Öne Çıkanlar
Son Dakika
07.12.2017 - 07:04 | Güncelleme:

2019 tamamdır

 

- ERDOĞAN’ın bu sefer yenileceğini, ABD’nin dava operasyonuyla sonunun geleceğini düşünenler yanılacak. Heyecanla ilk günlerde davaya umut bağlayan kimi gazetecilerin son zamanlardaki temkinli yazılarından da bunu anlamak mümkün.

- ABD’ye kafa tutan, ilişkileri koparan bir siyasetçi Türkiye’de var olabilir mi? Amerikan yönetimi kimi ülkeler üzerinde siyaseti tasarlamaya girişebilir, kimi ülkelerde de geçmişte olduğu gibi darbeyle rejimi değiştirmeye çalışabilir kuşkusuz. Engelleyemeyecekleri tek şey halkın desteği. Seçmen oy verdiği sürece dış güçlerin girişimi de sınırlı olacaktır.

- ABD’nin Türk siyasetine etkisi sağ ve sol kesimin üzerinde uzlaştığı bir abartı. Tek bir ABD olmadığı gibi, ABD’deki kurumlar arasında da farklı ülkelerle ilgili kimi zaman birbiriyle çelişen hesaplar olabiliyor. ABD derken kimi kastediyoruz: Beyaz Saray mı, CIA mı, Dışişleri mi?

- New York’ta süren davanın algısında ve işleyişinde fazlasıyla Türkiye’nin içişlerine müdahale edilir görüntü verilmesi Türk seçmeninde ters tepecektir. Nitekim Erdoğan’ın bu davayı bir darbeye benzeten açıklamalarının toplumda bir karşılığı var.

- Darbe girişiminden sonra “dış mihrakların” Türkiye’yi yıkma girişimi de seçim malzemesine dönüşmez mi? Buna muhalefetin umudunu yurtdışında sürülen bir davaya bağlamasını ekleyin bir de. Ülkeye sahip çıkma, bağımsızlık ve milli beraberlik vurgusu her zaman oy alacaktır.

- 2019 seçimlerine CHP’nin hâlâ Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde gireceğini, kendisi aday olmasa da stratejinin ve adayın onun tarafından belirleneceğini düşünürsek... Sicil ve geçmiş tecrübe Erdoğan’ın önünde pek bir engel olacağı düşüncesini uyandırmıyor.

- Diplomasi ülkelerin karşılıklı çıkarları üzerinden ilerliyor. ABD’yle bozulan ilişkiler de 2019’dan sonra kolaylıkla düzelecek. ABD de biraz Hürriyet Gazetesi gibi. Her seçim öncesi “Acaba Erdoğan gider mi?” diye heyecana kapılıyor, gitmediğini görünce Erdoğan’la geçinmek zorunda olduğunu fark edip ilişkiye yeniden başlıyor. Seçimden sonra da kriz çözülür.

*************

KADIN GAZETECİNİN İTİRAZI 

ABD’de taciz skandalları piyango gibi her gün birine vuruyor ve görevden alınıyor. NBC’den Matt Lauer son kurbanlardan biri. Ekranların en kötü gazetecilerinden bir olan Lauer’ın mesleki yetersizlikten çoktan kariyerinin bitmesi gerekirdi aslında. Ama sonu taciz iddialarıyla oldu.

Fakat bu taciz iddialarında infaz anında gerçekleşiyor, karşı tarafın sözü bile dinlenmiyor çoğu zaman. Nitekim NBC de anında Lauer’la ilişiğini kesti.

Ancak süreç biraz yargısız infaza dönüşüyor. Taciz iddiaları çoğu kez yıllar sonra hatırlanıyor, gündeme geldiğinde de kurumlar, hedef gösterilen isimleri kolaylıkla harcıyor.

YARGISIZ İNFAZ

Karşı tarafa söz hakkı verilmemesine, en azından kendini savunma hakkı tanınmamasına New Yorker yazarı Jane Mayer önceki gün radyoda isyan ediyordu. Bir başkası, mesela bir erkek bunu söylese yanlış anlaşılabilir ama Mayer sıradan bir gazeteci değil. Cinsel taciz deyimini adeta literatüre kazandıran Anita Hill olayının kitabını yazmış bir kadın gazeteci.

Hassas bir konu olduğu kesin.

Bu gibi durumlarda “Mağdurun beyanı esastır” mı diyeceğiz, yoksa detaylı bir araştırma ve masumiyet karinesine göre mi hareket edeceğiz?

*************

ORTA YAŞ KRİZİ DOĞRUYMUŞ 

HANİ Facebook’ta falan uyduruk testler var ya, onların birinde denk geldi. Ben zaten kendi kendime orta yaş krizine girmeye başladığımdan endişe ediyordum, geçenlerde bu testler şüphelerimi doğrulamış oldu. “Üstü açık araba al” diye öneriyordu bir Facebook testi. Üstelik ben de kendi kendime tam bunu düşünüyordum.

Oysa 20’li yaşlarımın ilk yarısında Los Angeles’ta üstü açık arabayla turlarken bana haddinden fazla abartılı bir tecrübe gibi gelmişti. Güneş tepeden yakıyor, otobana çıkınca yolun gürültüsünden insan neye uğradığını şaşırıyor, ne yandaki biriyle konuşabiliyor ne müzik dinleyebiliyordu.

Yıllarca yolu biraz yukarıdan seyreden SUV tipi arabalarla ilgilendim. Aslında epey bir zamandır arabam yok, günümüze hâkim olan paylaşım ekonomisinde çok gerek de duymuyorum. Ama arada sırada bir araba alsam mı diye aklımdan geçiyor.

AKLIM SPOR ARABADA

Son zamanlarda her araba alma girişimimde refleks olarak gözüm spor arabalara gidiyor. Bunu ilk fark ettiğimde kendi kendime dalga geçiyordum. Hele hele üniversitede ders veren biri olarak hiç iyi bir manzara olmayacağını, Volvo ya da Subaru’nun yakışacağını söylüyordu arkadaşlarım. Ama kendime engel olamıyordum. Bir keresinde Subaru almak üzereyken aniden vazgeçtim; çünkü bir türlü içime sinmedi. Gözüm hep spor arabalarda kaldı.

Son birkaç aydır iyice fena durumdayım. Sadece spor araba değil, üstü açık arabadan başkasını görmüyor gözüm. Eşzamanlı olarak arkadaşlarımla 20 sene önceki anılardan söz ediyoruz, geceleri uykum geliyor, uzun yolculuklar gözümde büyümeye başlıyor ve çok fazla anı anlatır hale geliyorum. Kısacası orta yaş krizi engellenemez bir şekilde gelip çatıyor ve üstü açık araba da bu dönemin haklı simgesi.

Mantık spor arabaları gençlerin kullanmasını dayatıyor, ama gerçekte pek az genç spor ya da üstü açık arabada gezebiliyor. Gençlerin spor arabalara sahip olacak maddi güçlerinin olmaması bir etken tabii, ama yavaş yavaş anlıyorum ki araba pazarındaki bu konumlandırmanın maddiyatının ötesinde, biyolojik ve psikolojik nedenleri de var.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 08 Aralık 2017 Cuma 19:36
    Sn. Eğin, bu millet işin ucunun cebine dokunduğunu ciddi anlamda fark ettiğinde her şey bir seçimle değişebilir. Geçmişte bunları çok yaşadık. Ama bu hususta her yöneticiye gösterilen müsamaha sınırı farklı olmuştur ve bunu en uzun kullanabilen daha evvel Özal dı, şimdi Erdoğan oldu. Ama elbet bir sınırı olacaktır.
  • Misafir 08 Aralık 2017 Cuma 15:54
    işsizlikten kırılan bir toplum davaya mı bakar? biz gelecek endişesi içindeyiz spor araba değil..
  • Misafir 08 Aralık 2017 Cuma 08:16
    gen yazmıştım yayınlamadınız . gene yazayım. Sana ufak bir sorum var " Bir yazarın yazdığı gazete değişince kafasındaki fikirlerde 180 derece değişir mi? "
  • Misafir 07 Aralık 2017 Perşembe 16:25
    Hürriyet gazetesi tespiti on numara, özellikle ahmet hakan ve ertuğrul özkök ün halleri trajikomik.
  • Misafir 07 Aralık 2017 Perşembe 15:33
    Ben yıllardır bir Akparti seçmeni olarak artık yeter diyenlerden biriyim ve ne Abd ne ab nede zarrab beni hiç ilgilendirmemekte emeklilikte yaşa takılanlar ve staj mağdurlarından biri olarak muhalefetin bu konularla verdiği kanun ve önergeleri devamlı red eden Ak parti ve sayın erdoğana destek vermeyeceklerden biriyim
  • Misafir 07 Aralık 2017 Perşembe 13:24
    yine muhalafete kapak gibi yazi olmus
  • Misafir 07 Aralık 2017 Perşembe 11:19
    Güzel bir yazı kaleminize sağlık... Teşekkür ederim
  • Misafir 07 Aralık 2017 Perşembe 11:17
    Bmw 240ialin sayin Egin ben aldim.Cok güzel ve bizede uygun.bu arada ben 50yasindayim.
  • Misafir 07 Aralık 2017 Perşembe 10:17
    Zarrab suçlu değil ki. Adam ABDye haraç vermemek için sistem kurmuş. Hangi tüccar mafyaya haraç vermek ister?
  • Misafir 07 Aralık 2017 Perşembe 10:12
    spor araba rahatsiz olur,amortisorleri sert olur
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Çarşamba 20 MPH 17°
Güneşli