ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
05 Ağustos 2017 Cumartesi, 06:02:56 Güncelleme:07:29:51

Olanlar hiç de masum değil

TÜRKİYE Cumhuriyeti tarihindeki detayları bilmeyen ve seküler hayat süren bir genç, kolaylıkla son günlerdeki gelişmelerden öfkelenebilir. Maçka Parkı’nda vandalın biri, bir genç kıza iftira atıyor, kıyafetine dil uzatarak polis çağırıyor, diğer yanda başka bir manyak eline almış balta gibi bir alet Atatürk heykeline saldırıyor.

N’oluyoruz? Bu ülkenin laik kesimi tehdit altında mı? Bizleri kapanmaya, Atatürk’ün büstlerinin yıkıldığı bir ülkede yaşamaya zorlayan bir irade mi var?

Açıkçası bu gelişmeler tam da yukarıdaki soruları sorduracak türden gelişmeler... Birbirleriyle bağlantılı olduğu ya da kurgulandığı gibi bir iddia atmıyorum ortaya. Olabilir, geçmişte çok oldu ama bu konuda bir bilgim yok.

Yalnızca şunu biliyorum: Son günlerdeki gelişmeler -ister tesadüfi, ister değil- kaos çıkarmak ve onun üzerinden Türkiye’yi yönetilemez hale getirmek isteyenler için bulunmaz fırsat. Oyuna gelmeyelim...

ANLAMA DERTLERİ YOK

MÜFTÜ de müftü... Günlerdir müftülere resmi nikâh kıyma yetkisi verecek düzenlemeyi öyle bir hale getirdiler ki... Sanki şeriat ilan edildi! Ve çok tuhaf bir şekilde bu tartışmanın yaşandığı günlerde Maçka Parkı’ndaki olay ve Atatürk heykelini parçalama girişimi oldu. Sanki havada 28 Şubat’ın “gericilik paranoyası” kokusu var.

Bu havayı yayanların derdi, yapılan düzenlemeyi anlamak ya da anlatmak değil... Öyle olsa müftülere dünyevi alanda daha fazla yer açan ve resmi nikâhı teşvik eden bu düzenlemeyi çarpıtarak ortaya dökülmezlerdi...

Tekrar etmekte fayda var: Nikâh aynı nikâh. Ha müftü kıymış, ha nikâh memuru, ha muhtar... Aynı yere imza atıyorsunuz, aynı evlilik cüzdanını alıyorsunuz. Bunun şeriatla ne ilgisi var? Bu dini değil, dünyevi bir düzenleme. Ama yıllardır dini “öcü” gibi gören ve sapkın bir anlayışla laikliği dine dair her şeyin saklanması ve yasaklanması olarak algılayanlar, müftüyü mümkün olduğunca hayattan uzak tutmak istiyorlar.

Artık rahat bırakın bu toplumu! İsteyen müftüye gider, isteyen nikâh memuruna, isteyen ve maddi gücü olan gider yurtdışındaki temsilciliklerde kıydırır nikâhını... Kimsenin başına silah dayandığı yok. Ama siz insanların başına ideolojik silah dayayarak her konuda kendi doğrularınıza göre tek tip bir yaşam istiyorsunuz! Kendine “demokrat” diyen kimse bu dayatmaları kabul etmez! Edemez!

‘GENEL AHLAK KRİTERİ' DİYE BİR KRİTER OLAMAZ

TÜRKİYE’deki temel meselemiz her konuya “ya hep ya hiç”çi yaklaşmak ve dünyayı kendi kampından görmek. Kutuplaşmayı bu kadar derinleştiren de, bizleri birbirimize bu kadar düşmanlaştıran da bu anlayış. Ben bunu reddediyorum...

Mesela müftüye nikâh kıyma yetkisi veren düzenlemenin başka başlıkları da var. Bunlardan biri “evlilik yoluyla vatandaşlık alacaklarda genel ahlaka uygunluk”un aranacak olması. “Genel ahlak kriteri” ne demek? İsteyene müftülerin resmi nikâh kıydırabilmesiyle ilgili düzenlemeyi ne kadar doğru buluyorsam bunu da o kadar yanlış buluyorum. Kim belirleyecek kimin ahlaklı olup kimin olmadığını? Bakın Maçka Parkı’nda bir kendini bilmez ahlak bekçiliğine soyundu da neler oldu... “Genel ahlak” ile kastedilen kimin ahlakı? Böyle bir norm koyucu var da bizim mi haberimiz yok?

Ahlak sübjektif bir kavram, yukarıda müftüye itiraz eden Kemalist kafa nasıl kadını ve toplumu tarif etme ve onun için tek bir yaşam tipi tanımlama hakkını kendinde görüyorsa bu maddeyi yazanlar da kendilerinde benzer bir had görüyorlar olsa gerek. Vatandaşlığa alınmanın suça bulaşmama gibi bir kriteri olabilir ancak. Hiçbir makam kimin ahlaklı olup kimin olmadığını söyleme yetkisine sahip olamaz!

KAHVALTIDA BUNA NE DERSINIZ?

EPEYDİR yazmadım diye yemeklerden uzaklaştım sanmayın. Türkiye’de siyasi gündem yaza rağmen durulmaz ama ne olursa olsun hayatın küçük keyiflerini unutmamak gerek. Bugün size kahvaltıda da yiyebileceğiniz son derece faydalı ve az kalorili bir tarif veriyorum. Pişirdikten sonra 2 gün dolapta bekleyebilir, dolayısıyla hazır tutabilirsiniz.

UNSUZ ÇÖREK
Malzemeler: 1 yumurtanın akı, 1 muz, 1/4 su bardağı süt, 5 tane gün kurusu kayısı, 4 tane kuru erik, bir avuç ceviz, yarım avuç kuru üzüm, 5 çorba kaşığı yulaf ezmesi, 2 kaşık yoğurt.

Yapılışı: Muzu ezin, kayısıları, erikleri ve cevizleri doğrayın ve tüm malzemeleri karıştırıp yağlı kâğıt serdiğiniz fırın tepsisine dökün. 200 derecede içi bıçağa bulaşmayana kadar pişirin (Yaklaşık 15 dakika.)

Not: Valencia’dayım. İspanyol mutfağı zaten çok zengindir, ama burası İspanya’nın en zengin yemek coğrafyalarından biri. Ne de olsa meşhur “paella”nın vatanı. Size bir sonraki yazıda tipik Valencia paellasından, buranın meşhur “horchata” ve “furton”undan bahsedeceğim...

HAVA DURUMU
Cuma15 MPH30°
Az Bulutlu