Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BAŞBAKAN Erdoğan, mitinglerde "hodri meydan"ını şu cümleyle çekiyor:

        "Eğer partim bu seçimlerden de birinci olarak çıkmazsa ben siyaseti bırakırım. Diğer genel başkanlar bunu demeye hazır mı?"

        Sorum şu:

        "Birinci olmak tek başına yeter mi?"

        Veya, AK Parti'nin, eşik olarak koyduğu geçen yerel seçimde aldığı % 38.5'in altına inmesi, CHP'nin de % 30'a tırmanması halinde birinci parti olmanın önemi kalır mı?

        Buna MHP'nin % 20'ye ulaşması da eklenirse, kamuoyunda yaratacağı algı, birinci olmaktan daha önemli sonuçlar doğurmaz mı?

        AK Parti'nin 12 yıldır ağırlıklı bir şekilde kabul gören "kamuoyunun teveccühüne mazhar tek parti" imajını zedelemez mi?

        Bugüne kadar eleştiri konusu yapılan, "Türkiye'de muhalefet eksikliği var" sözü tersine dönmez mi?

        Haydi buna AK Parti nin üç büyük kentte geçen seçimden daha düşük sonuç alması halini de ekleyelim...

        Böyle bir tabloda birinci parti olmak mı, yoksa 3 büyük kentteki başarı mı öncelikli olarak konuşulur?

        Aslında birinci çıkmış olsanız da kaybetmişsiniz demektir.

        YAKIN TARİH

        Yakın siyasi tarih de bunun örnekleriyle dolu...

        Alın 1986 milletvekili ara seçimi...

        Turgut Özal liderliğindeki ANAP, 11 yerde yapılan seçimden hem sayı, hem de oran olarak birinci çıktı.

        ANAP % 32.1 ile 6 milletvekili çıkarırken, DYP % 23.5 ile 4 milletvekili, SHP ise % 22.1 ile İzmir'den sadece Erdal İnönü'yü çıkarabildi.

        Oysa ANAP 1984 yerel seçiminde üç büyük kenti almakla kalmamış, bugüne kadar egale edilemeyen % 41.5'lik oy oranına ulaşmıştı.

        İki yıl sonra 10 puan düşüş sonrasını etkiledi, 1987 milletvekili genel seçiminde oy oranı % 36.3'e, 1989 da 21.8'e indi

        Sonrası da bildiğiniz gibi...

        AYATA'NIN HESABI

        Prof. Dr. Sencer Ayata ile dün bunları konuşurken şu tespitle söze girdi:

        "Eğer öyle olursa ciddi muhalefet varmış algısını getirir... "

        Prof. Dr. Ayata, CHP Genel Başkan Yardımcılığı şapkasını sohbette kenarda tutup, her zamanki gibi bir sosyolog, üniversite hocası anlatımıyla değerlendirmesini yaptı:

        "AKP'nin % 42'nin altında kalması, CHP'nin % 28, MHP'nin de % 17'yi aşması yepyeni bir algı yaratır. Üç büyük kentten ikisini kaybederse öyle gözüküyor; hatta üçüncüsünü de kaybetmesi an meselesi o zaman oluşacak algı daha farklı olur."

        CHP ve MHP'nin aldığı oyların toplamının iktidarın aldığının üzerinde çıkmasının yaratacağı psikolojik eşiğe de dikkat çekti, şunları söyledi:

        "Görünen o ki AKP % 45'in üzerine çıkmaz, CHP de % 27'nin altına düşmez. CHP ve MHP oylarının toplamı da AKP'nin üzerinde çıkar. Buna BDP'nin de oylarını artırması eklenirse o zaman da yeni bir durum ortaya çıkar... "

        Prof. Dr. Ayata'nın üzerinde durduğu bir diğer konu da CHP'nin Batı illerinde oy oranını ne kadar artıracağıydı.

        Doğu ve Güneydoğu da BDP'nin oyunu artıracağını belirtip ekledi:

        "CHP'nin % 27'nin üzerine çıkması, işçi kesiminin ağırlıklı olduğu Bursa, Sakarya, Kocaeli gibi yerlerde en az üç puan oy artırdığı anlamına gelir. Bu önemli bir gelişmedir."

        Ankara da adayların komplo iddiaları arasında sandığa gidilirken, seçim sonrası hesapları yapılmaya başlanmış bulunuyor.

        Diğer Yazılar