Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “Otuzundayım. Arkadaşlarımdan hiçbirinin çocuğu yok. Sıfır. Bir memeliyi çocuk yapmayacak hale getirmek için onu ne kadar ağır istismar etmeniz gerektiğini biliyor musunuz?”

        Konuşan Connor Leahy. Cümle ise Amsterdam’da, 2025 Nexus masasında söylenmiş.

        Leahy dışarıdan ahkâm kesmiyor. O model yazan biri.Yurt odasında GPT-2’yi tersine çevirmiş. Açık kaynak dil modellerinin ilk tuğlalarında payı var.

        Kodu yazan taraf, sonra o kodun salıverildiği dünyaya bakıyor.

        Nüfusun giderek azalmasına, insanları çocuksuz bırakan zeminden giderek açıklama getiriyor.

        REKLAM

        Türkiye’de 2001’de 2,38 olan hız 2025’te 1,42. Canlı doğum 2014’teki 1,35 milyondan 895 bine düşmüş. Yetmiş altı il eşiğin altında. Evlenmek isteyen ama ekonomik koşullar, hayat pahalılığı gibi nedenlerle bunu başaramayan gençlerin durumu Türkiye’yi başka bir sınıfa taşıyor .

        Ancak Leahy Batılı ülkelerde olan başka bir katmana işaret ediyor.

        Çünkü ekonomik refah düzeyi yüksek ülkelerde GSH artıyor. Gıda var. Tıp var. Doğurganlık yine de yenilenme eşiğinin altına iniyor.

        GÖZETİM TOPLUMUNDA KIZI DANSA KALDIRMAK

        REKLAM

        Connor Leahy bir gözlemini daha aktarıyor. Artık mezuniyet törenlerinde bile gençlerin kimseyi dansa kaldıramamasını.

        Çünkü kayda alınıyorsunuz. Yanlış bir yaklaşım sonsuza kadar internette dolaşabilir.

        Normlar insanların rızası sorulmadan teslim alındı. Hem de özgürlük vaadiyle.

        İnsanı sistemin ham maddesi yapmak tarihte ilk değil.

        Fabrika bedeni işgücü diye ölçmüştü. Bu sefer alınan şey utanç, tereddüt, dans edip etmemek, bir reddedilişin kayda alınması ve internete düşmesi korkusu. Yani artık en kırılgan katman hedef.

        REKLAM

        Kilise günahı sonra yargılardı. Devlet suç işlendikten sonra devreye girerdi. Algoritma daha tereddüt aşamasında müdahil. Çünkü internete düşmüş bir kayıt, hayatın kararmasıdır.

        Ortalama bir Batılı’nın karşı cinsle ilişkisi ‘kızı dansa kaldırmak’la başlar. Bu sonra gelişecek her şeyin provasıdır.Provayı vitrine çevirince memelinin hayat akışı sekteye uğruyor. Çünkü özgürlük vaadinin kuyruğuna takılı gelen müptezellik ne kadar artarsa artsın, utanç ve küçük düşürülme korkusu hala var. Leahy’nin ‘istismar’ dediği şey bu ve soyu tüketme tehlikesi taşıyor.

        REKLAM

        Elbette buraya birden gelinmedi. Mahremiyet algısı söküle söküle gelindi. Muhafazakarların uyarılarının hepsini tukaka etmeyi ilericilik sanan anlayışla gelindi.

        MİRAS DEĞİL BORÇ BIRAKAN KUŞAK

        Leahy’nin flört uygulamaları hakkında da söyleyecekleri var : “Flört uygulamaları…” diyor, “… sizi hayatınızın aşkıyla tanıştırmayı optimize etmiyor; uygulamada tutacak kadar eksik bırakmayı optimize ediyor.”

        Tespit çarpıcı.

        Yani bu uygulamalar insanlara hayatlarının aşkını vermek için değil, onları bir ürün olarak rafta tutmak için var.

        REKLAM

        Uygulamalar önce ‘öteki’nin özne olduğunu unutturdu. İnsanları raftan bakılan bir stok kalemi haline getirdi. Profil açısı, bio, “ne arıyorum” kutucuğu. Standart ürün.

        Asıl soru, insanlığın asırlar boyunca üzerinde mutabakat ettiği değerler ve pratikler ‘neden var?’ diye sorulmadan yıkılmasından geride iyi bir şeyin kalıp kalmadığı sorusu.

        Edmund Burke geleneği, mirası ve aileyi savunurken toplumun sadece o an o sırada yaşayanlar arasındaki anlaşma ile kurulamayacağını, diriler, ölüler ve henüz doğmamışlar arasındaki ortaklıkla kurulabileceğini söylemişti.

        REKLAM

        Burke’ün ortaklığı, mahremiyetin kuşaktan kuşağa emanet edilmesini varsayıyordu. Ev, beden, çocuk, sır… Bunlar kamuya açılmadan taşınırdı.

        Muhafazakârlık çağın dili tarafından gericilikle itham edilip defnedildiğinden beri kuşaklar bir sonrakine miras bırakmıyor, borç bırakıyor.

        Burada olan bu.Önceki kuşak sonrakine çatı bırakmaktan ziyade, onun özel alanını dolaşıma soktu. Önceki kuşak sonrakinin mahremiyet alanını ona sormadan satılabilir bir metaya dönüştürdü.

        Algoritma bunu hızlandırdı. Piyasa bunu ödüllendirdi. Sonra da aynı çağ, satılmış mahremiyetin enkazında aidiyet aramaya başladı.

        REKLAM

        Kuşkusuz ‘gelenek’ de tek parça değildi.Gelenek denilen paketin içinde bölgeye/ülkeye göre vesayet, baskıcılık, bir ırkın yüceltimi ya da kadın sünneti gibi asla kabul edilmeyecek şeyler de var ve eski olan her şeyde kutsallık görmek yanılsama hatta bazen ayrımcılığı, şiddeti davet.

        Ancak antibiyotiğin icadı ile flört algoritmasını aynı kefeye koymak da insanlık tecrübesine hakaret.

        Ve çit o kadar yıkılmış, ortam o kadar bozulmuş ki bırakın üremeyi, çocuk çoluk sahibi olmayı mümkün kılacak uzun vadeli bir ilişkiyi;kızı dansa kaldırmak bile artık lüks.

        REKLAM

        Peki ne olacak?

        İstenmeyen ve asla hedeflemedikleri bir çıktı olarak ‘muhafazakarlık’,hayatlarına tekrar dönecek ve bunun nedeni ‘sağa kayış’ ya da ‘Maga’cılık değil. “Bir memeli olarak neden bu haldeyiz?” sorusu.

        Bunun nedeni insanı ve toplumu koruyan normlara fütursuzca ateş etmiş olmalarının getirdiği yer.