. de çekilecek, başkana çok yakın olduğu iddia edilen 3. firmaya bırakılacak. Bunlar çirkin şeyler. Umarım bu gerçekleşmez. Umarım bu Galatasaray'daki kötü niyetli insanların sözlerinden ibarettir. Galatasaray'da giderek daha fazla insan, kulüp içerisinde 'Başkanın acaba bu işten bir menfaati mi var' demeye başladılar. Bunlar Galatasaray tarihinde görülmüş şeyler değildir.

KASIMPAŞA-BEŞİKTAŞ MAÇI VE ŞENOL GÜNEŞ'İN SÖZLERİ
Su molasından faydalanınca sorun yok, faydalanmayınca sorun var. Şenol Güneş'e biri şunu sorsaydı keşke; geçen sene bütün maçlarda hakemler senin lehineyken ağzını açıp tek kelime etmiyorsun da sadece bir maçta yarı bir hata olduğu zaman car car car konuştun. Talisca'nın kırmızı kart görmemesine ne diyorsun? Diyelim ki bunu senin rakibin yapsa, neler derdin? Ya böyle bir şey olabilir mi? Adam rakibini tekme-tokat dövüyor neredeyse, ciddi sokak kavgası... Hakem buna hiçbir şey yapmıyor. İki senedir Beşiktaş'ın bir dokunulmazlığı var, sürüp gidiyor. Nereye kadar sürecek bu? Bu sürdüğü zaman insanın aklına otomatikman şu soru geliyor, sadece benim değil; federasyon başkanının Türkiye Ligi'ndeki bir takımda 100 milyon dolar alacağı var ve bu takım kollanıyor. Bu nasıl oluyor? Geçen sene Quaresma'nın görmediği kırmızı kartlar, başka olaylar... Bu sene daha sezonun ikinci maçında böyle sert bir hareket olur da takdir hakkını kullandı dersin. Abi yumruk atıyor ya yumruk. Kalkıyor, dan diye çakıyor adama. Daha ötesi ne? Beşiktaş'ın kırmızı kart görmesi için şortunda sakladığı tabancayla rakibini vurdu da bile göstermeyebilirler. Derler ki, bu adli olay, hakemin işi değil. Mahkeme karar verir, maçtan sonra polis gelsin... Bu iş buraya doğru gidiyor. Federasyon başkanıyla, Beşiktaş arasında da parasal bir ilişki olduğu zaman iyiden iyiye iş zıvanadan çıkıyor kardeşim. 'Elin ağzı torba değil ki büzesin'de ben el oluyorum. Niye büzeyim ki?

MESSI'YE YAPILAN 300 MİLYON EURO'LUK TEKLİF
Bu artık futbol parası değil. Yarın öbür gün, poposunu Çin'deki birtakım milyarderlere, Rusya'daki birtakım oligarklara, Katar'daki Suudi Arabistan'daki El bilmem kimlere dayamayan kulüplerin yaşama şansı, futbolun kendi içerisinde bir mantığı olma şansı kalmıyor. Ne demek abi 300 milyon euro! Nereden? 300 milyon euro, şu kadar varil petrol diyor...

ARDA TURAN GALATASARAY'A DÖNMELİ Mİ?
Arda inşallah Galatasaray'a dönmez. Galatasaray açısından yanlış olur. Zaten vahim bir mali tablosu var, üstelik de bugün Galatasaray'ın oynadığı futbol tarzını devam ettirecekse Galatasaray, Arda'nın bu futbol tarzı içerisinde yeri yok. Şu açıdan yeri yok, Arda Galatasaray'a geldiği zaman şöyle gelecek; ben bu mahallenin ağasıyım... Galatasaray'ın şu anda ben bu mahallenin ağasıyımlık bir durumu kalmamış vaziyette. Galatasaray şu anda ağasız. Bu da çok iyi bir şey.

GOMIS İÇİN ATILAN IRKÇI TWEET
Gomis'e maymun demiş öküzün bir tanesi. O tweet rezilliktir. Şöyle söyleyeyim, normaldir ama. Çünkü bizim kültürümüzde ne yazık ki böyle şeyler var. Bunun ırkçılık olduğunun bile farkında değiliz. Unutma ki Türkiye'de bir büyük kulübün başkanı, kendi futbolcusu için 'yamyam' demişti. Oradan buraya değişen bir şey yok.Bir kademe ilerleme yok, gerileme var. Normaldir ama bu ırkçılıktır. Bu adli olarak cezalandırılması gereken bir şeydir. Kınanması gereken bir şey değil, cezalandırılması gereken bir şeydir."