• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Ece Temelkuran

Ece Temelkuran

[javascript protected email address]

Kahvaltı yılı

02 Ocak 2012 Pazartesi, 10:13:55

PENCERE pervazının içindeki küçük radyoda, karlı karlı geliyor ses:
"Yalvarırım ne olur, başka birini sevme / Ben sensiz yaşayamam, benim gözüm sende"
Işık masaya vuruyor, masada beyaz bir masa örtüsü, kenarında sandık lekesi. Kızarmış ekmek kokusu var, anne sabahlığının kokusu, senin kendi kokun var, mutfak mışıl mışıl.
Zeytinyağı yayılıyor beyaz tabağa, belki de iyi kalpli bir Allah var. Domatesin yanağından biberin burnuna, oradan salatalığın göğsüne akıyor su köpüklü olarak. Yumurta seni seviyor, kocaman açmış gözlerini sana bakıyor. Çayın üzerinde bir çay sapı dolaşıyor, "Misafir gelecek" der annen. Çay kaşığı yere dikine düşünce de öyle der. Gözün seyirince de. Kulağın çınlayınca da. Size hep misafir gelirdi. Dertli bazısı, bazısı neşeli kah kah kah, hepsinin hikâyesi var, hiç yazılmayacak.

Peynir var masada, inci gibi dişleri var, çünkü sırıtıyor aptal gibi. Çok uyumuş sütün sersem mutluluğu. Kimi peynirde, ki söz konusu peynir öyle, rüyasında güzel şeyler görmüş sütün tadı var.
Doğuştan komik bir sosis duruyor tabakta. Minnoş bir sosis. Zıplayacak gibi duruyor tabağın ortasında. Çılgın bir şey. Az az ye onu. O pahalı çünkü. Çünkü daha tatlı olurdu her şey az az yendiğinde. Eskidendi o, katık edilirdi her şey her şeye. Her şey bu yüzden her şeye denkti. Hiçbir şey az gelmiyordu o zaman. Yetiyordu. Yetiyorduk birbirimize bile.
Yüz yıl geçmiş önce, sonra teker teker çıkmışlar dallardan, sonra çırpılmış ağaçlar beyaz çarşafların üzerine düşmüşler. Birileri hep şaka yapıyormuş onlar selelere dolarken. Selelerden havuzlara, havuzlardan kavanozlara, kavanozlardan evlere doğru ve nihayet bu masada duruyor zeytinlerimiz işte. Hep yorgundur zeytin bu yüzden buruş buruştur yüzü. Tabağına yuvarlanıyor çekirdekleri. Böylece bilebiliyorsun kaç lokma kahvaltı ettiğini. Ne kadar mutlu olduğunu buradan anlayabilirsin, sayı bu yüzden önemli. Çünkü vaktiyle "Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi var" demişti tatlı sözlü adamın biri.

Ellerin gidip geliyor tabaklar arasında küçük bir çatalla. Kahvaltı hep küçük bir çatalla edilmeli. Çünkü bir zarafet söz konusu. Çayı küçük bardakta içip masaya küçük tabaklar koymalı. Niye biliyor musun? Çünkü hep çocukluktan kalmadır kahvaltı. Anaokulu ebatlarında olmalı alet edavatı.
Kahvaltıda sona yaklaşıldığına kim karar verecek peki? Reçel keser hükmü. Aksi iddia edilemez listesindedir kararı. Güneşe tut reçeli, başından geçen macerayı anlatsın. Sana güneşe baka baka gördüklerini söylesin. Yedikçe içine şeker ışığı kaysın. Baygın çilekten ve şişkin kayısıdan sana bugün güzel bir şeyler kalsın. Sakın su içme. Sakın su içme. Perde kapanmasın.

Gide gide hikâye bir yerde bitecek elbette. Biri telefon edecek, uzaktan. Çok sevdiğin biri. "Kahvaltı ediyordum" diyeceksin, "Hay Allah! Şu işe bak! Ben de tam da seni düşünüyordum". Sana komik bir şey söyleyecek. Belki erkeklerin adam olmayacağıyla ilgili, belki kadınların. "Atla gel" diyeceksin sen de "Kahveyi beraber içelim". İçinde gerekçesiz, çok sağlam kanıtları olan bir neşe. Uykulu bir yerde, çok uyanık, açık gözlü bir yerde. Tam kıvamında. Ağzının içinde bütün bir kahvaltı macerasının tatları dolaşırken, ekmek kırıntılarını toplayacaksın masadan. Bırakacaksın her şeyi ortada, küçük bir tabak koyacaksın, kenarına katlayıp bir beyaz peçete, onun da üzerine küçük bir çatal. Çünkü kim bilir belki gelecek olan... Böyle biter kahvaltı. Devam ederek...
Hepimiz için yılbaşı sabahı kahvaltısı gibi bir yıl olsun. Bu kahvaltı gibi bir yıl olsun.

Diğer Yazıları

Velev ki...

  • Yayın Tarihi: 04/01/12 09:56
  • [javascript protected email address]
VELEV ki biz çok terörist insanlarız. Çok korkuncuz biz, çok fenayız. Aman yaklaşmayın bize ha! Mesela, öyleyiz yani. Ama çocuklar ölmüş. 19 adet.Hatta peki tamam, onlar Kürt olmasın, dağ Türk'ü olsunlar. Dağlarda kaçakçılık yapıp dershaneye giden dağ...
Devamını Oku

Kahvaltı yılı

  • Yayın Tarihi: 02/01/12 10:13
  • [javascript protected email address]
PENCERE pervazının içindeki küçük radyoda, karlı karlı geliyor ses:"Yalvarırım ne olur, başka birini sevme / Ben sensiz yaşayamam, benim gözüm sende"Işık masaya vuruyor, masada beyaz bir masa örtüsü, kenarında sandık lekesi. Kızarmış ekmek kokusu var,...
Devamını Oku

Emret komutan!

  • Yayın Tarihi: 31/12/11 13:43
  • [javascript protected email address]
ANLADIK, siz çocukları öldürün biz de "Bir bildikleri vardır" diye susalım istiyorsunuz. Siz insanları bombalayın, biz onları sessizce eşeklere yükleyip, götürüp gömelim, bizi öldürürken milyar dolarlık bombalar kullanın ama cenazelerimizi kendimiz...
Devamını Oku

Twit'lemeli de mi saklamalı yoksa twit'lemeden mi?

  • Yayın Tarihi: 28/12/11 09:51
  • [javascript protected email address]
DÜNÜ, tıpkı önceki günkü gibi bilgisayar başında Ahmet Şık ve Nedim Şener'in de yargılandığı Odatv davasının içeriden gelen haberlerini yaymaya çalışarak geçirdim. Daha önce bunu Hopa davası için yapmıştık. Kendiliğinden gelişmişti. Şimdi kendiliğinden...
Devamını Oku

Bizimkisi komple doğaçlama

  • Yayın Tarihi: 26/12/11 09:52
  • [javascript protected email address]
BEN genel olarak hayatta kendime 7 veririm. En iyi zamanımda bile 9'umdur. Yaşarken en iyi ihtimalle imla hataları olur zira, kaçınılmaz. Eğer günün birinde, bir yerlerde 10 almışsam bu kesinlikle birilerinin yüce gönüllü kanaat notundan kaynaklanır. Ama...
Devamını Oku
Tüm Yazıları