Son Dakika
04.02.2018 - 04:20 | Güncelleme:

PYD’nin çocuk savaşçıları

 

20 Ocak günü TSK’nın Afrin’deki 7 bölgede belirlenen toplam 153 PYD/PKK hedefini vurmasından sonra PYD saflarında bir propaganda hareketliliği yaşandı. Ama bu hareketlilik PYD açısından “şecaat arz ederken sirkatin söyleme” kapsamına girecek görüntülere neden oldu. Çünkü propaganda videolarından biri PYD/YPG’nin dolaylı olarak çocuk savaşçı kullandığını kanıtlayan belge mahiyetindeydi. Bir kayıtta YPG mensubu olarak yansıtılan eli silahlı iki kız çocuğu ile onlara liderlik ettiği belli olan yetişkin bir kadın terörist yer alıyordu. “Afrin’i savunmanın çok zor olduğunu” anlatan kız çocuğunun tedirginliği dikkat çekmekteydi. Söz alan diğer kız çocuğu ise bunun ilk olmadığını, daha önce de Deyrizor’da DEAŞ’a karşı savaştığını söylüyordu.

Afrin harekâtı sırasında objektiflere yansıyan görüntüler, Suriye’deki iç savaş ortamından geleceğe yönelik rol kapma savaşına girişen örgütün çocukları nasıl kullandığını bir kez daha gözler önüne serdi. Çocuk haklıydı, bu “ilk” değil.

PYD-YPG öteden beri çocukları saflarına katıyor ve çatışmaların ön cephelerine de sürebiliyor. Defalarca belgelendi.

16 Ağustos 2013’te, Birleşmiş Milletler Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu’nun yayımladığı rapor, PYD/YPG’nin Afrin ve Haseke’de 12 yaşındaki erkek ve kız çocuklarını örgüte eleman olarak temin ettiğini kayıtlara geçmişti. Rapor, Suriye’de 14 ila 17 yaş arası erkek ve kız çocuklarının Haseke’de silahlı Kürt gruplarına katıldığı ve çocukların çoğunlukla kontrol noktalarına yerleştirildiği, bilgi ve askerî teçhizat iletmek ve eğitilmek üzere kullanıldıkları bilgisine yer verdi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2014 tarihinde yayımladığı “Kürt Yönetimi Altında: Suriye’de PYD’nin Ele Geçirdiği Bölgelerde Kötü Muameleler” başlıklı rapor ise “bundan fazlası var” diyordu. Buna göre, YPG, Afrin, Kobani ve Cezire’deki kontrol noktalarında 18 yaş altı erkek ve kız çocuklarını askeri amaçları doğrultusunda kullanıyor ama bununla yetinmiyor, aynı zamanda YPG saflarında savaşmaya da zorluyordu. Raporda bu şekilde davranan YPG’nin uluslararası hukuk kurallarını çiğnemekle beraber, kendi tüzüğünü ihlal ettiği de vurgulanıyordu. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 59 çocuktan oluşan bir listeye sahip olduğunu ve söz konusu çocuklardan 10’unun “15 yaşın altında” olduğunu da rapor sayesinde öğreniyorduk. Nitekim aynı kuruluş 2016 Aralık ayında Irak’ın Suriye sınırında yer alan Sincar bölgesinde PKK uzantılı grupların yerel halktan çocuk savaşçılar devşirdiğini de tespit etti.

ABD’nin Haziran 2016’da yayımladığı İnsan Ticareti Raporu’nda, PYD/YPG terör örgütünün 15 yaş altı çocuklar dahil erkek ve kız çocuklarını örgüt mensubu olarak temin etmeye, kullanmaya ve onları eğitim kamplarına götürmeye devam ettiği kaydedilmişti. Aynı rapor, Nisan 2015’te, Afrin’de terör örgütü tarafından 16 yaşında bir kız çocuğunun ailesinin itirazlarına rağmen PYD/YPG tarafından kaçırıldığı bilgisine yer veriyordu.

Kuşkusuz bunlar sadece tespit edilebilenlerdi.

PYD’Yİ MEŞRU GÖRENLER GÖZ YUMDU

Diyeceksiniz ki, “Suriye bir bataklık ve sonuçta bütün savaşçı gruplarda çocuklar var”.

Elbette. Ama onlardan hiçbiri belirleyici küresel güçler tarafından meşru kabul edilmedi ve desteklenmedi. Dahası hiçbiri PYD’nin yaptığı gibi 5 Haziran 2014’te “Geneva Call” adlı sivil toplum kuruluşuyla, “bir ay içinde 18 yaş altındaki tüm savaşçıların çatışma alanlarından çekilmesini içeren” bir “taahhüt sözleşmesi” imzalamadı.

PYD ise taahhüt etti, yapmadı. Söz verdi, tutmadı. Buna rağmen daha yakınlarda Fransa gibi bir devletten handiyse “yargılama yetkisinin hediye edilmesi” gibi uluslararası bir payeye nail oldu. Buna rağmen ABD tarafından pohpohlandı, yardım gördü, desteklendi ve tüm dünyaya “İşte Ortadoğu’da bizi anlayan, iyi geçinebileceğimiz, demokrat, doğaya saygılı, seküler bir aktör” diye lanse edildi.

Bununla da kalmadılar.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Şubat 2017’de Twitter hesabından Rakka operasyonunda DEAŞ’a karşı savaşacak SDG yani YPG kuvvetleri arasında savaşan çocuklara silah verilen anların fotoğrafını paylaştı. Fotoğraf tartışmalara neden olunca da, ABD Savunma Bakanlığı “Suriye’deki gruplara destek verme şartları arasında ‘savaşçıların belli bir yaşta olması’ koşulunun bulunmadığı” şeklinde “skandal” bir açıklama yaptı.

Oysa, uluslararası insani yasalar ve “Roma statüsü”, silahlı kuvvetlerin veya silahlı örgütlerin 15 yaşından küçükleri askere ya da örgüte almasını savaş suçu sayıyor. Ancak bugüne kadar pek çok kez kanıtlandığı gibi, önemli olan Roma statüsü değil, ABD’nin statükosu.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 04 Şubat 2018 Pazar 11:57
    M.BedriGultekin.Türkiye, 24 Temmuz 2015’ten bu yana izlediği politikayla Rusya ve İran’la olan ilişkilerini adım adım düzeltti. Irak’la ilişkiler kurdu. Suriye ile de fiili bir işbirliği zeminini yarattı. Bu durum Türkiye’nin elini güçlendirdi. ABD’nin Kudüs bozgunu bu sayede mümkün oldu. Fırat kalkanı Operasyonu ve şimdi de Zeytin Dalı Harekâtı bu sayede gerçekleşti. Bütün bu gelişmelerin sonucunda Türkiye, bölgede “oyun kurucu” ülke statüsüne yükseldi. Şimdi Rusya ve İran’ı, ABD ile birlikte hedefe konacak ülkeler haline getirmek isteyenler, gerçekte Türkiye’nin son iki yılda bölgede elde ettiği bu avantajlı durumu kaybetmesini isteyenlerdir.
  • Misafir 04 Şubat 2018 Pazar 11:53
    Türkiye ile olan ilişkilerinde İran’dan kaynaklanan ciddi bir yanlış olmadı. Tersine Türkiye’den gelen “Pers yayılmacılığı” türünden suçlamalar karşısında, İran tarafı soğukkanlılıkla ve Türkiye’yi kazanmaya çalışan bir tutumda ısrar etti. Çünkü hem Rusya, hem İran; Türkiye’nin de kendileri gibi emperyalist tehdidin hedefi olduğunu görmekte, Türkiye’nin kendi yanlarında olmasına önem vermektedirler. Onun için Türkiye’den gelen haklı uyarılar bu ülkelerde hemen karşılığını bulmaktadır.
  • Misafir 04 Şubat 2018 Pazar 10:53
    z. İran devleti, sonuçta kendisini hedef alacak olan emperyalizmin terör saldırısını, ülke sınırları dışında karşılama politikasını izledi kararlılıkla. Tıpkı Türkiye’nin 24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana yaptığı gibi. İran’ın desteği, ABD ve İsrail’in terörle yayılma politikasına; Suriye’de, Yemen’de, Lübnan’da ve Katar’da set çekilmesinde önemli bir rol oynadı. İran böylece birinci olarak kendi güvenliğini güvenceye aldı. Ama aynı zamanda Türkiye’nin de güvenliğini sağladı. Bu durumda Bölgemizdeki terörün baş sorumlusu ABD ile Rusya ve İran’ı aynı kefeye koyup “Ne ABD, ne Rusya, ne İran!” diyenler, gerçekte ABD’yi gizlemektedirler.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Cumartesi 18 MPH 10°
Sağanak Yağışlı