ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
27 Aralık 2016 Salı, 01:45:51 Güncelleme:08:49:10

Fabrika ayarlarına dönün

 

Ülkenin, kentin gündemi arasında bir parça güme gitti, Ege İhracatçı Birlikleri'nin düzenlediği Ekonomi ve Dış Politikada Gelişmeler" başlıklı toplantı.

Uzun süredir takip etiğim, Prof. Dr. Emre Alkin ve Prof. Dr. Çağrı Erhan'ın katıldığı pro aktif buluşmada nasıl bir 2017 yılı beklendiğinin portresi çizildi.

Tabii portre zor, karışık.

Bugüne değin iyimser ekonomistler olarak tanıdığım iki isim de ciddi uyarılarda bulundu. Yeni yılda talebin daha nazlı olacağı, iş dünyasının, 2016 yılı cirolarını yakalayamama riski ile karşılaşabileceğini vurguladılar.

Bakın bizim iyimser akademisyenlerimiz bugün hangi noktada:

‘2016, ciroları tutturabilmek için daha fazla üretim yapılıp, daha ucuza mal satılan bir yıl oldu. Önümüzdeki yıl ticarette uluslararası bir daralma olacak . Türkiye'de yüzde 4 büyüme var, yüzde 3'ü harcamadan geliyor. Harcayarak büyüyemeyiz! Ekstra bir şey düşünmemiz lazım. Yeni bir şey bulamazsak kamyon yokuşta kalacak. Çünkü yükü ağır, biz kaslı şirketlerle idare ediyoruz. Ancak bizde kamu harcamaları genişliyor, vergi tabanı daralıyor. Eşek ölürse saman derdinden de kurtulursunuz değil mi. O eşek ölür"

Ekonomistlerin öngördüğü büyük risk ise döviz baskısında. Altını çizdiğim satırlar şöyle:

"Türkiye'nin, döviz rezervinin 7 katı döviz riski var. Döviz ile borcu olanların işi kolay değil. Ne zaman ki korumacılık dönemi yaşanmışsa mutlaka bir gerginlik olmuştur. Dünyada mevcut korumacılık önlemleri bu kadar sıkı devam ederse, yeni bir savaş riskinin beklendiğini söyleyebiliriz"

PATRONCULUK DEĞİL LİDERLİK

Asıl, çözüm kısmını vurgulamak istiyordum. Yaklaşık şunları dile getiriyorlar:

‘İşdünyası bu zor süreci inovasyon ve Ar-Ge'ye yatırım yaparak değerlendirmeli. Örneğin 19 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Whatsap üzerinden günlük 32 milyar mesaj atılıyor ve bu dünya devi şirkette yalnızca 55 kişi çalışıyor. Şirketlerde patronculuk yapmayın, şirketlerinize liderlik yapın. Türkiye, ekonomik gelişme için tekrar 1923 fabrika ayarlarına dönmek zorunda."

Doğrusu bu teşhis daha vurucu geldi. Yalnızca onlara değil, daha birçok ekonomi uzmanımıza ‘Türkiye'nin kurucu ayarlarından kopmaması için ne yaptınız' sorusunu bir kenara bırakıyor, burada duruyoruz.

Evet, Cumhuriyet devrimi bu ülkenin fabrika ayarlarıdır. Cumhuriyet öncesi koşullara bakın onun nasıl bir mucize olduğunu görürsünüz.

Bu ayarlarla ne kadar oynanmaya çalışılırsa çalışılsın eski ayarlar yerinde durur... Bilgisayarlarda sorunlar karmaşık olunca iki dokunuşla fabrika ayarlarına dönebildiğiniz gibi keni ayarlarınıza dönersiniz.

Kimi zaman konjonktür, bu ayarlardan uzaklaştırsa da belkemiği orada durur.

Cumhuriyetin temel değerlerini özümsemek; laik, demokratik hukuk devleti anlayışından yana olmak; Atatürk ilke ve devimlerini korumak, insan hakları ve özgürlüklerini, üretim ekonomisini savunmak bu ülkenin kurucu ayarlarıdır.

Ama demek ki ondan her uzaklaştığımızda yalnızca siyasi birliğimiz değil ekonomik dengeler de sarsılıyor.

Görülüyor ki, hiçbir şey fabrika ayarlarının yerini tutmuyor.

Düşünün, ekonomistler dahi çözüm olarak ‘artık fabrika ayarlarına geri dönün' diyor.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Pazar 22 MPH 21°
Az Bulutlu
EN ÇOK OKUNANLAR
  • 2 Ünlü model çocukluk fotoğrafını paylaştı
  • 3 Havalimanında unutulan kutudan bakın ne çıktı!
  • 4 Ünlü oyuncu boşanıyor