Kızıl gelgit zamanı

20.05.2017 - 11:51 | Güncelleme: HABERTURK.COM

Marmara Denizi’ndeki kızıl lekeler pilotları heyecanlandırdı. HT Cumartesi okuru Bekir İşcen kızıl lekelerin izini sürdü

Geçtiğimiz hafta, bir havayolu pilotu Marmara üzerinden inişe geçerken, deniz yüzeyindeki yoğun kızıl lekeler görüp denizi kirleten bir gemi olabileceği ihbarında bulundu. HT Cumartesi'nde yer alan habere göre Uçmakdere Sahili’nde yamaç paraşütüyle uçan pilotlar ve Tekirdağ’dan Şarköy’e paramotor uçuşu yapan 3 pilot da kilometrelerce uzayıp giden bu lekelere tanıklık etti. Ama bu izler bir geminin yapabileceğinden çok daha fazlasıydı. Çok büyük bir alana yayılmış hemen hemen tüm Marmara Denizi’ni kaplamış bu lekeler, biyolojik aktivite olan “kızıl gelgit”ti. Bu lekelerin, canlı yaşamı uzun yıllardır bıçak sırtında gidip gelen Marmara Denizi için ne anlama geldiğini İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü’nden Doç. Dr. Noyan Yılmaz’a sorduk. Bilimsel adıyla “noctiluca scintilans”, tek hücreli bir plankton türünün aşırı üremesiyle meydana gelen periyodik bir kızıl gelgit olayıymış. Bu türün şubat - haziran arasında aşırı üremesi buna sebep oluyor ve genelde güneyli rüzgârların etkisiyle İstanbul ve Trakya kıyılarında birikince turuncu-kırmızı bir renkle görülüyormuş. Çevre ve insan sağlığına etkileri ise artışa sebep olan fitoplankton türüne göre değişiyor. Doç. Dr. Noyan Yılmaz “Bunların arasında deniz canlılarının ve bunları tüketen insanların ölümüne sebep olabilecek zehirli maddeler salgılayan türler de var” diyor. Marmara Denizi’nde de bazı üyeleri bulunan bu grupların aşırı üremelerinin herhangi bir yan etkisi henüz görülmemiş. Fotoğraflarda gördüğümüz türün en önemli etkisi, özellikle yarı kapalı koy ve İzmit Körfezi gibi körfezlerde oluşan yoğun maddenin biyolojik parçalanma esnasında oksijen oranını çok düşürmesi ve sonucunda da deniz canlılarının ölümüne sebep olması.

SÜRE DEĞİŞEBİLİR

Bu yıl kızıl gelgit, mevsimsel normallerinde... “Kimi dönemlerde hava ve dolayısıyla deniz suyu sıcaklığındaki anomaliler, aşırı yağmur sonucu artan karasal madde taşınım ve güneş ışınlarının uzun süre bulutlar tarafından engellenmesi gibi sebeplere bağlı olarak kızıl gelgit olayları değişken süre ve boyutlarda gerçekleşebiliyor” diyen Doç. Dr. Yılmaz 2004’te Ocak-Haziran arası 6 aylık dönemde değerler hep yüksek kalırken, 2005’te ise çok zayıf bir artış tespit ettiklerini söylüyor. Peki bu gelgitleri Marmara Denizi için tehlikeli bir tablo mu ortaya koyuyor? Yılmaz bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Kızıl gelgit doğal bir olayı, insan etkisinin en düşük olduğu bölgelerde bile görülebilir ama insan etkisiyle sayısı artıyor. Marmara Denizi özel bir ekosistem. Çok yüksek miktarlarda karasal girdi alan Karadeniz’in suyu, İstanbul Boğazı aracılığıyla Marmara’ya taşınıyor. Bu hassas sisteme en ufak eklemeler dengenin bozulmasına yol açıyor ki Marmara Denizi, nüfusun ve sanayinin en yoğun olduğu bölgede yer alıyor.” Kızıl gelgit bir doğa olayı ama karasal girdilerle normalin dışında görülebiliyor, bunun için denizlere gözümüz gibi bakmamız gerekiyor. 1997’den beri Marmara Denizi ve Karadeniz sahillerinde izleme çalışmalarıyla sorunlu bölgeleri tespit eden İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü, uyarıyor:

Denize hiçbir atığın biyolojik/kimyasal arıtmadan geçmeden verilmemesi, iyi tarım uygulamaları ile fazla gübrelemenin yapılmaması ve erozyonun önlenmesi şart! Ayrıca balıkçılığın kontrol altında tutulması gerekiyor. Umarız kızıl gelgit mevsim normallerinde kalır.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ