Çocuk için haftada en az 3 kez
"Sevişmek görev haline gelmesin"
Helin Avşar / HT PAZAR
İngiltere Kraliyet Ailesi ve Hollywood yıldızlarının hamilelik ve doğum danışmanı Zita West İstanbul’a geldi. West’le her geçen gün çoğalan kısırlık meselesini masaya yatırdık. Sohbetimize kadın sağlığı ve doğum uzmanı Prof. Dr. Mustafa Bahçeci de katıldı. West, çocuk yapmayı planlayan çiftlerin haftada en az 3 kez sevişmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Bahçeci de kısırlığın çözümlerini anlattı...
Zita West, çok tatlı bir kadın. İnsan onun yanında kendini huzurlu hissediyor. Hatta röportaja giderken nükseden gribim bile karşılaşınca geçti. Zita, İngiltere, Avrupa ve Amerika’da birçok ünlüye doğum danışmanlığı yapıyor. Mesela İngiltere Kraliyet Ailesi üyesi Prens Edward’ın eşi Sophie Wessex, Kate Winslet, Kate Blanchet... Prens William’ın eşi Kate Middleton’ı da unutmayalım! West bugüne kadar tam 9 kitap yazmış. Son kitabı Fertility and Conception, Prof. Dr. Mustafa Bahçeci ile yaptıkları ortak çalışma sonrasında dilimize Doğurganlık ve Gebe Kalma Rehberi olarak çevrildi. İşte West de bu vesileyle İstanbul’a geldi. Ben kendisinden hamilelik ve doğurganlık konusunda çok faydalı bilgiler edindim, sizinle paylaşmasam olmazdı...
İnsanlık niçin kısırlaşıyor?
İnsan içgüdüsel olarak önce yaşamak sonra da üremek ister... Gelişen teknoloji insanlığa rahatlığı sundu ama yanında kötü bir hediye olarak da kısırlığı getirdi. Modern dünya insanı her geçen gün artarak kısırlaşıyor. Bunun nedenleri, stres, kariyer merakı, çevre kirliliği, hareketsizlik, beslenme şeklinin değişmesi, fast-food’a yönelim, hazır gıdaların artması, kilo, light ürünler ve hepsinden önemlisi sevişmemek... Evli insanlar çocuk sahibi olmaya karar verdiklerinde doğru zamanda birlikte olmaya özen gösteriyor. Yani sevişmeyi bir görev haline getiriyor. Oysa haftada üç kez cinsel birlikteliğin yaşanması kısırlığın önüne geçmek için atılması gereken ilk adım. Herkesin bebeği olabilir. Doğal yöntemlerle elinizden geleni en iyi şekilde deneyip yine hamile kalamıyorsanız o zaman yardım alabilirsiniz tabii.
Kadının doğurganlığını artıran bir beslenme reçetesi var mı?
Pek çok program, kitap mevcut. Bunların ana fikri, doğru beslenilirse üretkenliğin uzun süre korunabileceği yönünde. Yalnız burada önemli olan reçeteye bağlı beslenmek yerine önce reçeteyi anlamaktan geçiyor. Obezite sorunu olan bir kadının reçeteyle kilo vermesini sağlayabilirsiniz ama reçete dışına çıkıldığında problem başa döner. Önemli olan obezitiye neden olan unsurlarla başa çıkmak.
Ruh hali, hormonlar, stres doğurganlığı nasıl etkiliyor?
Beynimiz kontrol merkezi olarak hep ön plandadır. Özellikle son 50 yılda beynin çalışma sistemi ve etki alanları konusunda gerçekleştirilen çalışmalar pek çok detayı daha iyi anlamamızı sağladı. Vücudumuzda salgılanan hormonların sinir uyarımları neticesinde oluştuğunu düşünürsek, ruh halimizin sinir sistemimiz üzerindeki kontrolünü de kavrayabiliriz. Stres modern çağın en önemli problemlerinden biri. Gerek doğrudan gerekse dolaylı olarak sinirler, üreme de dahil olmak üzere pek çok sistemi negatif etkiliyor. Standartlarımız gereği çoğumuz stresten uzak duramıyoruz fakat hayatımızda bazı düzenlemeler yaparak, okuyarak ve öğrenerek ortamdaki stres seviyesini azaltabiliriz.
Anne-baba adayları çocuk sahibi olmak için beden zindeliğini nasıl koruyabilir?
Düzenli spor, aktif bir hayat tarzıyla birleşik dengeli bir beslenme alışkanlığının beden zindeliği üzerindeki olumlu etkisini biliyoruz. Buna ek olarak ruh sağlığımızın da beden sağlığımız üzerinde son derece önemli bir ağırlığı var. Tıpkı diğer psikolojik problemlerde olduğu gibi çocuk sahibi olamamanın yarattığı mutsuzluk ve endişe hali, travmaya neden olabiliyor.
Doğurganlık bilinci aşılıyor
Doğurganlık ve hamilelik danışmanı olan Zita West, aynı zamanda akupunktur ve beslenme uzmanı. 1992’de İngiltere’nin en ünlü doğurganlık kliniğini kuran West merkezde tüp bebek tedavisinin yanı sıra doğurganlık bilinci, beslenme, akupunktur, doğurganlık danışmanlığı, hipnoterapi, nefes rahatlama, masaj ve mind-body programı gibi doğurganlığı artırıcı terapiler uyguluyor. West, tüp bebek tedavisini bu yöntemlerle destekleyerek başarı oranını yüzde 61’e yükseltmiş...
Üremeyi artıran besinler
Yeşil yapraklı sebzelerde folt, kalsiyum, magnezyum, potasyum, demir, A, B2, B6, E vitaminleri gibi birçok besin ögesi bulunur. Erkekler için kabuklu yemişler; magnezyum ve E vitamini açısından zengin olduğu için sağlıklı sperm üretilmesini destekler. Ekinezya ve meyankökü de tavsiye edilir... C vitamini içeren yiyecekleri tüketmek, sperm kalitesini ve hareketliliğini artırır.
Prof. Dr. Mustafa Bahçeci
Çocuk sahibi olmak isteyenler yılda 30.5 milyon TL harcıyor
Kısırlığı çözmek mümkün mü?
Dünyada anne-baba olmak isteyen ama problem yaşayan 5 milyon çift, yani 10 milyon kişi var. Ülkemizdeyse 15 milyon evli çiftin yüzde 15’i tedavi görüyor, bir çiftin tedavi maliyeti ortalama 7 bin 500 TL. Ülkemizde çocuk sahibi olmak isteyen aileler yılda toplam 30.5 milyon TL harcıyor. Devlet çocuk sahibi olmak için ailelere destek veriyor. Peki insanlar niçin kısırlaşıyor, kısırlık nasıl çözülür? Doğal yollarla ya da yaşam şeklini değiştirerek kısırlığı çözmek mümkün mü? Kadınlarda doğurganlık zaten biyolojik olarak belirli bir zaman aralığıyla sınırlı. Modern hayat bu sınırlı zaman aralığını bazı kadınlarda daha da daraltabiliyor. Özellikle ilk hedefi eğitim ve kariyer olan çağdaş kadın için iş, çocuk sahibi olmaya geldiğinde üretkenlik artık 10’dan geriye doğru sayım aşamasına ulaşıyor ve ardından zorlu mücadele başlıyor. Moleküler biyoloji ve genetik alanında gerçekleştirilen yeni çalışmalarla problemin oluşum mekanizmaları ve genetik geçiş özellikleri deşifre edilmeye başlandı. Yakın bir gelecekte de bu çalışmaların meyvelerini toplamaya başlayabileceğiz. Diğer taraftan hayatı kolaylaştırmak adına getirilmiş bazı yenilikler, üreme biyolojisine ters etki yapıyor. Örneğin artık hayatımızın her alanında kimyasal maddelere, bu maddelerin farklı türevlerine maruz kalıyoruz. Mağarada yaşamaya karar vermediğimiz sürece de artan oranda bu maddelerle iç içe bir hayat süreceğiz. Yapılan çalışmalar bu yaşam şeklinin sperm sayı ve hareketliğini belirgin olarak değiştirebildiğini gösteriyor. Modern hayatın getirdiği yeniliklerden kaçamayız belki ama hayatın içerisinde karşılaşacağımız negatif etkilerinden uzaklaşabilir ve doğurganlık üzerine olan etkilerini en aza indirebiliriz.
Akupunktur, hipnoz gibi destek tedavi yöntemleriyle gebe kalma oranı artırılabilir mi?
Özellikle son yıllarda akupunktur ve hipnoz gibi destek tedavi yöntemleri de modern tıbbın içinde kendine yer bulmaya başladı. Beynimiz tüm vücudun ana kontrol odası. Tedavide çok iyi kalitede embriyonlar da elde etseniz eğer ana kontrol odası meşgulse rahme embriyonu kabul edeceği sinyalini gönderemeyebiliyor. Dolayısıyla bazı çiftlerin sinir sistemi üzerinden gerçekleştirilecek destek tedavileriyle bu stresli süreci daha kolay geçirmeleri mümkün.