HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Serdar Turgut

Serdar Turgut

Suböreği

19 Ocak 2013 Cumartesi, 10:00:58Güncelleme: 14:07:57

HER yazar o gün kendisi için hayatı anlama ve anlamlandırmak açısından en önemli gördüğü konu hakkında yazmalı. Evet benim için bugün ülke gündeminin en önemli konusu suböreği.
Kendimi ciddiye almaktan, önemli görmekten, ciddi konularda bir fark yaratacağımı sanmaktan kurtulma adımı attığım ikinci gün bugün.
Kendimi hafiflemiş, rahatlamış ve kurtulmuş hissediyorum; okuyuculara da bu duyguları verebilmek benim yeni yazarlık misyonum. Her gün çeyrek sayfa mutluluk sunma çabasından ibaret bu misyon. Zor bir iş, umarım altından kalkarım.
"Benim için gündemin en önemli konusu suböreği" dedim. Çünkü içinde mesleğine âşık bir adam var. Güzeli yaratmak ve insanlara mutluluk vermek için hiç durmadan, yorulmadan uğraşıyor, çabalıyor; benim gibi o da hayatın detaylarının önemli olduğunu ve o detayları güzelleştirdiğimiz takdirde hayatın da kaliteli olacağını düşünüyor.
Eğer bu hayatı paylaştığımız insanlara karşı biraz saygımız olacaksa, bunun da detaylara dikkat etmekten geçtiğini biliyoruz. Suböreği konusunda hayata dair bütün bu unsurlar var.
Dün çok sevdiğim ve uzun zamandır çok da özlemiş olduğum Rasim Özkanca ile sahibi olduğu Borsa Restaurant'ta sohbet ettik. Yazarlık suç sicilimi biraz değiştirmek için ilgi alanlarıma ayarlar veriyorum.
Yemek kültürü üzerine televizyon programı yapacağım. "Mr. Gurme"yi geri döndürüyorum. Tam bir İstanbul beyefendisi olan ve yemek kültürünün gelişmesine hayatını adayan Rasim Özkanca ile biraz hayal kurduk.
Rasim Bey yaklaşık 35 yıldır suböreğine "takmış". Büyüklerimizin evlerde tutturdukları kıvamdaki bir suböreğini, restoranlarda neden bulamadığımızı araştırıyor. Hatta Borsa'nın mutfağına 85 yaşında bir aile büyüğünü sokmuş ve ona 3 saat boyunca suböreği yaptırmış.
Mr. Gurme programında o hanımefendiyle birlikte mutfakta mükemmel kıvamdaki suböreğinin sırlarını konuşacağız. Bir ipucu vereyim; galiba lokantalarda ustalar birkaç kat yufkayı üst üste koyup açıyorlar. Evlerimizde böreğin her katının yufkası ayrı ve özenerek açılıyor.
Program hazırlığı vesilesiyle pazar günleri burada değişiklik olsun diye "Mr. Gurme" yazıları yazacağım.



H
ıncal Uluç'un Yalçın Küçük anısı

ÇARŞAMBA günü telefona korkarak baktığım ve internete endişeyle girdiğim, içimdeki sıkıntıdan boğulduğum saatlerde bu durumdaki bir insanın başına gelebilecek en güzel olay oldu. Hıncal (Uluç) Abi aradı. Onun hayat dolu sesini duymak bana çok iyi geldi.
Yalçın Küçük yazım ona bir anısını hatırlatmış. Bana da anlattı, "Yazayım mı abi?" dedim, izin çıktı, işte buyurun:
Yıl 1958. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenci seçimleri var. Bir grupta yatılı öğrenciler, diğer grupta ise yatılı olmayanlar var. Onlar kendilerine şehirli diyorlar, diğer grup ise ima yoluyla da olsa köylüler veya taşralılar.
Yalçın Küçük, Hıncal Uluç şehirliler grubunda . Şehirli grup seçimi kazanacağına çok emin; çünkü ilk turda gereken oy sayısını tutturmuşlar, son konuşmalar yapılacak, Yalçın Küçük söz istemiş. Herkes amfiye dolmuş. Hıncal arkasına bakmış, grubu orada, yatılılar ise daha arkadalar.
Yalçın Küçük kürsüde başlamış konuşmaya. Her zaman olduğu gibi harika bir konuşma, ama bitirmiyor. Hiç kimse sözünü kesememiş, 3 saat sonra kürsüden inmiş, Hıncal bir bakmış arkasına, kendi grubundaki insanlar çoktan çıkıp gitmişler, yatılı grup ise arkada oturuyor.
Onlar da Yalçın'ın konuşmasının uzamasına itiraz etmemişler; çünkü "Biraz daha gecikilirse bu şehirliler burada daha fazla durmaz, çekip giderler" diye düşünmüşler. Zira kendilerinin orada oturmaktan başka çareleri yok. Bu yüzden Hıncal Uluç ve Yalçın Küçük'ün grubu rahat kazanabilecekleri seçimi, arkadaşları orada bulunup oy veremedikleri için kaybetmişler.
Bu anı Yalçın Küçük'ün bir başka özelliğini gösteriyor. O aldığı pozisyonlarda, attığı adımlarda "Acaba bunun sonunda bana bir zarar gelir mi?" diye düşünmez. Zekâsının ve bilgisinin beyninde yarattığı fırtınalara kapılmış giden bir huzursuz yürek o.

Diğer Yazıları

Gölge kumandan’ın Türkiye operasyonu

  • Yayın Tarihi: 31/10/14 00:38
  • [javascript protected email address]
ÇÖZÜM sürecini sabote etmeye yönelikmiş izlenimi veren yaşadığımız son olaylardan sonra, "Acaba derin devlet tekrar hortladı mı?" kuşkusu doğdu. İşlenen cinayetler, yaşanan olaylar ve bunların oluş biçimi, rasyonel ve açıklaması olamayacak bazı...
Devamını Oku

Atatürk ve dindarlar

  • Yayın Tarihi: 30/10/14 01:00
  • [javascript protected email address]
KURDUKLARINI söyledikleri yeni Türkiye'ye damgasını vuran dindarlığın, kendi ideolojik dünyasında güçlü bir Atatürk düşmanlığı barındırması hem bir trajedi, hem de Türkiye'de tarihin sonunu getirebilecek bir durumdur. Cumhuriyet Bayramı günlerinde ya...
Devamını Oku

Kâbus harita yine gündemde

  • Yayın Tarihi: 28/10/14 01:27
  • [javascript protected email address]
BU başlığı ilk kez 2 Kasım 2012 tarihindeki yazımda atmışım. Bu bizim kâbusumuza dönüşen harita konusunu aslında yıllardır yazıyorum. Örneğin 21 Temmuz 2012'de, "Ben Yeni Türkiye'nin Haritasını 21 Yıl Önce Gördüm" başlığıyla yazmışım. IŞİD olaylarının...
Devamını Oku

...Ama niye mutsuzsun?

  • Yayın Tarihi: 27/10/14 01:05
  • [javascript protected email address]
ERTUĞRUL Özkök 21 Ekim tarihinde "Yenilmedin, yıkılmadın, ayaktasın" başlıklı bir yazı yazdı. Bir yandan kendisini gaza getirip moral verirken bir yandan da direkt seslendiği beyaz Türk kitlesine de moral aşılama amaçlı bir yazıydı bu. Baştan...
Devamını Oku

Bu kadın 1 Kasım’da ölecek

  • Yayın Tarihi: 26/10/14 00:12
  • [javascript protected email address]
ADI Brittany Maynard, 29 yaşında. Her insanın kafasının köşesinde mutlaka olan bir soruya kesin cevabı bir tek o biliyor. "Ne zaman öleceğim?" sorusuna bir tek o günü ve saatiyle kesin cevap verebiliyor. Çünkü 1 Kasım'da annesi, üvey babası ve...
Devamını Oku
Tüm Yazıları