Türkiye’nin Camille Claudel’i

Peki kim bu Mari Gerekmezyan?

15 Aralık 2012 Cumartesi, 11:33:26Güncelleme: 11:36:06
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Peki kim bu Mari Gerekmezyan? Sonra Oku

GÜLENAY BÖREKÇİ/HT CUMARTESİ

İstanbul’da ilginç bir sergi açıldı. Mari Gerekmezyan’a ithafen... Getronagan Lisesi’nin 125’inci kuruluş yılı şerefine düzenlenen sergiye 30 önemli ressam, fotoğrafçı, reklamcı, grafiker, sinemacı ve mimar katılıyor. Peki ama kim bu Mari Gerekmezyan?

Mari Gerekmezyan’ a “Türkiye’nin Camille Claudel’i” desek yanlış olmaz. Claudel kim diye sorabilirsiniz. 19’uncu yüzyıl sonlarında ün kazanan ama o dönemde evli olan Rodin’ in sevgilisi... Bu yasak gönül ilişkisi katı bir tavırla karşılandığı için genç heykeltıraş sanat çevrelerince dışlanmıştı. Gerekmezyan kim peki? O da heykeltıraş tı. Ve o da bir sanatçının, Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun sevgilisiydi. Sonunda ikisinin de kaderi unutulmak, unutturulmak oldu. Gerekmezyan’a dair pek az bilgi var. Lisedeyken Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, Güzel Sanatlar Akademisi’ndeykense Prof. Dr. Rudolf Belling’ in öğrencisiymiş. Tanpınar’ la arkadaş da olduklarını yazarın gün lük le rin den öğreniyoruz. Akademiyi birincilikle bitirmiş ama bugün eserlerinin çoğu kayıp. Araştırmacı Sevengül Sönmez’le biyografisini yazdığı Gerekmezyan’ın sanatını ve hazin hayatını konuştuk... 



Mari Gerekmezyan bir heykeltıraş olarak neden önemli?

Ondan önce de kadın heykeltıraşlar vardı ama Mari’nin özellikle büstleri, gerçekçilik ve ifade yönünden çok başarılıydı. 

Eserlerinin başına ne geldiğini biliyor muyuz? Mesela Yahya Kemal büstüne ne oldu sizce?

Eserlerinden 5-6’sının yerini biliyoruz. İstanbul Resim Heykel Müzesi’nde 2 heykeli var, Ankara Resim Heykel’de de 2 kayıtlı eserini görmüştüm. Bedri Rahmi büstü Eyüboğlu ailesinin Kalamış’taki evinde. Üç Horon Kilisesi’nden bu sergiye getirtilen Kadın Başı da bildiklerimizden. Yahya Kemal, Şekip Tunç, Neşet Ömer büstleri ve Patrik Mesrob Tin maskının başına ne geldiğiniyse öğrenemedik.  Mari, Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun bir çok eserine, özelliklede “Karadutum, çatal karam, çingenem” diye başlayan o ünlü şiirine konu olmuş.

İlişkileri konusunda ne biliyoruz?

İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde tanışıyorlar. Mari, Bedri Rahmi’nin öğrencisi, zamanla aralarında bir aşk alevleniyor. Bu ilişkinin Bedri Rahmi’nin sanatında önemli izler bıraktığını “Karadut” tablolarından ve “Mari’nin Portresi”nden biliyoruz. İkisini de tanıyan şair İlhan Berk diyordu ki: “Resimler Bedri Rahmi’nin Talaslı’sını anlatmasına yetmemiştir. Onun için sıraya girmiştir şiir, o yüz için.”  Mari öldüğünde, “Türküler bitti/ halaylar durdu/ horonlar durdu/ hüzün geldi baş köşeye kuruldu/ yoruldu yüreğim, yoruldu” diye yazmış Bedri Rahmi.

Mari nasıl bir hayat yaşamıştı?

Bunu en güzel, hocası Rudolf Belling anlatmış: “Seneler evvel bir heykeltıraş olmaya karar verdiği zaman, önünde zorluklarla dolu bir çalışma devresi olduğunu idrak ettiği gibi, heykel tıraş olmanın kendisini müreffeh bir hayata kavuşturmayacağını da anlamıştı. Artistik inkişafında ona tavsiyelerde bulunmak ve yardım edebilmek en büyük zevklerimden birini teşkil etmiştir.” 

Mari Gerekmezyan anısına düzenlenen sergiyi anlatır mısınız?

Getronagan Lisesi’nin 125’inci kuruluş yıldönümü için açıldı. Farklı tarihlerde mezun olmuş Ara Güler başta olmak üzere çeşitli dallardan birçok sanatçının eserleri ve Mari Gerekmezyan’ın Kadın Başı büstü sergileniyor. Bu okulun özellikle görsel sanatlar alanında ne kadar yetkin isimler yetiştirdiğini göstermesi açısından serginin anlamı büyük. Adres: Kemeraltı, Sakızcılar Sok, No:1, Karaköy/İstanbul

‘Cehennem, ihtiyaç duyulmama hissidir’

Yazar Karin Karakaşlı, daha önce bir hikâye kahramanına da dönüştürdüğü Mari Gerekmezyan’ ı HT Cumartesi için yazdı... Mari’nin adına ilk kez Bedri Rahmi’nin resim sanatına ilişkin koca bir kitabın dipnotunda rastladım. Bedri Rahmi Eyuboğlu’nun bir dönemini Gerekmezyan’ın adını anmadan açıklamanın mümkünü yoktu. Gelgelim unutturulmuş bir heykeltıraştı. Yasak aşk dedikoduları bir yan dan, bu aşkı dolayısıyla mesafeli duran çevresi öte yandan, Mari Gerekmezyan itina ile yalnızlaştırılmış bir kadındı. Dönemin basını, Ermeni olduğu için Ankara’daki Resim Heykel sergilerinde üst üste aldığı ödüllerde adını geçirmekten bile imtina etmişti. Ben onu hikâye kahramanına dönüştürdüğümde aşkı ve yaratıcılığı birleştiren yönüne ve bunca yıl mahkûm edildiği sessizliğe vurgu yaptım. Benim Mari’m ölüm döşeğinde şöyle seslenmişti dünyaya: “Cehennem, ihtiyaç duyulmama hissidir benim için. Cennetse ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duymama hissi. Kendi cennetime gidiyorum nihayet... Yine de unutturamazlar beni, kalkar boşluğum konuşur yerime. Ve kimsenin rahatsız olmayacağı kadar uzun zaman geçtiğinde, belki bir gün, beni de hatırlarlar...”

HT Cumartesi Haberleri

Tüm HT Cumartesi Haberleri