Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Başbakan Binali Yıldırım’ın, “Zeytin Dalı Harekâtı” sürecini anlattığı “Beyoğlu Sohbetleri”nden döndüğümden beri, iki konuya kilitlendim.

        Birincisi; Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın moderatörlüğündeki “sohbette”, konuklardan gelen soruya Başbakan’ın verdiği yanıttı.

        Konuklardan biri, Başbakan’dan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un kullandığı “Sonunda Türkiye’yi de davranışlarıyla çıldırttılar” sözlerini yorumlamasını istemişti.

        Lavrov bu sözü, Türkiye’nin Afrin operasyonuyla ilgili değerlendirmelerde bulunurken, Amerika’nın kimseyle anlaşamadığını vurgulamak için kullanmıştı.

        Başbakan “Bu konuya girmeyeyim, Rusya ile aramızda sıkıntı var şimdi” cevabını verdi.

        Oysa ki biz ne biliyoruz; TSK Antakya sınırında operasyon yürüttüğü Afrin’e, Türkiye-Rusya arasındaki mutabakatla girdi. Çünkü Afrin’in hava sahasının kontrolü Rusya’nın elinde.

        İlaveten; Türkiye, Suriye rejimi ile yani Suriye Başbakanı Beşar Esad ile teması “alt düzeyde” Rusya aracılığıyla sağlamaya çalışıyor.

        Bu konu bugün Rusya moderatörlüğünde süren Soçi Zirvesi’nde netleşir. Rusya, İran ve Türkiye’nin yer aldığı, ABD’nin dışarda kaldığı “Suriye Ulusal Diyalog Kongresi”nde ak koyun- kara koyun ortaya çıkar.

        Başbakan’ın sohbette kullandığı “Türkiye Modeli” kavramı beni daha çok ilgilendirdi.

        Bu modelin tüm Suriye’de geçerli olacağını söyleyen Başbakan, gelişmiş (emperyal) ülkelerin liderlik sorununa da dikkat çekiyordu.

        ‘TÜRKİYE KAYNAK AKTARIYOR’

        Başbakan, 24 Ağustos 2016’da başlayan Fırat Kalkanı Harekâtı’yla Halep’in kuzeyinde DEAŞ’tan temizlenen 2 bin 55 kilometrekare alanda, yeni bir hayatın başladığını anlatıyor.

        Azez, Cerablus, Bab ilçelerinden kaçıp Türkiye’ye sığınan 100 bin Suriyelinin evlerine döndüğüne, 160 bin çocuğun öğrenim hayatına başladığına dikkat çekiyor.

        Türkiye’nin bu bölgede inşa edilen hastaneler, okullar için kaynak aktardığını ifade ediyor.

        İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da; “Azez’de, Cerablus’ta, Marel’de bugün kaymakamımız, emniyet müdürümüz, jandarma komutanımız var” sözü, Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem idari hem de ekonomik desteğe ihtiyacı olduğunu ortaya koyuyor.

        Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan sözü edilen “Türkiye Model”inin “inşa ve ihya” olduğunu söyleyince, Kuzey Irak’taki süreci anımsadım.

        PKK’nın Kandil’e yerleşmesiyle (1998 yılı) Özel Harp Dairesi kontrolünde, Kuzey Irak’a yalnızca militer güçler değil, işadamları da gönderilmişti.

        Dönemin Ankara Sanayici ve İşadamları Derneği (ASİAD Başkanı Cengiz Bozbeyoğlu bir görüşmemizde, “Barzani ve Talabani vermek istedikleri işleri ASİAD’a öneriyor, biz de Türk şirketlerine çağrı yapıyorduk. İlk iş verdiğimiz şirket 77 İnşaat’tı. Kosova’ya da, Güney Rusya’ya da biz gittik” demişti.

        DEİK Afganistan-Türkiye İş Konseyi Başkanı da olan Süleyman Ciliv’in kurduğu 77 İnşaat’ın yanı sıra; 2005 yılında Türkiye’den Çukurova, Pet Holding, Makyol, Koç Holding gibi büyük gruplar bölgeye yatırım yapmıştı.

        Türkiye’nin yeni dış politikasına çıpalanan da “ihya ve inşa” stratejisi, düne göre daha örgütlü bir konuma geldi.

        2011 yılında çıkartılan KHK ile esnek bir yapıya kavuşan ve 150 ülkede faaliyet gösteren Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) eliyle bu süreç yönetiliyor.

        TİKA ile yürütülen “Türk Tipi Kalkınma Modeli”; Orta Asya ve Balkanlar’dan Afrika, Latin Amerika ve Pasifik adalarına kadar çok geniş bir coğrafyaya ihraç yapıyor.

        Diğer Yazılar