SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Operasyon az güneye inince ABD orijinal ayarına döndü

31 Ağustos 2016 Çarşamba, 01:23:20 Güncelleme:08:42:56
Nihal Bengisu Karaca

Nihal Bengisu Karaca

[javascript protected email address]

 

Joe Biden, “YPG, nehrin doğusuna geri dönmelidir, aksi takdirde ABD tarafından desteklenmeyecektir” diyerek Washington’un PYD’ye yönelik en sert açıklamasını yaparken Kerry, “PYD Fırat’ın doğusuna çekiliyor” diyerek Türkiye’nin beklentisine uygun bir gelişmeyi muştuluyordu. Bu arada TSK destekli ÖSO’nun geldiğini gören IŞİD, Cerablus’u biraz kolay teslim etti. ÖSO mensupları Cerablus’ta ferah feza dolaşmaya başlayınca bizim, “ABD bizi Suriye batağına çekmek istedi ve sonunda başardı” korosunu aldı bir endişe. “Tuzağa düştük” demeye başladılar ve çok değil daha birkaç ay önce yurtiçinde ve kürsel boyutta gerçekleştirilen “Türkiye, IŞİD’e yardım ediyor” tezviratına kanıp “Neden IŞİD’e karşı sahici bir savaş veremiyoruz?” diye söylendiklerini de unuttular.

Birincisi; Suriye’ye, Ortadoğu’ya bataklık demek ayıptır. Türlü manipülasyonlarla Osmanlı’dan koparılmış ve o zamandan beri başına gelmeyen kalmamış bu topraklar Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Türkmen’in vatanıdır. Batılı ağzıyla bu coğrafyayı zikrederken sürekli bataklık demeyin. Ayıp oluyor.

İkincisi; başından beri söylüyorum, ABD Türkiye’yi Suriye’ye sokmak için değil, bilakis uzak tutmak için tuzaklama yaptı. Başta “Türkiye, IŞİD’e yardım ediyor” tezviratı bile Türkiye’ye, bölgeyle ilgilenmeye kalktığı her anda meşruiyetini kaybettirecek bir tasma olarak hazırlandı. 15 Temmuz darbe girişimiyle ilintisi amiyane tabirle “iyot” gibi açığa çıkınca da, boyutlarını kestiremediği Fırat Kalkanı operasyonuna destek değil, onay vermek durumunda kaldı.

Suçüstü yakalanmıştı ve sadece iki seçeneği vardı: 1) Türkiye’ye karşı daha da kıyıcı ve sert davranmak. 2) Alttan almak, durumu idare etmek.

İlk seçeneğin ABD için şu anda bir getirisi yoktu. Zira Türkiye’ye yapılan operasyonlar, iradesini kırmak için yapılan blöfler ülkeyi bir eşiğe getirdi. Ülke sokak hareketleriyle, bürokratik müdahaleyle, uluslararası sistemde Türkiye algısının çirkinleştirilmesiyle ve en son darbeyle büküldü ama kırılamadı. Bilakis halkın kenetlenmesi ve Atlantik ötesine ilişkin farkındalığı daha da arttı.

Türkiye kırılırsa NATO çatlar realitesi de belirleyici bir etkendi.

İkinci seçenek yani, “idare etmek” tercih edildi. Joe Biden ziyaretiyle onu yaptılar.

Şimdi ne oluyor?

Operasyonun çerçevesi başından beri belli olmasına rağmen Cerablus’u IŞİD’den temizlemek ve aynı bölgeye hallenen PYD’yi de uzak duracağı bir noktaya ötelemek hedefi sağır sultanın bile bildiği bir şema olmasına rağmen ABD Savunma Bakanlığı, Cerablus’un güneyindeki çatışmaları “kabul edilemez” bulduğunu açıklıyor.

ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Peter Cook, New York Times Gazetesi’ne gönderdiği e-postada, “Türk Silahlı Kuvvetleri, bazı muhalif gruplar ve SDG ile bağlantılı birimler arasında Cerablus’un güneyinde yaşandığı bildirilen çatışmalara ilişkin haberleri yakından izliyoruz. IŞİD’in artık bulunmadığı bir noktada yaşanan bu çatışmaları kabul edilemez bulduğumuzu netleştirmek istiyoruz” ifadelerini kullanıyor. Pentagon’un Bret McGurk’u da sözcünün ifadelerini tweet’liyor ve “ABD bu faaliyetlere dahil değildir. ABD güçleriyle koordine değiller. Ve bunları desteklemiyoruz” diyor. Çok geçmeden Fransa’dan, Hollanda’dan da benzer bir çıkış geliyor.

Üç gün arayla bu kadar farklı yaklaşımları sergileyen ülke Türkiye olsaydı çoktan makaraya sarılmış, kuyruğuna teneke bağlanmıştı. Ama bunu yapan ABD olunca en fazla The New York Times’ta bir makale yayınlandı. ABD’nin güçlü kurumları arasında farklı eğilimler ve görüşler söz konusu olduğunun altı çizildi. “Suriye’de savaşan tarafların ABD’nin iki farklı kurumu tarafından desteklendiği” söylendi. Bunu da zaten biliyorduk.

Mesele şu: ABD, Irak’ın ve Suriye’nin bölünmesi olasılığına karşılık kurulabilecek yeni Kürt yapılanmalarını tamamen Barzani’nin ya da Türkiye’ye yakın olabilecek Kuzey Irak eksenli bir oluşumun tahkim etmesini istemiyor. Çünkü Barzani demek, ABD ile yaptığı anlaşmalara rağmen zaman zaman Türkiye’yi seçen adam demek ve yeterince seküler olmamak demek. O yüzden Cerablus’u da PYD’nin almasını istiyordu ABD. Engelleyemediği Fırat Kalkanı operasyonuna karşılık şimdi, PYD’yi güneye çekip PYD-PKK koridorunu Türkiye’nin sınırlarından daha aşağıda kurma niyetindeler. Fırat Kalkanı az güneye inince bağırmalarının sebebi de bu.

Daha genel anlamda ise ABD’nin Türkiye’yi bölgeye girmeye teşvik filan etmediği, bölgeden men etme niyetinde olduğu da anlaşılmıştır artık diye düşünüyorum.

 

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN