Gezi'den IŞİD'e giden yol
GLOBAL dünyanın güçlüleri, şu anda neden Batı demokrasilerinden çok sayıda gencin hayatlarını geride bırakarak IŞİD gibi bir örgüte katılıp cihatçı militan olabildiğini anlamaya çalışıyor. Bir taraftan anlamaya çalışırken, “Bunların yarattığı terör eylemi tehlikesini nasıl önleriz?” diye de düşünüyor. Siz bu yazıyı okurken bile şu anda güçlüler, tehlikeye karşı yeni koalisyonlara, yeni işbirliklerine hazırlanıyor.
Demokrasinin merkez ülkelerinden terör örgütüne katılanlar tartışılıyor, ama aynı yolu geçip Türkiye’den IŞİD’e katılan Türk gençleri hakkında nedense hiçbir tartışma yok.
IŞİD içinde İngiliz’i, Amerikalısı, Fransız’ı var, Türkler de mutlaka olmalı. Çünkü gençleri daha önce son derece farklı yaşamlar sürerken birden cihatçı militan haline dönüştüren ortam, New York’ta, Londra’da ve Paris’te olduğu kadar İstanbul’da da var.
Batılı gençlerin cihatçı militanlar haline dönüşme süreçlerini inceleyenler, birtakım ortak özellikler tespit etmişler:
- Bir defa bu gençlerin hiçbiri, öyle İslam dinini keşfedip derin ruhi dönüşüm filan geçirmemiş.
- Bu geçlerin hemen hepsinin toplumsal düzenle, sosyal ve siyasi problemleri, uyumsuzlukları var
- Hepsi de hayatında sosyal ve çevre baskısı hissediyor.
- Çıkış yolu arayan bu gençler, radikal görüşlere açık hale geliyor.
- Farklı dönemlerde yaşasalardı anarşist veya aşırı sol militan olabilecek bu gençler, bu dönemde radikal fikirlerini ve içlerindeki hırsı ortaya dökebilecekleri bir tek cihat yolunu buluyor.
- IŞİD’in sunduğu militan olup dünyayı değiştirme ve aynı zamanda içlerinde birikmiş topluma düzene karşı kini boşaltma fırsatı, bu gençlere son derece çekici geliyor.
- Bu aşamalardan geçildikten ve bireysel dönüşüm olduktan, yani eylem yapacak örgüt arayan bireyler haline gelindikten sonra bu gençler, sadece el kitapları veya “Islam for Dummies” gibi basit kitapları okuyarak kendi dönüşümlerine kılıf hazırlamaya çalışıyor. Bu anlattığım noktalar, merkez ülkelerden IŞİD’e katılıp da şimdi örgütün en tehlikeli militanları haline gelen gençlerin ortak yol haritasıdır.
Bence IŞİD gibi bir örgütün nasıl Batılı gençlerden bu kadar ilgi toplayabildiğini anlamak için Slavoj Zizek’in “The Year of Dreaming Dangerously” başlıklı kitabını dikkatle okumak gerekiyor.
“Tehlikeli Hayallerin Yılı” adlı bu kitabında Zizek, aynı dönemde New York, Londra, Kahire, Atina ve tabii ki Gezi olaylarıyla İstanbul’da patlayıveren toplumsal başkaldırı olaylarını inceliyor. Ve orada görüyoruz ki, bu global gençler ordusu yukarıda saydığım ruhsal ve düşünsel özelliklerin hepsine ortak olarak sahipler.
İşte bu yüzden İstanbul’daki Gezi olayları kadar Londra’daki, New York’taki gençlik hareketleri de bugünlerde IŞİD’e katılacak Batılı militanların ilk işaretini veren olaylardı. Bu ortak özellikler içeren olaylardaki gençler, üzerlerinde hissettikleri sosyal ve siyasi baskılara karşı bir çıkış yolu, bir alternatif arıyordu, ama var olan düzenler onları bastırdı.
Bastırdı ama gençlerin isyankâr ruhları tabii ki bastırılamadı, onlar bir çıkış yolu arayışlarını bırakmadı. Kendi toplumlarında bunu bulamayınca da içlerini rahatlatmak, duydukları baskıdan kurtulmak ve içlerinde biriken öfkeyi kusmak için çareyi en radikal dönüşümü yaşamakta buldular.
IŞİD’e katılıp cinayet işleyebilen cihatçı militan olmak, onlar için isyanın zirvesini oluşturuyordu. İşte bu yüzden Zizek’i iyi anladığımdan, ben Batılı gençlerin IŞİD militanı olmalarına şaşırmadım. IŞİD’de birçok Türk militan olduğu ortaya çıkarsa buna da şaşırmayacağım.
Hatta birçoğunun beklediği gibi bu Türk militanların Türkiye’deyken aşırı dinci olduklarını bile düşünmüyorum. Aksine IŞİD’deki cihatçıların Türkiye’deyken seküler, modern gençler olduğu ortaya çıkarsa bu da şaşırtıcı olmamalı; çünkü Gezi olaylarının gösterdiği gibi onlar aslında bir global trendin parçası.
Bu arada Amerika’da, Türk istihbaratının elinde IŞİD’e geçen tüm Batılı gençlerin isimlerinin olduğu konuşuluyor ve Türk istihbaratının bunları paylaşmak için işbirliği yapıp yapmayacağı merak ediliyor. Eğer Batılı gençlerin isimleri MİT’in elinde varsa, Türk gençlerinin isimleri de mutlaka vardır.