Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Serkan neden kurtulamadı?

        İstanbul’da köpek tarafından ısırılan 5 yaşındaki Serkan, kuduzdan öldü. Kuduz “bildirimi zorunlu hastalık”; yani, şüphelinin devlet kontrolünde tedavi edilmesi gerekiyor. Serkan üç kamu hastanesine götürüldü, yani devlete bildirildi. Öyleyse niye öldü?

        İstanbul’da filmlere konu olabilecek, insanın kanını donduran bir ‘kuduz vakası’ yaşandı. Büyükçekmece’nin Kıraç beldesinde, 5 yaşındaki Serkan Karabıçak evinin önünde oynarken, bir sokak köpeğinin saldırısına uğradı. Köpek tarafından yüzünden ısırılmış olarak hemen Büyükçekmece Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Bilinen, bu hastanede, Serkan’ın yüzündeki köpeğin ısırdığı yerlere dikiş atıldığı. Uzmanlara göre, Serkan’ın yüzünden ısırılması, ısırığın beyine çok yakın olması nedeniyle, şüphe nedeniyle kuduz serumu ve aşısı yapılmalıydı. Serkan’ın ülkenin en büyük kamu hastanelerinden Çapa Tıp Fakültesi ve Haseki Hastanesi’ne de götürüldüğü biliniyor. Ancak Serkan’ın nasıl bir tedaviye yönlendirildiği, gereken yönlendirme yapıldıysa, Serkan’ın neden kurtarılamadığı bilinmiyor.

        BİLDİRİMİ ZORUNLU HASTALIKLARDAN

        Kuduz, “bildirimi zorunlu hastalıklar” arasında A grubunda bulunuyor. Bu nedenle kuduz ihtimali olan kişi, ilk andan itibaren devletin kontrolüne giriyor. Derhal kuduz tedavi merkezine gönderilmesi, yoksul olanların yol ve benzeri harcamalarının belediyeler ve özel idarelerce karşılanması, kuduz aşısının herkes için ücretsiz yapılması hükme bağlanmış.

        Hastayı ilk gören sağlık görevlisinin yapması gereken yönlendirmeden sonra, kuduz merkezinde, ısırılan yerin durumuna göre bir aşı takvimi düzenliyor. Hangi tarihlerde aşı olması gerektiği hem merkezin kayıtlarına geçiriliyor; hem de hastaya imzalı-mühürlü bir belge olarak teslim ediliyor. Aşı tarihinde gelmeyen kişiye derhal ulaşılması; bulunamıyorsa radyo ve tv kanalları aracılığıyla duyuru yapılması; yakalanıp en yakın merkeze götürülüp aşılanması gibi bir dizi önlem kurala bağlanmış.

        SERKAN NEDEN KURTARILAMADI?

        Devlet kuduz vakalarının takibini böyle sıkı kurallara bağlamış iken, zamanında yapılan aşı kuduzu önleyebildiği halde, Serkan’ın neden kurtarılamadığı bilinemiyor. İlk aşamada hastaneye gitmesi nedeniyle, ilk günden devletin kontrolüne girmiş olması gerekiyor. Acılı baba Sefer Karabıçak’ın anlatımına ve göre, “Serkan üç hastane gezdirildi, ama gereken yapılmadığı için öldü”.

        Acılı babanın verdiği bilgi, hastaneye hangi aşamada götürüldüğü bilinmediği için, yeterli değil. Büyükçekmece, Çapa ve Haseki hastaneleri yetkilileri, Serkan’ın hastanelerine geldiğini doğruluyor; ancak Sağlık Bakanlığı’nın izni olmadan basına başka bilgi veremeyeceklerini söylüyor.

        AÇIKLANMASI GEREKEN SORULAR

        Serkan, söylendiği gibi ısırıldıktan hemen sonra Büyükçekmece Devlet Hastanesi’ne götürüldüyse, bu hastanenin Haseki Hastanesi Kuduz Merkezi’ne yönlendirmesi ve aşılarının takvime bağlanması gerekiyordu. Hastane bu yönlendirmeyi yaptı mı? Yaptıysa, ama ailesi Serkan’ı götürmediyse sorumlu kim? Büyükçekmece Hastanesi’nin durumu aynı zamanda Haseki Kuduz Merkezi’ne bildirmesi, dolayısıyla takibini sağlaması gerekmiyor muydu?

        Köpeğin kuduz olduğunun 10 gün sonra anlaşıldığı iddia ediliyor. 10 gün, kuduz vakası için makul bir süre mi? Aşı için köpeğin kuduz olduğunun anlaşılması mı beklendi?

        Isıran hayvanın kuduz olduğu kesin değilse, örneğin hayvan bulunamıyorsa, şüphe nedeniyle hemen aşıya başlanması gerekmiyor mu? Serkan’ın durumunda, ısırık beyine çok yakın olduğu için, hemen aşıya başlanması zorunlu değil mi?

        10 gün beklendiği varsayılırsa, 10 gün sonra köpeğin, dolayısıyla Serkan’ın kuduz olduğu kesinleştiyse, son aşamada gönderilen hastanenin “tecrit” kararı alması gerekmiyor mu? Kuduz insandan insana da bulaştığına göre, Serkan bu halde nasıl bırakıldı?

        UZMANLAR YAPILMASI GEREKENLERİ ANLATIYOR

        Sağlık Bakanlığı yetkililerinin konuyla ilgili yazılı açıklama yapmaya hazırlandığı belirtilirken, NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlayan enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Şadi Yenen, kuduz şüphesinde izlenecek tedaviyi anlattı: “Şüphe derecesine göre hem antikorları içeren serumun, hem de aşının yapılması gerekir. Şüphe fazla ise ikisine birlikte ve hemen başlamak gerekir. Aşının değişik şemalar halinde uygulanması mümkün. Eğer ısıran hayvan gözlem altında ise ve ısırılan kişiye de gerekli müdahaleler yapılmışsa tecrite gerek yoktur. Ama ısıran hayvanın kuduz olma ihtimali yüksekse ve ısırık da büyükse şüpheli mutlaka yakın gözlem altına alınmalıdır.”

        ISIRIK BEYİNE YAKINSA SERUM DA YAPILMALI

        Dr. Dilek Mamcu, Serkan’ın durumu için “Böyle bir vaka kolay kolay atlanmaz ama hastane yetkilerinin herhangi bir açıklaması olmadığı için ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz” dedi. Kuduz şüphesi güçlüyse, hastanın tecrit edilmesi gerektiğini belirten Mamcu, kuduz şüphesi bulunan vakalar için uygulamayı şöyle anlattı:

        “Şüpheli ısırıkta önce hastanın muayenesi yapılır ve ısırıkların durumu tespit edilir. Hayvanın gözlem altında olup olmaması da çok önemli. Hayvanın ısırdığı yere ve ısırığın büyüklüğüne göre kuduz aşısı yapılır. Isırık beyine yakın bir yerdeyse veya el-ayak parmak uçları, dudak, göz gibi kan damarlarının ve sinirlerin çok olduğu bir yerdeyse, o zaman mutlaka kuduz serumu yapmak gerekir. Çünkü serum, 3-5 gün sonra aşıyla oluşacak bağışıklıktan önce kandaki virüsü nötralize eder. Aşı üç gün sonra korumaya başlayacağı için, vücuda virüs girdiyse o süre içinde santral sinir sistemine ulaşacaktır. Bu nedenle serumun bir an evvel yapılması virüsleri etkisiz hale getirir. Serumdan sonra aşının da mutlaka 5 doz verilmesi lazım. HDCV denen kuduz aşısı 0-3-7-14 ve 28’inci günlerde yapılır.”

        NTVMSNBC

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ