Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun halkla kurdukları sağlam bağlantıyı ve aldıkları desteği bir türlü kırmayı başaramayan muhalefet cephesi, iyiden iyiye zırvalamaya başladı.

        Kafa karışıklığı içindeki bu cepheden arada bir “Çözüm Atatürk ilkelerindedir” lafı yükseliyor. İçini bir türlü doldurmayı beceremedikleri bu öneri dışında iki öneri daha var:

        1- Rahmi Turan, Sözcü Gazetesi’ndeki başyazısında muhalefet partilerinden artık umut kesildiği tespitini yaptıktan sonra ikinci yazısına gel gel yapmak için “Çaresiz miyiz, umutsuz muyuz?” sorusuna ikinci yazısında cevap vereceğini söylemiş. Genelde gel gel çağrılarına rağbet etmem, ama ben bile merak ettim acaba çok orijinal fikri mi var da böyle davranıyor diye, maalesef ikinci yazısını da okumak zorunda kaldım.

        Çare olarak CHP, MHP ve AKP içinden çıkacak cumhuriyetçilerin birleşip yeni parti kurmasını istemiş. Bu partinin de başına geçecek Metin Feyzioğlu’nun Türkiye’yi kurtarmaya soyunabileceğini söylemiş.

        Feyzioğlu, Uğur Dündar’ın inanılmaz derecede şişmiş egosu tarafından yaratılmış bir isimdir. Sonunda o da kendisi hakkında yapılan propagandaya inanıp yaratıcısı kadar ben merkezci olup kurtarıcılığa soyunmak isteyebilir. Umarım bu tür çocukluk hastalıkları uzatılmaz da büyük bir fiyaskoyla sona ereceği şimdiden belli olan bu işe hiç girişilmez.

        2- İkinci öneri de Mehmet Tezkan’dan... “Eğer CHP adı üzerinde çok ağır yük varsa, yıllardır değiştirilemeyen, kırılamayan bir imaj oluşmuşsa... Gerekiyorsa CHP adı bile değiştirilmeli” demiş Mehmet Tezkan.

        Evet, bu ağır yük kesinlikle var, kırılamayan bir imaj da var, zaten Atatürk ilkelerine dönüş çağrılarının içinin daima boş kalmasının nedeni de bu.

        Asıl sorun partinin adını değiştirmekte değil. O ağır yükün, kırılamayan imajın neden oluştuğunu anlayıp sorunun esasına inmekte. Buna girişmeden, adı XHP yaparsak iktidara belki geliriz, diye düşünmek sadece komik oluyor.

        THY’YE 300’ÜNCÜ UÇAK GELİYOR

        Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’ye yeni kanallar açmak, yeni dinamik ilişkilerin temelini atmak için Güney Amerika’da temaslarda bulunurken Türk Hava Yolları da bu tür yeni kanalların altyapısını oluşturacak yeni yatırımlar üzerine çalışıyor. Bir yandan filosuna 300’üncü uçağı bu hafta katmak için yapılacak törenin hazırlıkları sürerken ayrıca Güney Amerika’da açılabilecek yeni hatlar için çalışmalar da son aşamasına getirilmek üzere.

        OHA FALAN OLDUM

        Okuma becerisinin azaldığı bir ortamda, konuşma becerisinde hayatın içinden gelen değişimler yaşanıyor. Okuma olmadığından konuşma da okumayan insanınkine dönüşüyor.

        Ben bazen konuşulanları hiç anlamıyor, acaba yabancı dil mi konuşuluyor diye dinliyorum (Bunun bir örneği de oynadığı reklam filminde Burcu Esmersoy’un konuşma biçimidir, hatta onunki bu türün eğitilmiş biçimidir, sorunun korkunçluğunu düşünün artık).

        Bütün bunlara rağmen bu konuşma türü gündelik yaşama dair ilginç cümleler de kurabiliyor. örneğin ben “Oha falan oldum”u çok seviyorum. Çünkü sokağa her çıkışımda oha falan oluyorum her gün.

        İşim gereği yılın neredeyse yarısında ABD’deyim. Sokakta arabaların yayaya ne kadar saygılı olduğunu, nasıl da yol önceliğini yayalara verdiklerini gördükçe hâlâ şaşırıp kalıyorum, çünkü buradaki davranış bozukluğuna, arabasını yayanın üzerine sürene alışmışım. Cumartesi günü karşıdan karşıya geçeceğim, bir sürücü bile biraz yavaşlayıp yol vermeyi düşünmedi; neredeyse yarım saat bekledikten sonra nihayet centilmen bir kamyon şoförü durdu da geçebildim. Elimi göğsüme götürerek verdiğim “Minnettarım” selamıma da başıyla bir centilmen selamı çaktı gitti. Çeşitli son model araçlarının içinde bunu düşünemeyenler biraz utanırlar umarım.

        İFTARLIK GAZOZ (1)

        Bu film Türk sinemasının son yıllarda yoğunlaştığı mizah filmleri furyasında bir dönüm noktasını oluşturacaktır. Türkiye’de siyasi mizah denilince, güçlü insanlarla alay ve hakaret etmek anlaşıldığından uzunca süredir siyasi mizahtan korkuluyordu. İftarlık Gazoz ise siyasi mizahın bu kadar dar anlaşılmaması gerektiğini ve siyasi mizahın akıllı yapıldığı takdirde çok da yapıcı olabileceğini gösterdi. Başlıktaki rakamdan da anlaşılacağı üzere İftarlık Gazoz hakkında çok daha kapsamlı değerlendirmeyi birkaç gün içinde yapacağım, bu sadece bir açılıştı.

        TÜRK TELEKOM VE PULP FICTION

        Türk Telekom’un fiber optik reklamını görmüşsünüzdür. Reklamdaki müzik bir bölümünüze Pulp Fiction filmini, bir bölümünüze de Zeki Müren’in Yaralı Gönül şarkısını çağrıştırmıştır. İki taraf da haklı, çünkü Pulp Fiction filminin yapımcısı, filmin müziğini Zeki Müren’in şarkısından aldı.

        BAŞTAN ÇIKARICININ GÜNLÜĞÜ

        Kafayı takmış olduğum (diğer konu da İstanbul’un en iyi espresso macchiato’ydu) Kierkegaard’ın “Baştan Çıkarıcının Günlüğü” adlı kitabı, Zeplin Yayınları’ndan çıktı. Cinsel bir başarısızlığın nasıl pedagojik başarıya çevrileceğini ortaya koyuyormuş. Bu yüzden büyük heyecanla aldım hemen bunu. Çünkü cinsel başarısızlığı pedagojik başarıya çevrmek benim yaşam öykümü özetler gibi bir şey. Diğer erkeklerin kitaptan benim kadar zevk almaları mümkün değil, çünkü gördüğüm kadarıyla benim dışımdaki Türk erkeklerinin cinsel başarısızlığa uğramaları tabiat kanunlarına aykırı.

        Diğer Yazılar