Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        - ALELACELE alınmış bir karar olduğu belli. Amerikan Dışişleri’nde başıboşluk hâkim, hatta bakan gitti gidecek. Bu başıboşluk hali, ülke ilişkilerinde de yeterince düşünülüp tartılmadan vize işlemlerinin dondurulması gibi kararlara yol açıyor. İlişkilerin en bozuk olduğu zamanda bile böyle orantısız tepki verilmemişti, belli ki geri adım atacaklar.

        - ABD geri adım atmak zorunda; çünkü kendi kendine Türkiye’yi uzaklaştırıyor. Hem bölgede kuvvetli bir ittifak devleti olarak Türkiye’nin kendisine destek vermesini istiyor, hem de sadece kendi çıkarlarını düşünerek her adımda Türkiye’yi satıyor. Bu eşitsiz ilişki sürdürülebilir mi? Neyse ki Türkiye pasif bir diplomasi yürütmüyor ve ABD’nin her dediğine evet demiyor.

        - Tesadüf mü? Tuncer Kılınç Paşa ta yıllar önce Türkiye’nin yeni bir ittifak kurması gerektiğini, Rusya ve Çin’le yakınlaşmasını önermişti. FETÖ üzerinden yürütülen Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında ilk tutuklananlardan biri oldu. Ambargoyu andıran vize yasağı da Putin’le görüşme ve Maduro ziyaretinden (ABD’nin en büyük düşmanları) hemen sonra geldi. Kendince ABD “subliminal” mesaj veriyor. Basit bir gözdağı, sürdürülebilir bir yasak değil.

        - ABD’ye en çok öğrenci gönderen ülkelerden biri Türkiye. 2000 yılından beri yılda 10 binin üzerinde Türk öğrenci ABD’ye gidiyor, İngiliz ve Alman öğrencilerden daha fazla... Amerika’da üniversite okumak başlı başına bir sektör. SEVIS parasından her biri alınması zorunlu ve servete mal olan TOEFL, GRE, SAT ve benzeri sınavlara kadar sürekli para konuşuluyor. Her bir Türk öğrenci yüz binlerce dolar bırakıyor ABD’ye ve sayıları giderek artıyor. Bu aylar kritik, tam da okul başvuruları için hazırlanan binlerce Türk öğrenci var. Bu altın yumurtlayan tavuğu mu engelleyecekler?

        - Geçtiğimiz yıllarda ABD turist vizesinde kolaylık sağlayacağını açıklamış, Türkleri ülkelerini ziyarete davet etmişti. Çünkü Türkiye’deki ABD merakını biliyorlar, THY’nin uçuşlarının doluluğunu görüyorlar ve bu paranın kendilerine aktarılmasını istiyorlar. Her yıl akın akın Türk turist ülkeyi ziyaret ediyor. Gittiğiniz bir lokantada beş ayrı masada Polonyalı görmüyorsunuz mesela, ama hiç tahmin etmediğiniz lokantalarda (hele bayrama falan denk geldiyse) bir sürü masada farklı farklı Türkleri görmek mümkün. New York’ta tanıdıklara rastlıyorsunuz sokakta... ABD bu paradan vazgeçer mi?

        - Trump’ın Türkiye’de yatırımları unutuluyor mu? İstanbul’daki bina, mobilya markası falan derken Başkan’ın bizzat Türkiye’den beklenti ve çıkarları var. Türkiye’nin eli o kadar zayıf değil sonuçta.

        **************

        AMMA DELİK KULAKMIŞ

        GÜYA iktidardan en çok haber alan, kulağı delik gazeteciler onlar... Sırf bu yüzden önemli konumlara geldiler. Ankara’da böbürlenerek dolaşıyorlar, ama istihbaratlarını gördük işte. Ne Hande Fırat’mış, ne Abdülkadir Selvi’ymiş meğer. Şu Melih Gökçek krizini patlayana kadar duyurmadılar, duyurunca da yüzlerine gözlerine bulaştırdılar.

        Kesin istifa ediyordu hani...

        Sorun şu: Beştepe’den bilgi sızmıyor, hangi gazeteci ne kadar Saray’a yakın olduğunu iddia ederse etsin erişimi bir yere kadar. Bir de Beyaz Saray’a bakın, sızıntı üzerine sızıntı, herkes birbirinin arkasından konuşup basına bilgi aktarıyor.

        **************

        AHMET KAYA HOMOFOBİK DEĞİLDİ

        HASTA yatağından kalkmış koşa koşa televizyon programına tartışmaya gelmiş Ahmet Kaya; çünkü konu bıyık olunca dayanamamış. Yıllar öncesinin televizyon kaydı yeniden dolaşıma girdi ve Ahmet Kaya’nın homofobik söylemleri tartışılıyor ya... En çok bıyık konusunun televizyonlarda tartışma konusu olmasına güldüm.

        Leyla Umar uyduruk bir araştırmayı tam okumadan ekranda anlatıyor; dünyada daha çok homoseksüel erkekler bıyık bırakıyormuş... Kısacası erkeklere, “Bıyığınızı kesin; çünkü homoseksüel sanırlar” demeye getiriyor. Ardından Ahmet Kaya da argo tabir kullanarak eşcinsellere ve berberlere güvenilmemesi gerektiğine dair kendince bir espri patlatıyor. Salon yıkılıyor.

        Doğrusu Leyla Umar’ın üst perdeden sözde bilimsel dayanağı olan açıklamasını daha homofobik buldum ben. Ahmet Kaya’ya da gülüp geçtim; çünkü, nasıl diyeyim, bu konularda espri yapmak için fazlasıyla kredisi var.

        HARUN KOLÇAK BİLİR

        Ahmet Kaya homofobik değildi, hatta çok yakın eşcinsel arkadaşları vardı. Üstelik bunların bir kısmı da bıyıklıydı. Harun Kolçak’la o kadar yakındı ki, rahmetli bir aralar Kaya’nın kimi şarkılarını kendisine yazdığını bile anlatırdı bana... Doğru mu değil mi bilmem...

        Ama bu laflar o kadar yayılmış olacak ki Kolçak’ın ölümünün ardından Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya kendi İnstagram hesabında bir fotoğraf paylaşarak “Güle güle kumam” dedi. Sonuçta herkes belli ki bu konuyla eğleniyor, kendi içlerinde bir espri.

        Sanki cinsel kimlik ve özgürlükler yönünde çok büyük bir hassasiyet varmış, toplum bu konuda duyarlıymış ve ciddi adımlar atılmış gibi yıllar öncesinden bir kayıtla homofobi tartışması alevlendirmek... İki yüzlü, göstermelik ve Ahmet Kaya’nın esprisinden bile vasat.

        Diğer Yazılar