Müzisyen Mustafa Özkent: Ucuz yollara başvurmayı etik bulmam

02.12.2017 - 05:12 | Güncelleme:

Efsane müzisyen Mustafa Özkent İstanbul’da ikinci kez kendi konserini verecek. Sahnede Özkent’e The Belgian Orchestra eşlik edecek. Türk müziğinin Dr. Frankenstein’ı konseri ve müziğe dair düşüncelerini anlattı...

Mustafa Özkent, nam-ı diğer Türk müziğinin Dr. Frankenstein’ı, 1973’te değeri o vakit fark edilmeyen bir albüm çıkardı; Gençlik ile Elele. Özkent diskolarda çalınca yerli müziklerin funk cover’ları olduğunu anlayanlar burun kıvırmış. Taa ki 2006’da Finders Keepers Record albümünü keşfedene kadar. Dünya listelerinde kendine hızlıca yer buldu. Parçalar arasında Üsküdar’a Gider İken, Dolana Ay Dolana, Burçak Tarlası ve nicesi var. Orkestralarda çalan usta müzisyenin kapısı artık kendi solo konser teklifleri için çalındı. Özkent İstanbul’daki ikinci konserini Zorlu PSM’de 15-16 Aralık’ta gerçekleşecek MIX Festivali’nin ilk günü verecek. Sanatçıya The Belgian Orchestra eşlik edecek. Bu konser kaçmaz... Özkent konseri öncesinde sorularımızı yanıtladı... HT Cumartesi'nden Ece Ulusum röportajı...

1973’teki Mustafa ile bugün arasında değişmeyen neler var?

Değişmeyen şey müzik aşkım. Yurdum insanının da artık kendi sanatçılarına geç de olsa sahip çıkmaya başlaması mutluluk verici. Değişmeyen ama üzücü olansa, hâlâ yabancı hayranlığı alışkanlığımızdan kurtulamamamız. Kendi sanatçılarımız yurtdışında daha çok ilgi ve takdir görüyor. Düşünün ki yurdum insanı beni 1973’te yaptığım ‘Gençlik ile Elele’ albümünü 2006’da İngiltere ve Amerika’da tekrar basılıp listelere girdikten ve Avrupa da konserler yapmaya başladıktan sonra tanımaya başladı.

Bugün sahnelerde olmak size neler hissettiriyor?

Aslında hep sahnelerdeydim. İstanbul, Ankara ve İzmir’de otel, kulüp, gazinolarda ve konserlerde yurtiçi ve yurtdışında birçok sanatçıya gitarım ve orkestramla eşlik ettim. Ama, bu defa kendi konserlerimde bana eşlik eden Belçika orkestramla sahnelerdeyim. Bu çok değişik bir duygu ve heyecan kaynağı. Solist psikolojisini, onun verdiği mutluluk ve sorumluluğu şimdi daha iyi anlıyorum.

Müziğe dair gelecek öngörünüz var mı?

Kendi adıma bugüne kadar yapmak istediklerimin birçoğunu yaptım ama hepsini değil. Gerçekleştirmek istediğim iki hayalim daha var. Bunlardan birisi, ülkemin orijinal müziğini dünyaya çok güzel bir orkestra ve düzenlemeyle, yurdumda yetişmiş çok değerli enstrümantistlerin birer parçada solist oldukları bir albümle tanıtmak. İkincisi ise bazı sanatçıların da yaptığı gibi örneğin Londra Senfoni Orkestrası’nın da eşliğinde kendi orkestramla, aranjmanlarını da benim yaptığım bir konser vermek.

Spotify ve Youtube üzerinden müzik dinliyor musunuz?

Ben Spotify ve Youtube üzerinden mecbur kalmadıkça müzik dinlemem. Ancak araştırma amaçlı bazen Youtube’dan müzik dinlerim. Normalde plak, kaset ya da CD’den müzik dinlerim. Dijital ortamda kullanılan müziklerin ses kalitesi teknik olarak düşüktür. Ayrıca, emeğe ve sanata saygı babında ucuz yollara başvurmayı etik bulmam. Zira, internet ve dijital ortamda bedava dinlenen ya da indirilen müzikler eser sahibine yapılan en büyük haksızlıktır. İnternette bedava dinlenen müzikler sektörün sonu olacak. 

Avrupa’da müzik türlerinin iyice iç içe geçtiğine dair şeyler yazılıp çiziliyor. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?

Katılmıyorum. Aslında her müzik türü kendi özelliğini taşır. Bence, bu ancak değişik müzik türleri birleştirilerek yapılan sentezler için söylenebilir ve bunlar yeni arayışlar içinde olan müzisyenlerin yaptığı istisnalardır. Nitekim 70’lerdeki Free Jazz akımını buna örnek gösterebiliriz. Free Jazz, müzikte bilgi ve birikimiyle bir yerlere gelmiş ve o sınırları zorlamak isteyen müzisyenlerin hiçbir tarz ve kurala bağlı kalmadan yapmak istedikleri müzik idi. Fakat bazı tanınmış caz müzisyenleri bu tür albümler yapmış olsalar da devamı gelmemiştir.

Konserde neler olacak?

Zorlu PSM’de gerçekleşecek MIX Festival, benim İstanbul’da ikinci konserim olacak ve bana yeni plağım ‘Funk Anatolian’ ile Avrupa konserlerimde eşlik eden 7 kişilik Belçikalı müzisyenlerden oluşan orkestram gelecek. Bu orkestra birçok ülkede dünya starlarına eşlik eden 7 kişiden oluşan çift bateri ve çift perküsyonlu bir grup. Bu konserde tamamen yeni albümden parçalar çalacağız ve bu konsere gelenler bugüne kadar hiç dinlemedikleri bir müzikle karışılacaklar. Kısacası sürpriiizzz...

‘Gitarım her şeyiyle bana özel olsun’

 Müzik endüstrisinden biri olsaydım adınıza özel bir gitar tasarlamak isterdim. Böyle bir gitar yapılacak olsa, sizin rüya gitarınız nasıl olurdu?

Bildiğiniz gibi birçok gitarcının kendi adıyla anılan gitarları var; Les Paul, Carlos Santana, Jimi Hendrix... Bu gitarların diğerlerinden tek farkı üzerinde bu insanların imzalarının olması. Oysa ben, benim adıma yapılacak bir gitarın her şeyiyle bana özel olmasını isterim. Rüyamdaki gitar, Türk müziği makamlarının da çalınabileceği, örneğin bağlama ya da tambur gibi enstrümanlarımızda kullanılan koma ses alınabilen perdeleri de içeren bir gitardır. Nitekim benim gitarlarımdan biri bu nedenle ek perdeler koyduğum 1967 model Fender Coronado’dur. İngiltere’de 2006’da yaptığım müziğin özel tarzı ve ek perdeler ilave ettiğim gitarım sayesinde DJ Andy Votel tarafından bana Dr. Frankenstein lakabı verildi.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ