Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Adaletin son sürat işlediği ve Vakıf Başkanı’na göre “oyunu bozduğu” tek celsede mahkumiyet ülkesinde, İlhan Çomak gibi çeyrek asır tutukluluk yaşayan da var…

        Adaletin tecellisini göremeden ölen de…

        Bir de, öldürüldükten sonra, ruhu yıllar boyu adaletin ilk hecesine dahi kavuşmamış olanlar.

        Bazı kritik davalarda anlaşılan artık iki formül gündemde:

        1.Birilerini kollamak için hemen zanlı-suçluyla kapatılan dosyalar.

        2. Birilerini kollamak için asla kapatılamayan dosyalar.

        ***

        Dink Suikastı 10’uncu yılına doğru, bu ikincilerden.

        Bazı vakalar bir memleketteki ana ittifakın röntgenini çıkartır. Hoş, kimse pek çıkartmak istemez ama fışkırır.

        Dink Suikastı, belki Kennedy Suikastı gibi, zincirleme ittifak neticesidir mesela.

        Kennedy Suikastı’nda nihayetinde bir tetikçi yakalanmış, onu bir başkası öldürmüş, onu da…

        Lakin hala tam aydınlatılmamış o suikast ardında, kimi iç içe, kimi teğet, kiminin bir ötekinden haberi dahi olmamış; Küba göçmenlerinden mafyaya, silah-savaş sanayinden sivil-askeri gizli servislere, anti-komünistlerden eski komünistlere, yerel ırkçılardan öfkeli tetikçilere, yığınla aktör rol almıştı.

        Dink Suikastı ise, o gün iki ortak olan iktidar mensupları ile şimdi “paralel” denmiş kimi emniyetçi ve yargı mensubunun…

        Ve iki ortağın mücadele ettiğini sandığımız kimi “Ergenekon şahsiyeti”nin...

        Kimi kendine ulusalcı, kimi milliyetçi, kimi muhafazakâr demiş yerel-ulusal üniformalı-sivil, etkili-sıradan elemanların cirit attığı…

        Hesapta beyaz bereli tetikçi çocuk ile azmettirici diye, kollanmış, bilenmiş, bileylenmiş bir başka gence, eh bir de “muhbir”e yıkılmak istenmiş bir vakaydı.

        Bakın, Büyük Beyaz Medya manşetlerini, kimi paşa nefretini az daha unutuyordum.

        ***

        Bu tür vakalarda, böyle unsurların hepsinin belli bir ağ içinde birlikte, tek hiyerarşiyle, tek merkezle hareket etmesi gerekmez.

        Önemli olan önce atmosfer, sonra adım adım hedef tayini, sonra “birilerinin bir şey yapmasını beklemek” ve elbet o birilerinin çıkacağını bilmektir.

        Tamam, her aktör taammüden sorumlu değildir.

        Ama her aktör, nefretin, hedef göstermenin, kuşatmanın, birilerini doldurmanın nerelere gidebileceğini bilir…

        Kimi bilhassa ister…

        Kimi istemeden de olsa histerinin parçası olur.

        ***

        Dink Suikastı da, çocukların minicik ellerinin beş parmağına (nedense) layık görülen işbölümü hikayesine benzer:

        Biri tutmuş, biri yolmuş, biri pişirmiş, biri yemiş, biri de mektepten gelmiş, hani bana hani bana demiş!

        Bu suikasttaki “kuş” da, “ruh halimin güvercin tedirginliği” demiş bir güvercindir işte!

        Bu iktidarın çıkardığı, çok savunduğu, önce kimi kastettiğini bildiği kanun sayesinde, “kuş” kafese konmak üzere yakalanmıştır.

        Güvercin”i yolmaya başlayanlar ise, tamamen saptırılmış yazısı ve gazetesindeki bir haber bahanesiyle Büyük Beyaz Medya’da atılmış manşetleri de kuşanan, paşaların, maşaların yarattığı atmosferi kullanan, sonradan “Ergenekon sanığı, mahkumu” olmuş, tabii bugün “Örgüt yok, dava da yok” kapsamına giren, kimi “ulusalcı” şahsiyetti. Her duruşmada güvercini kuşatarak.

        Pişirenler” arasına kimi milliyetçi üniformalı ve sivil şahsı da katabilirsin; o gün iktidarın çok makbul saydığı, tayin-terfi ettirdiği, Emniyet istihbaratın başına peş peşe getirdiği ve şimdi “Paralel, terörist, hain, casus” dediği polis şeflerini de, İstanbul’da iktidarın sonradan terfi ettirdiği makbul bürokratlarını da, katille poz poz “resim çekinen” yerel jandarma, polis elemanlarını da, “muhbir” ve “azmettirici Hayal”i kollayanları da…

        Yine unutmadan, o gün suikastın hemen arkasından bulup yazdığım gibi, “Hayal”i bomba atmaktan mahkum olmasına rağmen dışarıda serbest tutmuş olan, “Yargıtay’daki dosyasının sumen altı olmasında emeği geçen cumhuriyetçiler”i de!

        Elbet hepsi masumdur ve kimsenin her ettiği, yaptığı bir cinayetin temel sorumlusu addedilemez.

        Lakin atmosfer öyledir; ittifak şöyledir; adım adım hedefe giden merminin soluduğu hava böyledir!

        ***

        Bu suikast tam aydınlansa… Kendimizi daha iyi tanırız herhalde!

        Ötemizi berimizi de!

        ŞAHİN DEVLET!

        21 yaşındaki jandarma er, kullandığı askeri araçla kaza yaptı. Devlet ve TSK ondan 17 bin 890 lira 25 kuruş Hazine Zararı talep ediyor.

        Dikkatsizlik ve tedbirsizlik”le kazaya sebebiyet vermiş.

        Hazine’nin kılına dokunulmayan, orduda asla tek kuruş yetim hakkı israf edilmeyen, kimilerinin askeri araçları asla özel işinde kullanmadığı, Skorsky helikopterlerin, zırhlıların, kariyerlerin ancak “kaza” ile kaza yaptığı, teknik hali şaibeli askeri nakliye uçağında “şehit” düşmüş pilotun ailesinin hakkını AİHM’de aramadığı, gazilerin kopuk parmaklarını milim milim ölçerek malullük statüsü biçmeye asla tenezzül etmemiş bir sistemde mahkum o Mehmetçik!

        Masaların, kasaların, kutuların, yağmaların asla olmadığı bu memlekette, Hazine’yi tek zarara uğratanlar, kaza yapan er ile kendine 60 kuruşluk yumurta kırdığı için hapse mahkum edilen astsubay! Ha, bir de kışlada sokak köpeği besleyip Hazine’ye zarar verdiği için yargılanan genç subay var!

        Diğer Yazılar