BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

"Sahip oldukların sana sahip oluyor.” Dövüş Kulübü’nde Tyler Durden’ın ağzından bu sözler döküldüğünde afallamıştık. Düşününce haklılık payını görmemek elde değil. Zira bu sözleri duyduğum filme ara verdiğimde bile yaptığım ilk iş Whatsapp bildirimlerime bakmak olmuştu. Stephen Hawking ise bunu bir adım ileri götürdü ve yapay zekânın dünyayı ele geçirip insanlığın sonunu getireceğini iddia etti. Benim kafamdaki senaryo ise Stephen Hawking’inden daha korkunçtu. Ellerindeki akıllı telefonlarla kendilerini sanatçı ilan eden sanal müzisyenler, doğallıktan uzak elektronik enstrümanlar sanatın sonunu getirecek! Tüm bunları, geçtiğimiz perşembe günü TodaysArt Festivali’nin kurucusu ve direktörü Hollandalı Olof van Winden’le, Zorlu PSM’de Digi.logue-Gelecek Anlatıcıları Zirvesi’nde konuştuk. HT Pazar'dan Arda Aşık'ın haberi...

Dijital müziğin, devrim yaratan yenilikleriyle dolu 20 yılı geride kaldı. Bu platformun geleceğinde bizleri neler bekliyor?

Bence müziğin evrimi enstrümanların evrimine paralel gidiyor. Örnek vermek gerekirse elektrogitarın ortaya çıkması popu, davul makinesinin icadı tekno müziği doğurdu. Software, ITunes’u getirdi. Bu, müzik endüstrisinin mihenk taşıdır. Çünkü geçmişte, sanatçı, parasını albüm satarak kazanıyordu, albümün reklamı için konser ve tur düzenliyordu. Şimdi ise para konser ve turdan kazanılıyor, bunların reklamı için kar amacı gütmeden albüm yapılıyor.

‘Bilgeliğin tek elde toplanmasına izin vermemeliyiz, öğrencilere makineleri yönetmeyi, programlamayı öğretmeliyiz. Bu İngilizce ya da Fransızca öğrenmekten daha mühim.’

Peki müziğin geleceği?

Artık teknoloji sayesinde, enstrüman çalmayı bilmese de herkes müzik yapabiliyor. Ama bu iyi müzik anlamına gelmez. Önemli olan sanatçının yaratıcılığı. Bence müzik değil, endüstrisi değişecek. Müziğimiz ritim bazlı. Caz ve popa baktığımızda hâlâ Afrika tribal ritimlerinin temel alındığını görüyoruz. Dünyamızı biraz daha açtığımızda ise Arap izlerini alacağız, bu teknolojikten ziyade kültürel bir etki. Belki de aletlere ihtiyacımız kalmayacak, düşüneceğiz ve düşündüğümüz müzik gelecek, tıpkı yapay zekâ gibi. Müzik ve kültür daha entegre hale gelecek.

Gelecekte yeni sanat dalları ortaya çıkacak mı?

Sanmıyorum, hâlâ sanatı tüketim tarzımız bile geleneksel. Bence yeni bir dal yaratamayacağız. Ancak sanatı tüketim tarzımız değişecek. Sanal gerçeklikle, konsere gitmek yerine sanal gözlük takacağız. Ama bu canlı performansın yerini tutar mı bilmiyorum, konserdeki sanatçının teri, mekânsal enerjiyi hissetmek. Bir sanat etkinliğin gitmek sosyal bir şey. Yeni bir dal ortaya çıkmayacak ancak branşlar harmanlanacak. Artık insanlar görüntüyle sesi birleştiriyor. Benim de fikirlerim buradan doğdu. Festivaller, etkinlikler, projeler yeniyi gördüğümüz yer. Avrupa Uzay Ajansı’yla çalışıyoruz. Mars’ta kurulacak hayat için götürülecek makinelerin yapımında çalışacak sanatçı arıyorlar. Çünkü uzaya kültürümüzü götürmek zorundayız.

‘HAWKING ESKİ KAFALI’

Stephen Hawking, yapay zekânın tehlikeli olduğunu, dünyayı ele geçirip insanlığın sonunu getireceğine inanıyor. Sizin yorumunuz nedir?

Stephen Hawking yaşlı bir adam, eski kafa ve eski ekolden geliyor. Kendisi de makine. Bence eski kafalıları dinlemek en sakıncalı şeylerden biri. Bu durumun akıbetini öğrenmek için yeni düşünürlerin gelmesini bekliyorum. Evet, kesinlikle yapay zekâ bizden daha zeki hale gelebilir. Ancak ne empatisi ne kalbi var, programlanmış bir şey. Eğer insanlar empatisini korursa, yapay zekâ daha fazlasını yapamaz. Ancak biz de empati yoksunu umursamaz makineler haline gelirsek işte bu insanlığın sonu olur. İçinde olduğumuz biyosfere ek olarak teknosferi yarattık. Biyosferdeki kaynaklarla teknosferi besliyoruz. Bilinçlenmemiz gerekiyor.

‘YENİ ŞEYLERİN ETİĞİ YOK’

Yapay zekânın arkasındaki güçler...

Art niyetleri için kullanabilirler ancak insanlığın sonunu yapay zekâ değil, yine insanlar getirmiş olur. Buna karşın ihtiyacımız olan şey etik. Şu anki sorunumuz yeni şeyler üretmemize rağmen yeni etiğimizin olmaması. Hukuken etiğimiz yok, dijital etiğimiz yok. Örneğin sürücüsüz araba. İki olumsuz ihtimalin olduğu bir kaza anında araç kimi koruyaca- ğını nasıl seçecek? Eğer eğitimimiz olursa, cehaleti yenersek teknoloji bizim emrimize amade olur. Bilim kurgu filmlerini aratmayacak bir senaryoyla karşılaşmak istemiyorsak İngilizce ya da Fransızca yerine yazılımı öğretmeliyiz. Teknoloji hayatımızı kolaylaştıran bir şey. Tüm ağır işleri teknoloji hallediyor. Peki sonra ne olacak? İş kalmayacak mı? Umarım Mars’a giden makineler başarısız olur. Böylece dünyanın hepimize yetecek kadar büyük bir yer olduğunu anlarız. Dünyada gereğinden fazla kaynak ve yer var, sevgi var.

‘TRUMP, GOOGLE REKLAMI İLE AYNI YOLU İZLEDİ’

Art niyetli güçler?

Trump, Amerika’daki seçimleri algoritmalarla kazandı. Demokrasi güzel bir şey. Matematik çok güçlü. Hiç fakir bir başkan görmedim. Google’ın reklamcılığıyla aynı yolu izliyorlar. Amerika’daki kızgın beyaz adamı daha da kızgın yapıyorlar ve oyunu alıyorlar. Ne konuştuğunuzu, ne yaptığınızı, nerede olduğunuzu, her şeyinizi biliyorlar. Çözüm: Yaratıcılık, eğitim, açık görüşlülük, işbirliği. Bilgeliğin tekelde toplanmasına izin vermemeliyiz, öğrencilere makineleri yönetmeyi, programlamayı öğretmeliyiz, dediğim gibi bu İngilizce ya da Fransızca öğrenmekten daha mühim.

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
2000
2000