Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçtiğimiz gün bir sohbet sırasında, imzasını çok iyi bildiğiniz muhabir arkadaşım Zafer (Akbaş) sordu: "Ne oluyor böyle yahu. Bütün kadınlar saçını kestiriyor". Şimdiki eşiyle tanıştığı günden beri mutluluk pozları veren Bade İşçil'in Sharon Stone stili kısacık saçları da bizim için yeni bir haberdi. Zafer haklıydı. Şöyle kabaca bir baktık; Kate Moss, Miley Cyrus, Charlize Theron, Rihanna, Anne Hathaway (gerçi onunki rol icabıydı ve saçı kesildiği için ağlamıştı, o yüzden pek sayılmaz), bizden Gülben Ergen, Şebnem Ferah, Bade gibi pek çok isim... Peki neden mi? Duyar gibiyim: Hepsi depresyonda değil mi? Hı hı.

        "Psikolojik bir olaydır bu. Kadınlar depresyona girince saçını kestirir, boyar. Saçıyla oynar" diyenlerden bana fenalık gelir. Yine aynı nakaratı tekrarladılar tabii. Beyonce dedepresyondaymış. Mışmış... Başka biri de çıktı "Saçını bir konserde vantilatöre kaptırmıştı. Kopmuştur belki de ondan kestirdi" dedi. Falan filan... Ancaaaak, Beyonce'nin stilisti Kim Kimble, çıkıp gerçeği söyleyiverdi: "Bu, gencim, güzelim canım ne isterse yaparım, demek."

        Ohh be! Lise yıllarından beri saçını her renk (buna pembe, mavi, gri dahil), her boyda kullanmış biri olarak bu yoruma öyle çok denk geldim ki: "Aa yine mi saçını değiştirdin? Sen depresyonda mısın?" Şimdi bu sorunun yanlış bir muhatabı olarak, doğru cevabı veren kadınları gördükçe mutlu oluyorum. "Canının istediği gibi" yaşayanlara selam olsun.

        'Evet ben bağımlıyım'

        Bazı insanlar sessiz sedasız perişan olup giderler. Bazı insanlar da o kadar göz önündedirler ki her şeyi kare kare izlemek zorunda kalırız. Ne bunun bize herhangi bir faydası vardır aslında, ne de bizim şahitliğimiz onun acısını azaltır.

        Lindsay Lohan da manevi olarak eriyip giderken gözlerimiz önünde büyüyen genç yeteneklerden. Bağımlılıkları yüzünden hapse girdikten sonra ve rehabilitasyonunun ardından, uzun süre sessizliğini korudu ama Oprah'ya çıkıp her şeyi anlattı. "Evet ben bir bağımlıyım" dedi. İçtenlikle... Ben dailymail'de okudum röportajı. Video ve fotoğraflar da var.

        Biliyorsunuz Oprah, dünyanın Güzin Ablası. Bilmiyorum kaç defa ekranlar önünde hüngür hüngür ağladı, gerçek dramları, heyecanları konuk etti stüdyosuna... Dedim ya, Lindsay de olduğu gibi anlattı: Hayatını, bağımlılık durumunu, ailesiyle ilişkisini, hayata tutunma çabasını. İçtendi.

        Şimdi "Nereden biliyorsun elâlemin kızının içtenliğini?" diyebilirsiniz. Bana öyle geldi diyeyim. Hatta ben eminim. Cümlelerinde saklı çünkü içtenliği. En önemlisi de birçokları gibi ailesini suçlamadığı için. Neden mi? Aile, suçlamak için en verimli kaynaktır. O da 27 yaşında, kafası karışık bir kız. Ama farkında. "Ailemi hiçbir şekilde suçlamıyorum. Onlar sadece anne-baba. Günün sonunda hatalarım için kendimden başka kimseyi suçlamıyorum" dedi. Öyledir de. Çok anormal bir durum olmadıkça aileler şahane ya da berbat olmazlar. Genelde. Sadece anne-babadırlar. Suçlamak istersen de oradalar, hatalarıyla; takdir etmek istersen de yeterli malzemeleri var... Seç. Ama bir gün ebeveyn olma ihtimalin varsa biraz daha şefkatli, gerçekçi ve objektif ol.

        Fotoğrafı çeken başka, ödülü alan başka

        "Kadın Gözünden Kareler" bir fotoğraf yarışması. Bu sene yarışmayla ilgili fena bir hata yapıldı. H. Bahar Kaleli adlı İFSAK üyesi bir yarışmacının fotoğrafı jüri tarafından sergilenmeye değer bulundu ama başka bir isimle duyuruldu ve sergilendi. Yarışmayla ilgili basılan albümde de aynı hata devam ettirilmiş. Eser sahibi Kaleli, yarışmayı düzenleyenlere ulaşmaya çalışsa da hiçbir cevap alamamış. Tabii ki dava yolu açık. Ama tabii ki bu tam bir rezalet... Ancak ne ilk ne de son.

        Eminim ve umarım gereken yapılacak ve eser sahibinin mağduriyeti konusunda işlemler yapılıp özürler dilenecektir. Sırf bu işler bu kadar özensiz yapılmasın artık diye de bu münferit meselenin takipçisi olacağım.

        Diğer Yazılar