Son Dakika
23.02.2018 - 03:44 | Güncelleme:

Bırakınız saçmalasınlar...

 

SEVGİLİ okurlarım, bir süredir zaman zaman sizinle dertleştiğim yazılar yazıyorum. Bu yazıların temel motivasyonu, gördüğüm çok ciddi bir sıkıntı: Türkiye’de özgürlükçü demokrat bir yazar olmak da, gerçek bir özgürlükçü demokratik hukuk devleti sisteminin oturması da çok zor.

Yanlış anlaşılmasın, otoriter siyasi görüş sahibi olan kimi isimlere asla katılmıyorum ama onları da anlıyorum... Çünkü güçsüz ve aciz durumda olup adeta kurbanlık koyun gibi başına gelecekleri bekleyenlerin bile zalim olabildiği bir ülke burası. Biliyorsunuz, Sözcü Gazetesi hakkında FETÖ’nün 17-25 Aralık darbe teşebbüsüne destek olmaktan, yani FETÖ’ye yardım ve yataklık suçundan -benim doğru bulmadığım- bir dava var. Bu davanın genişleyeceği ve 17-25 Aralık sürecinde FETÖ tezlerini desteklemiş ve Erdoğan’ın devrilmesini istemiş medyadaki bütün isimlerin de TCK 220/6 kapsamında yargılanacağı hükümete ve yargı kaynaklarına yakın medyada her gün yazılıyor.

MUHALİFLERİN HAKKINI SAVUNMAK

Ben, 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde FETÖ’ye karşı çok sert mücadele veren ve Erdoğan’ı savunan bir insanım. Öte yandan ısrarla bu köşeden, “O süreçle ilgili kapsamı bu kadar genişletmek doğru olmaz. Böyle bakılırsa yüzlerce yazar tutuklanır. Çok yanlış olur” diye yazıyorum ve muhaliflerin haklarını savunuyorum.

Takip ediyorsunuzdur, son zamanlarda AK Parti’ye yakın medyada, bu soruşturma kapsamında Emin Çölaşan, Soner Yalçın, Uğur Dündar, Necati Doğru ve birkaç ismin daha Sözcü davasından tutuklanacağı iddia edilerek haberler yapılıyor. Ben ta 15 Kasım 2017’de bu köşeden açık tavır koydum. Bunun üzerine Uğur Dündar teşekkür için aradı. Diğer yandan bu tavrımdan ötürü bazı üst düzey yargı yetkilileri de bana “Çölaşanları mı savunuyorsun?” diye sitem ediyorlar.

ŞUURSUZLUK MU? KOMEDİ Mİ?

Durum böyleyken adını anmaya değmez bir kişi, iki gün önce Emin Çölaşan’ı savunmak uğruna ismimi vererek benim tutuklanmamı istedi. Ne diyebilirim ki? Şuursuzluk mu? Komedi mi? Karar veremedim...

Bunu gören Ankara’dan çok önemli bir isim aradı ve şöyle dedi: “Hakkını savunduğun adamları görüyorsun işte... Bunların 15 Temmuz ya da 28 Şubat darbecilerinden bir farkı yok!” Daha sonra o kişinin “Muaviye’den Erdoğan’a Din ve Siyaset” başlıklı kitabında Cumhurbaşkanı’na çok ağır hakaretler ettiğini, FETÖ ağzıyla iftiralar attığını hatırlattı ve bunun hukuki bir bedelinin olacağını söyledi. Ardından 15 Şubat 2018’de, yani 1 hafta önce Erdoğan ve Bahçeli’ye yönelik birçok iftirayı barındıran ve şöyle başlayan yazıyı gönderdi: “28 Şubat müdahalesi Erdoğan’ı iktidara getirmek için ABD tarafından yürütülmüş bir operasyondur...”

Adını anmaya değmez bu kişinin ipe sapa gelmez laflarını yazıp bu köşeyi doldurmak istemem.

HER ŞEYE RAĞMEN ÖZGÜRLÜK VE HUKUK

Sevgili okurlarım, tüm iftiracılığına ve kötücüllüğüne rağmen bu şahsın tutuklanmasına ben karşı çıkarım. Kimileri beni “saf” bulsa da gerçek bir demokratik hukuk devleti olabilmemiz için bizden nefret eden ve meczup laflar eden yazarların da hakkını hukukunu savunmamız gerekiyor. Zaten böyle marjinal insanlar bu toplumda bundan böyle asla güç sahibi olamayacak. Bırakınız saçmalasınlar... Biz her koşulda herkes için temel hakları ve özgürlükleri savunmaya devam edelim...

***********

‘İYİ HAL’ KALKMADAN BU MESELE BİTMEYECEK!

ADANA’da minicik bir kız çocuğuna saldıracak kadar gözü dönmüş sapık bütün ülkeyi ayağa kaldırmışken, siyaset harıl harıl bu konuda en sert tedbirleri almayı konuşurken, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi tuttu, 8 yaşında bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak suçlamasıyla yargılanan sanığa verdiği 22 yıl hapis cezasını iyi hal uygulayarak 18 yıla indirdi!

Gündem bu konularla bu kadar meşgulken, farkındalık bu denli artmışken bile bu konuda iyi hal indirimi uygulanabiliyorsa siz bir de gündemin değiştiği günlerde neler oluyor, onu düşünün!

Sadece bu örnek bile bu davalarda “iyi hal”in kalkmasının ne kadar elzem ve acil bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor!

***********

SPORLA UYUŞTURUCUYA UZAK, HAYATA YAKIN...

ÖNCEKİ gün İstanbul’da çok önemli bir konuya dikkat çekmek amacıyla bir toplantı yapıldı. Başkanlığını ATV Ankara Temsilcisi Şebnem Bursalı’nın yaptığı Radyo ve Televizyon Gazetecileri Derneği tarafından İçişleri Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen toplantı, “Sporda kal, güvende kal” projesinin 2. buluşması mahiyetindeydi. Amaç uyuşturucunun panzehiri olarak sporu anlatmak...

Gençleri uyuşturucudan uzak tutmak için sporun önemi büyük. Hakikaten de düzenli sporun madde bağımlılığından kurtulmadaki rolü kanıtlanmış.

Ben ülkemizde spor alışkanlığının çok düşük seviyede olduğunu görüyorum. Maalesef bu konu üzerinde fazla durulmuyor, halbuki spor küçük yaşlarda kazanılması gereken bir alışkanlık. Ama bizdeki “beden eğitimi” dersleri bu alışkanlığı kazandırmaktan çok uzak. Kurallara hapsolmuş, çocukları özgür bırakmayan, teşvik etmeyen bir ders... Oysa spor aynı zamanda bir eğlencedir. Tadını alan ve rutinine alışan için vazgeçilmez bir uğraştır. Çocuklara ve gençlere bunu göstermek gerekir...

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 23 Şubat 2018 Cuma 16:01
    Asker eşleri gaziler ve takvim ile ilgili söylediğiniz çirkin şeylere rağmen bu ülkeden milletten ekmek yemek para kazanmak hala burda olmak helal olsun bu millete bu devlete:clap::clap:
  • Misafir 23 Şubat 2018 Cuma 15:56
    Yaşım itibariyle bu ülkede yıllardır neler gördüm. Ama şu hiç değişmedi: iktidar olanların kötüledikleri, gün gelip kendileri iktidar olduklarında bu kez geçmiş iktidardakiler onları kötüledi. Ama zaman her daim doğruları ortaya çıkardı. Peki bugünkülerin gerçekten iyi olduklarından ne kadar eminsiniz? Siyaset yalan söyleme sanatımıdır? Bir siyasetçinin doğru olduğunu anlamak istiyorsanız geçmişinden günümüze söylemlerini ve uygulamalarını karşılaştırınız. Eğer ki en ufak sapma var ise oturmuş bir karakter ve dolayısıyla güvenilir değildir. Dürüst bir insan şunu hiçbir zaman söylemez: "Dün dündür, bugün ise bugün".
  • Misafir 23 Şubat 2018 Cuma 15:00
    Türkiye'de bütün yazarları özgürlükçü ve demokrat bir çizgide görmek temennimiz...
  • Misafir 23 Şubat 2018 Cuma 10:07
    Nagehan hanım; samimi olarak söyleyeyim sizi seviyor ve düşüncelerinize katılıyorum. Kaleminizi demokrasiden yana, fikir özgürlüğünden yana kullanıyorsunuz. İnsanlar arasında din, ırk, mezhep, meşrep farkı gözetmiyorsunuz. Bende bu konularda aynen sizin gibi düşünüyorum. Bazı konularda sizden ayrılabilirim. Yani ben muhafazakar, dini değerlere bir hayli bağlı biriyim. Ama emin olun ki haklarını savunduğunuz Emin Çölaşan, Soner Yalçın, Uğur Dündar, Necati Doğru gibi şahıslar siz sıkıntıya düşseniz sizi savunmaz tersine oh olsun derler. Hatta zindanların en karanlığına atılmanızdan zevk duyarlar. Onun için bırak onlar kendilerini savunabilirler. saygılar... (Hür düşünceden yana olan okurunuz.).
  • Misafir 23 Şubat 2018 Cuma 12:15
    Hem demokrasi, hür düşünce diyeceksin hem de bırak ne halleri varsa görsünler. Derler ya kendine demokrat. Tam da bu işte.
  • Misafir 23 Şubat 2018 Cuma 08:52
    Yorumları açın bu kadının yazıları altına. Açsanıza ... adam değil diye bizde kendisi ve eşi için birkaç kelam edelim. Vatan haini bu ve kocası
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Pazartesi 17 MPH 25°
Kısmen Güneşli