Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Mutluluğun % 19’unu cinsel doyum açıklıyor

        Alihan MESTCİ / HT PAZAR

        amestci@haberturk.com

        Twitter ünlüsü Ceren the Irish, meseleyi flörtten açmış, erkeklere “Gelir düzeyiniz bir ilişki yaşamaya müsait değilse o ilişkiye kalkışmayın. Kimse sizinle tavuk döner yemek zorunda değil” demişti. Ortalık karıştı... Şimdi soru; yatak işlerinde durum ne? Yoksa orada da mı “tavuk döner”?

        Mutluluk ve cinsellik

        Pozitif psikoloji ve mutluluk üzerine çalışan, Niğde Üniversitesi’nden Doç. Dr. Tayfun Doğan, Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Tuğut ve Prof. Dr. Zehra Gölbaşı’yla birlikte cinsel yaşamın mutluluğu ve hayat kalitesini nasıl etkilediğini araştırmış. 17-63 yaş arası evli kadınlar üzerinde yapılan araştırmada varılan sonuç şu: Cinsel yaşam kalitesi yükseldikçe kadınlar hem hayattan daha fazla keyif alıyor hem de daha mutlu bireyler haline geliyor. Cinsel yaşam kalitesi, mutluluğun yüzde 19’unu, yaşam doyumununsa yüzde 25’ini açıklıyor. Sizi tatmin etmediyse ekleyeyim, Doğan, bunun ciddi bir oran olduğunu söylüyor. Mesela insanların mutluluğunda benlik saygısı, yani öz saygı yüzde 34 oranında yer tutuyor; özeleştiri mutluluğun yüzde 24’ünü açıklıyor. Doğan, bir parantez açıp “Mutluluk sadece cinselliğe bağlı değil elbette” diyor. “Cinsel yaşamı problemli olabilir ama mesela iş yaşamında iyidir, arkadaşlarından, sosyal çevresinden destek görüyordur ve mutluluğu oradan telafi edebilir.”

        Memlekette laf yatak işlerinden açıldığında mangalda kül bırakmayan erkeklerin foyası meydana çıkıyor, dikkat! Bilim devreye girdikçe kadınların mutsuzluğunu ölçen araştırmalar birbirini izliyor, başkaldıran kadınların sayısı artıyor...

        Twitter ünlüsü Ceren the Irish, meseleyi flörtten açmış, erkeklere “Gelir düzeyiniz bir ilişki yaşamaya müsait değilse o ilişkiye kalkışmayın. Kimse sizinle tavuk döner yemek zorunda değil” demişti. Ortalık karıştı. Parası olan erkekler tavuk dönerden öteye geçebiliyor mu; orası da geçen haftaki sayımızda yer alan “bilimsel flört” dosyasında ele alınmış ve “Çoğu için hayır” yanıtıyla dosya kapatılmıştı. Şimdi soru; yatak işlerinde durum ne? Yoksa orada da mı “tavuk döner”? Mesela “Eşimden uzaklaşıyorum” diyor uzmana başvuran bir kadın. “Benimle birlikte olmak istemiyor, erteliyor. Ön sevişme yapıyorum, fantezilerim var ama karşılık alamıyorum. Yoksa başka bir kadın mı var?” Bu ve benzeri pek çok hikâyeye şahit olan Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Tuğut, kadınların cinsel yaşam kalitesi üzerine araştırmalar yapıyor. Yüzlerce kadınla görüşmüş. “Aynı yatağa giren eşler ne kendi bedenlerini ne de birbirlerini tanıyor” diye başlıyor anlatmaya. “Cinselliği, kadın bir görev erkek de rahatlama aracı olarak görüyor.” Araştırmalar, Türkiye’de her 3 kadından 2’sinin hayatının bir döneminde cinsellikle ilgili sorunlar yaşadığını gösteriyor. Ve erkekler bu tablonun tam merkezindeler... Tuğut, “Bir kere yetişme tarzıyla ilgili büyük sorunlar var” diyor. “Türkiye’de yaygın görüş, ‘Cinsel ilişkiyi erkek başlatır, sevişmeyi başlatan kadın ahlaksızdır”... Birazdan detaylarına gireceğimiz araştırmalara göre, işin daha da ilginç yanıysa şu: “Yürü oğlum” nidalarıyla yetiştirilen erkekler, konuştukları, böbürlendikleri kadar “güçlü”, etkin partnerler değiller.

        EN YAYGIN ŞİKÂYET BAKIMSIZ ERKEK

        Öncelikle şunu belirtelim, literatürde erkeklere yönelik çalışmalar epey sınırlı, dolayısıyla erkeklere bu mevzuda pek ulaşılamıyor!

        68 Türklerin % 68’i ‘Ön sevişme cinsel tatminde en önemli faktör’ diyor.

        Nilüfer Tuğut, “Kadınlarla sağlık kuruluşlarında iletişime geçebiliyoruz ama erkeklere topluca ulaşabildiğimiz bir yer yok” diyor. Dolayısıyla değerli erkekler; ne kadar tavuk o kadar döner:)) Bize yolu kadınların anlattıkları gösteriyor.

        Dr. Tuğut, söze güncel bir tespitle başlıyor: “Bekâret eskisi kadar tartışılmıyor belki ama” diyor. “Kadın hâlâ bir seks objesi olarak karşımızda ve cinsel yaşamın pasif katılımcısı.” Tuğut’un imzasının bulunduğu, “Jinekoloji polikliğine başvuran evli kadınlarda cinsel işlev bozukluğu yaygınlığı ve ilişkili bazı faktörler” başlıklı makalede, kadınların yüzde 69.4’ünün cinsel işlev bozukluğu yaşadığı ortaya çıkıyor. “Dahası” diye ekliyor Tuğut: “Toplumun tutucu yapısı ve gelenekler, kadınların sorunlarını paylaşmasını da engelliyor.” Yani Türk kadınları, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde cinsel yaşamlarında ciddi sıkıntılar yaşıyor. Yani bu, bir ulusal mesele!

        Yine de şikâyet ve sorunlarını dile getiren kadınlar, uzmanlardan aldıkları önerileri deniyor, cinselliklerini yaşamaya çalışıyor. Tuğut, “Şu ana kadar karşılaştığım en büyük şikâyet, erkeklerin bakımsızlığı” diyor. “Ter kokuyor, kendine özen göstermiyor, dişleri sarı, ağzı kokuyor, sakalı var” popüler başlıklar... Peki, eşlerinin beklenti ve taleplerine erkekler nasıl karşılık veriyor? “Söylüyorum ama önemsemiyor, ‘Ne alakası var?’ diyor” diye anlatıyor kadınlar. Nilüfer Tuğut’un “Mesela cinsel ilişki öncesinde eşinize duş almasını söyleyin” önerisine erkeklerden gelen en yaygın cevap şöyle: “Bizim âdette ilişki sonrası banyo yapılır.”

        ‘EŞLERİNİN MUTLULUĞU UMURLARINDA DEĞİL’

        Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği’nin (CETAD) yayımladığı Erkek Cinselliği Dosyası’ysa şunu söylüyor: “Medya aracılığıyla iletilen, ‘kadınların cinselliğin tadını çıkarma, uyarılma ve orgazm olma hakları vardır’ mesajının sık sık gündemde olması, eşlerin cinsel yaşamdan beklentilerini artırıyor ve cinsel hazzı engelleyen durumlarda tedavi merkezlerine daha sık başvurmalarına yol açıyor.” Bu, ilk bakışta kesinlikle olumlu bir gelişme... Ama yine de cinselliği talep eden kadın olunca ayıplanıyor. Nilüfer Tuğut, “Kadınlar, cinsellik mevzusunda gelişime erkeklerden daha açık. Mekanizma olarak da erkeklerden daha şanslılar.

        Bu yönlerini kullanmak isteyebilirler belki ama açıkçası karşımıza henüz bu isteklerle gelmiyorlar, çünkü bastırılıyorlar” diyor. “Erkekler ben merkezci, bencil, eşlerine yükledikleri anlam adeta bir ‘tüketim malı’... Eşlerini mutlu etmek umurlarında değil. Kadınları cinsellikle kontrol edebileceklerini düşünüyorlar. Kadın o işin gerçekleştirildiği bir makine adeta...” Tuğut’a göre erkekleri eğitmek gerekiyor: “Cinsellik, toplumsal mutluluğu kesinlikle etkiliyor. Evlilik çatışmalarının en büyük nedenlerinden biri de eşlerin birbirlerine olan ilgisinin azalması. En büyük boşanma nedenlerinden biri bu...”

        69.4 Kadınların % 69.4’ü cinsel işlev bozukluğu yaşıyor.

        MUTLULUĞUN OLMAZSA OLMAZI ÖN SEVİŞME

        Tuğut’un araştırma ve gözlemlerine göre erkeklerin kadınlarını mutlu etmeyi pek önemsemediği bakın nasıl ortaya çıkıyor: “Ön sevişme kavramı pek yok. Kadınların cinsel isteksizliklerinin en önemli sebebi de ön sevişmenin olmaması.” Ve bu tespitin rakamlara ilginç yansıması: 2012’de Pfizer’in, bağımsız araştırma ajansı Vision Critical aracılığıyla 8 Avrupa ülkesinde (Türkiye, Rusya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Ukrayna, Sırbistan ve İsrail) yaptırdığı cinsel mutlulukla ilgili “Cinsellik Söz Konusu Olduğunda” anketine göreyse, Türklerin yüzde 68’i ön sevişmeyi kendileri ve partnerlerinin cinsel tatmininde en önemli veya en önemli ikinci faktör seçiyor. Ön sevişme yatakta mutluluğun olmazsa olmazı... Eee; o halde biri yanlış bilgi veriyor. Ve hepimiz onun kim olduğunu galiba biliyoruz...

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ