Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nihal Bengisu Karaca Gazzeli mezunlar: Enkazda açan çiçekler

        “Ne yapacaksın şimdi?” diye sordum. Sıradan bir soruydu, mezuniyetlerde sorulan, klasik…

        TUS’a gireceğim, dedi. Uzmanlık için. Peki ya sonra? Hiç duraksamadan, sanki sorunun kendisi biraz absürtmiş gibi cevap verdi: Uzman olup Gazze’ye döneceğim.

        Döneceği yer:Bombalanan okulu, yıkılan hastanesi, enkaza dönüşmüş şehri.

        Bir genç kadının ağzından çıkan bu kısa cümle, son iki yılda Gazze hakkında okuduğum bütün raporlardan daha fazla şey anlattı bana.

        Dün İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin Aşık Paşa Konferans Salonu’ndaydım. Gazze El-Ezher Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ‘hayatta kalan’ öğrencileri orada mezun oldu. Artık doktorlar.

        REKLAM

        ÇAĞRI YAPILDI, BOMBALAR DÜŞTÜ

        Biraz arka plan lazım. El-Ezher Tıp Fakültesi 1999’da Gazze Şeridi’nde kurulan ilk tıp fakültesiydi. Üniversitenin kendisi savaştan önce 15 bin öğrenciye eğitim veriyordu. Geçen yılın ekiminde kampüs binaları bombardıman altında tamamen çöktü. Hem de Washington’dan “saldırıları derhal durdurun” çağrısının yapıldığı günlerde. Çağrı yapıldı, bombalar düştü. Dünyanın en güçlü adamının sözünün Gazze semalarında bir uçağın kanadını bile bükemediğini bir kez daha gördük.

        Bugün Gazze’deki 17 üniversite ve kolejin tamamı yerle bir. Uluslararası akademik çevreler buna artık kendi adını koyuyor: scholasticide. Okul kırımı.

        REKLAM

        Filistin Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre Gazze’de 1.386 üniversite öğrencisi ve 246 üniversite personeli öldürüldü. Bu rakamların içinde kaç tıp öğrencisi var, kaçı o salonda oturanların sınıf arkadaşıydı, bilmiyorum. Sormaya da cesaret edemedim. Mutlu bir anın yüzlerine işlediği nakışı bozmak istemedim.

        Onlar hayatta kalanlardı. Devam edebilenlerdi.

        Nasıl mı?

        Prof. Dr. Orhan Alimoğlu’nun başkanlığını yaptığı MASAM’ın ve gazeteci yazar Mustafa Ekinci’nin çabalarıyla 33 öğrenci son sınıflarını okumak üzere Türkiye’ye getirilmiş. Önce oryantasyon, sonra intörnlük. Bir iki yıl İstanbul’da okudular, hastane koridorlarında nöbet tuttular, Türk hocalarının yanında hasta başında durdular. Dün de diplomalarını aldılar.

        REKLAM

        Çoğu genç kadındı. Pırıl pırıllardı. Gazze’nin enkazındaki çatlaklardan başlarını uzatıp güneşe dönen çiçekler gibi.

        Kendi ülkelerinin hekimlik andını kendi dillerinde okudular. Bir an düşündüm. Hipokrat’tan beri hekimler yemin eder, zarar vermeyeceklerine, hayatı koruyacaklarına. Bu kızlar ve delikanlılar ise o yemini, hastanelerin hedef, hekimlerin hedef, ambulansların hedef olduğu bir savaşın tam ortasından gelip ettiler. Yemin onlar için bir tören formalitesi değildi. Bir varoluş beyanıydı.

        DÜNYANIN KAPILARINI KAPATTIĞI YERDE

        Gazze El-Ezher Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Milad da oradaydı, Gazze'de, kuşatmanın içinde. Görüntülü bağlanamadı bile. Salona yalnızca sesi ulaştı. Öğrencilerinin diploma aldığı günü göremeyen bir rektör, yüzü olmayan bir ses. Gazze'den bugün dünyaya ancak bu kadarı sızabiliyor.

        REKLAM

        Gazze El-Ezher Tıp Fakültesi Dekanı Muhammed Riad Zaghbur kürsüde tek bir cümle kurdu ve salonun havasını değiştirdi: “Dünya bize kapılarını kapattığında Türkiye bize kapılarını açtı.”

        Batı’nın üniversiteleri, Gazze için dayanışma eylemi yapan kendi öğrencilerini kampüslerden polisle tahliye ederken, hocalarını işten atarken, Gazze’nin öğrencileri için kapı aralamak hiçbirinin aklına gelmedi.İnsan hakları, akademik özgürlük, evrensel bilgi… Bütün o büyük kavramlar Gazze’nin sınırında pasaport kontrolüne takıldı.

        Kapıyı açan, bunu yüksek sesle ilan etmeden yapan bir avuç hoca oldu. Bir de bir gazeteci yazar.

        REKLAM

        MASAM’ın açılımı “Afrika Sağlık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi”.

        ÖLÜM VE KALIMI TECRÜBE ETMEK

        Merkezin hikâyesine bakınca cevap kendiliğinden geliyor. Alimoğlu ve ekibi yıllardır Somaliland’de, Sudan’da, Gambiya’da ameliyat yapıyor, oranın sağlık çalışanlarını eğitiyor. Merkez üzerinden yürütülen uzmanlık programlarından şimdiye kadar 59 hekim mezun olmuş. Yani MASAM, hekimliği steril hastane koridorlarının ve performans tablolarının dünyasından alıp yeryüzünün yoksul, incinmiş, unutulmuş köşelerine taşıyan bir okul.

        Hekimliğin gerçek yüzünün öğretildiği bir okul: ölüm ve kalım tecrübesi.

        REKLAM

        Gazze’den gelen öğrencilere bu tecrübeyi kimsenin öğretmesine gerek yoktu elbette. Onlar o derse yıllar önce, istemeden, bombaların altında kaydoldular. Ama Gazze’nin çocuklarını okutmayı akıl eden kurumun, zaten hayatını en çaresiz coğrafyaların yaralarını sarmaya adamış insanlardan oluşması bir tesadüf değil. Bu asil tercihlere aşina olma meselesi.

        Tüm bildirilerden, kınamalardan, “endişelerimizi bildiririz” cümlelerinden daha dürüst ve yıkılmaz bir yemindi dün, o salonda edilen…

        HAYALLERİ DÜNYANIN EN TEHLİKELİ YERİNE GERİ DÖNMEK

        Mezunlar adına konuşan Dr. Hüseyin İsmail, “Bizler acının ne demek olduğunu bilen bir neslin hekimleriyiz” dedi. Sonra da en büyük hayallerinin bir gün Gazze’ye dönüp halklarına hizmet etmek olduğunu söyledi. En büyük teşekkürü nişanlısına ederken de pek ‘cool’du.

        REKLAM

        Bir mezunun hayali genelde iyi bir hastanede kadro, yurt dışında bir burs, bir klinik olur. Bu gençlerin hayali ise geri dönmek. Başardılar ve en büyük ödül olarak, oraya geri dönme hakkını istiyorlar.

        Albert Camus Veba’yı yazarken Oran şehrinin karantinadaki doktoru Rieux’ya şöyle bir cümle söyletir: Bunlar kahramanlık değil, dürüstlük. Belki gülünç gelebilir ama vebayla savaşmanın tek yolu dürüstlük.

        Mesele dürüstlükse şöyle diyelim. Camus’nün vebası Nazi işgalinin metaforuydu. Gazze’nin vebası ise metafor değil. İsrail adlı korkunç gerçeğin sebep olduğu uzun bir acılar geçiti.

        Dünya Gazze’yi yıkmakla meşgulken, Gazze kendi doktorlarını yetiştiriyor. Bir kısmını İstanbul’da. Bir kısmını Pakistan’da. Çok azını da Mısır’da. Gazze’nin geleceği ise orada, o genç doktorların beyaz önlüklerinin ceplerinde duruyor