Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Lüks aracıyla polis otosuna çarptığında kanında yasal sınır olan 0.50 promilin iki katı oranında alkol vardı. 28 trafik cezası ve daha önce iki kez ehliyetine el konulmuş olması da cabası. Polis memuru İsmet Fatih Alagöz’ün şehit olmasına, başka bir memurun da yaralanmasına neden oldu. Savcılık 2 ila 22 yıl hapis cezası talep etti ama mahkeme heyeti “bilinçli taksir” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdığı sanığı, tutuklu yargılandığı 8 aylık süreyi de dikkate alarak tahliye etmeye karar verdi. Karar oyçokluğu ile alınsa da kamu vicdanının teskin olduğu söylenemez.

        Ünlü yönetmen Sinan Çetin’in oğlu Rüzgar Çetin’den bahsediyorum. Eğer Sinan Çetin kadar ünlü ve zengin bir adamın oğlu olmasaydı o kadar kolay tahliye olabilir miydi emin değiliz.

        Ancak tersi de geçerli. Belli çevrelerdeki Sinan Çetin antipatisi olmasaydı söz konusu karar gibi yüzlerce kararın çıktığı bir memlekette Rüzgar Çetin ilk ve tek örnek gibiymiş gibi hedef gösterilir miydi, ondan da emin değiliz.

        Demek ki Rüzgar Çetin derken aslında Sinan Çetin diyoruz.

        O zaman bir parantez açmalı.

        Sinan Çetin’in pek sevilmeme nedeni “parayı sevdiğini” gizlememiş olmasıydı. Ülkenin sınırlar, kırmızı çizgiler ve hatta cumhuriyet değerleriyle değil, “özgürlükler” ile mutlu olup kalkınacağını savunması, bunu yaparken paranın, iyi yaşamanın fazlaca reklamını yapması, zenginliği meşrulaştıran demeçler vermesiydi. “Bay E” gibi gerçekten berbat filmleri üzerinden değil “Propaganda” gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin 1. Dünya Savaşı’nda kaybettiği topraklarla kurduğu ilişkiyi-daha doğrusu “ilişkisizliği” hafife alan filmleri üzerinden şeytanlaştırıldı.

        Diyeceğim o ki, benim Sinan Çetin’e duyulan antipatiyi bir kimlik göstergesine dönüştürmüş olanların kendilerine yaptığı şekil şükülle alakam yok.

        Ancak Rüzgar Çetin’in tahliyesini sorunlu bulmak için Sinan Çetin’den nefret edenler kulübünün üyesi olmaya da gerek yok.

        Önemli olan, “Alkollü halde araç kullanan birinin sebep olduğu ölüm, hafif taksirle sebebiyet verilmiş ölüm müdür?” sorusuna verdiğimiz cevap.

        Ayrıca şu soru var: Maktulün ailesine ödenen “kan parası”, ölümlü kazaya sebebiyet verenin kamuya karşı sorumluluğunu neden hükümden düşürüyor?

        Alkollü araç kullanmak gibi, hızlı araba kullanmak gibi eylemler sonucunda ortaya çıkan felaketlerden sadece mağdur bireyler zarar görmüyor çünkü; kamu güveni sarsılıyor; kamu vicdanı inciniyor. Tahliye kararının ardından kararı veren hâkimlere dava açmak için mahkemeye dilekçe veren C.T.F.’nin, İstanbul’da 2 yıl önce meydana gelen bir trafik kazasında annesini kaybeden bir kişi olması bize bir şey söylüyor olmalı.

        Çetin Ailesi’nin Fatih Alagöz’ün ailesine “kan parası olarak” 1.5 milyon TL ödediği yönündeki iddialar, Bağdat Caddesi zenginlerinin hız arabalarıyla neden oldukları ölümlerin cezai sorumluluğundan nasıl o kadar kolay kurtulabildikleri meselesini yeniden gündeme getiriyor. “Ölen öldü, ne yapsak geri gelmeyecek, bari ailesi yokluk çekmesin” mantığıyla hoş görülen söz konusu “diyet” uygulaması, İslam fıkhına da uygun olduğundan suçluyu kamuya karşı sorumluluktan azat eden bir yönteme dönüşüyor. Oysa İslam fıkhı, öldürülenin ailesine bağışlama ya da diyet karşılığı bağışlamanın yanı sıra “kısas” isteme hakkı da veriyor. İki ayrı hukuk mantığından seçmece bir “esperanto” icat etme, mevcut sistemi kendi içinde tutarsız hale getirir, dikkat...

        “Kan parası” Rüzgar Çetin meselesinden bağımsız olarak başlı başına teorik bir tartışma konusu olmalı.

        Çünkü polisiye vakaların ve suç motivasyonunun giderek sofistike hale geldiği günümüzde endişe verici sonuçlar doğurmaya aday.

        Bilinçli ya da taksirle ölüme sebebiyet vermiş bir adamı, kan parası ödeyerek ya da ölenin yakınları tarafından affedilmesi yoluyla serbest bıraktığınızda “kaza süsü verilmiş” cinayetlerle nasıl baş edeceğinizi de düşünmek zorunda kalırsınız. Maktulün zengin, “af yetkisine sahip” yakınlarının ‘mirasçı’ olduğu durumları gözünüzün önüne getirin ve ölüme sebebiyet veren ile ölenin yakınları arasında nasıl katakulliler dönebileceğini hesaplayın.

        Diğer Yazılar