20 ŞUBAT 2017
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
04 Şubat 2017 Cumartesi, 00:39:39 Güncelleme:09:06:42

Kralların hastalığı: Gut

 

Son yıllarda kırmızı et çılgınlığının tetiklemesiyle toplumda gut hastalığının görülme sıklığı artmaya başladı. Artık öyle bir noktaya geldi ki gut hastalığının ön habercisi olan kanda ürik asit artışı 40 yaş üstü % 50’lere ulaştı.

Hastalığın her ne kadar tek nedeni aşırı kırmızı et tüketimi olmasa da en önemli nedenlerinden biri bu.

Gut, az bilinen fakat tanısı çok kolay bir hastalık ama sonuçları çok önemli. Padişahların, kralların ve zenginlerin hastalığı olduğu söylense de günümüzde her kesimde görülüyor.

Gut hastalığı veya nikris ya da damla hastalığı ilk çağlarda Hipokrat zamanından bilinir. Benjamin Franklin, Kral 8. Henry de gut hastalığından mustaripti. Osmanlı hanedanının da genetik hastalıklarından bir tanesi. Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmed, Kanuni Sultan Süleyman, I. Abdülhamid gibi Osmanlı padişahlarının gut hastalığına yakalandığı tarih kitaplarında yazar.

Gut, “aşırı refah ve zengin hastalığı” olarak bilinir. Kırmızı et, yağlı balık, kabuklu deniz ürünleri yani pürinden zengin gıdalar gut krizlerini tetikleyebilir. Pürinin aşırı alımı kanda ürik asit düzeyinin artışına ve daha sonra ürik asit kristallerinin eklemlerde birikmesi ve kristalleşmesine neden olur.

NE YAPMALI? 

1. CHECK-up’larınıza mutlaka ürik asit tetkikinizi ekletin.

2. İnternet medya haberlerinden, bazı hekimlerin açıklamalarından etkilenip etobur olmayın. Eti, proteini ihtiyacınız kadar alın, abartmayın.

3. Beslenmenizde sebze ve tam tahıllılara ağırlık verin, ancak beyaz un ve işlenmiş gıdalardan kaçının.

4. Aşırı doymuş yağ ve yağlı süt ürünlerinden kaçının.

5. Kilonuz fazlaysa hemen kilo verin, eklemlerin üzerinden yükü kaldırın.

6. Her gün en az iki üç litre sıvı alın, bunun yarısı su olsun.

AŞIRI ET TÜKETİMİYLE İLİŞKİSİ VAR MI? 

Bu sorunun cevabı evet. Aşırı et tüketimiyle doğrudan ilişkili ancak gut hastalığının tek nedeni kırmızı et değil. Pürinden zengin yiyecekler de gut krizlerini başlatabilir. Kırmızı et dışında sakatat (ciğer, böbrek, vb.) yağlı balıklar (somon vb.), kabuklu deniz ürünleri (midye vb.) pürinden zengindir. Gıdalardan alınan pürinler parçalanarak ürik aside dönüşür ve krizleri başlatabilir.

Mantar, ıspanak, karnabahar, kuşkonmaz gibi sebzeler de pürinden zengindir, ancak sebzelerdeki pürin ile gut krizleri arasında bir ilişki bulunamamıştır.

Bunların dışında aşırı alkol alımı, bazı ilaçlar (idrar söktürücüler, günde 1-2 gr. aspirin), bazı kanser ilaçları da gut krizlerine neden olur. Kadınlarda menopoz döneminde hastalık artabilir. Uzun süreli susuz kalma, böbreklerde bozukluk guta zemin hazırlayabilir.

NASIL TANI KONULUR?

Gut, genellikle haber vermeden ve ani gelişir. İlk planda ayak başparmağı eklemi, ayak ve bilekte birikimle başlar. Ürik asit kristalleri genel olarak vücudun soğuk bölgelerinde çökme eğilimindedir. Ayaklar genel olarak vücudun en soğuk bölgeleri olduğu için kristaller ayak eklemlerine çöker, eklemlerde şişlik, kızartı ve ağrı oluşturur.

Ağrılar genellikle gece ortaya çıkar, ısınan ayak başparmağı ve bileklerde ağrı ve sızılar oluşur.

Hastalık klinik olarak genellikle dört aşamalı bir seyir gösterir.

Birinci dönemde kanda ürik asit değerleri yükselmeye başlar, ağrı yoktur. İlk eklemlerde şişlik, kızarıklığın olması, ikinci aşama olarak nitelendirilir. Üçüncü dönemde ağrı atakları sıklaşır ama arada ataksız dönemler vardır. Son dönemde ürik asit kristalleri eklem içinde birikir, ağrılar sürekli hale gelir.

Hastalık ileri dönemde yaşam kalitesini ciddi olarak bozan bir sağlık sorunu haline gelir.

ALKOLDEN UZAK DURUN

Obezite ile gut hastalığı arasında doğrudan bir ilişki var. Bu nedenle beslenmede ideal kilo hedeflenmeli. Ama kilo kaybı için dengeli ve sağlıklı beslenmek çok önemli. Aşırı kırmızı et içeren Dukan benzeri diyetler ve şok diyetlerden uzak durulmalı.

Gut hastalığı tek başına diyetle tedavi edilmez ama diyet gut krizlerini önleyebilir. Öncelikle pürinden zengin gıdaların (kırmızı et, sakatat, deniz ürünleri vb.) çok azaltılması gerekir.

Çay ve kahve ile gut krizi arasında bir ilişki saptanamamış ama alkolden uzak durulmalı. Uzak durulacak gıdalardan birisi de kuruyemişler, dikkat etmeli.

En önemli yapılacak işlerden biri de bol su içmek.

ULUSAL BESLENME PLATFORMU PALM YAĞIYLA İLGİLİ KOMİSYON KURDU 

Ulusal Beslenme Platformu, Türkiye üniversitelerinden bir grup tıp, beslenme ve gıda mühendisi öğretim üyesinin kurduğu ortak platform. Yeni Yönetim Kurulu, Kimya Mühendisi ve Gıda Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Pala, Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Türkan Merdol, Gıda Mühendisi Prof. Dr. Artemis Karaali, Tıp Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Prof. Dr. İlhan Yetkin, Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Filiz Açkurt’tan oluşuyor.

Asıl kuruluş amacı; sağlık, beslenme ve gıda konularında halka doğruları anlatmak, bu alandaki bilgi kirliliğiyle mücadele etmek. Son zamanlarda internet ve medyadaki sağlık ve beslenme alanındaki bilgi kirliliği, halk sağlığını tehdit eder bir noktaya geldi. Bilimsel çalışma alanı olmayan ama bu alanı bir rant alanı olarak gören farklı uzmanlık sahasındaki hekimler, kendilerini beslenme otoritesi olarak tanıtan doktorlar, bitki uzmanı, hekim ya da ziraat uzmanları kanal kanal gezip, çoğunlukla yanıltıcı, hatalı bilgiler verip insanları yanlış yönlendiriyorlar.

Ne yazık ki buna müdahale eden yok. Sağlık Bakanlığı yetişemiyor, konunun uzmanı gerçek bilim insanları sesini duyuramıyor.

Biraz magazin, biraz komedi içinde geçen sağlık programlarında insanlara yakın ve uzak gelecekteki sağlıklarını yanlış yönlendirecek bilgiler veriliyor.

Ulusal Beslenme Platformu bu nedenle kuruldu. Platform, toplumda her tartışmalı konuyu o konunun uzmanı bilim insanlarından oluşan komisyonda değerlendirecek ve rapor olarak sunacak bağımsız bir kuruluş.

İlk rapor palm yağıyla ilgili. Prof. Dr. Türkan Merdol’un koordinatörlüğündeki bilimsel kurul, bu konuyla ilgili raporunu önümüzdeki günlerde yayınlayacak.

Platformun hedefi bundan sonra da sağlık, beslenme ve gıda alanında bağımsız bilgi üretmek.

Umarım medya bu çalışmaları aynı ilgiyle izler.

DİYABETTE 'TELETIP' UYGULAMASI 

Teletıp ile ilgili yazı, diyabetliler arasında çok ilgi topladı. Yüzlerce e-mail aldım. Tümü de ne zaman başlayacağını soruyor. Teletıp uygulaması aslında kolay bir çalışma değil. Bugüne kadar hep ileri teknoloji projesi olarak bakıldı. Bu nedenle tüm uygulamalarda sorun çıktı. Çünkü hastanın bu programa katılımı ve yönetimi gerekli. Tıbbi destek programları yeterli olmadığı için katılım düşük oldu.

Teletıp programı, özünde ileri teknolojiyle desteklenen medikal program. Yakında böyle bir program hayata geçiyor. Çok ciddi ve yoğun medikal destek gerekiyor. Gelecek haftalarda daha ayrıntılı bilgi vereceğim.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Pazartesi 6 MPH
Yağmurlu