Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nihal Bengisu Karaca Amerikan 250: Trimalchio'nun ziyafeti
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Geçenlerde önüme düşen o tuhaf kutlama görüntülerine bakarken,Federico Fellini’nin “Satyricon” filmini hatırladım.

        Hani o görgüsüz, sonradan görme Trimalchio’nun, asiller arasındaki yerini sağlamlaştırmak, "ben de buradayım" demek için verdiği ihtişamlı ama bir yandan da insanın midesinibulandıran daveti merkezine alan film.

        Şatafatın, çiğliğin ve gücün aynı tabakta sunulduğu o grotesk atmosfer, 14 Haziran gecesi tam karşımızdaydı: Amerikan demokrasisinin ve kurumsal ciddiyetin kutsal mabedi sayılan Beyaz Saray’ın Güney Bahçesi’nde (South Lawn).

        ABD, bu Haziran ayında kuruluşunun 250. yılını (Semiquincentennial) kutlamaya çalışıyor.

        Ama ne kutlama! Karşımızda iki farklı Amerika var: Biri Kongre’nin o sıkıcı, iki partili ve geleneksel “America250” yapısı; diğeri ise Trump yönetiminin popülist, rüküş ve tamamen şov odaklı “Freedom 250”si.

        Beyaz Saray’ın o meşhur çimlerine tarihte ilk kez profesyonel bir MMA kafesi kurulmasını şahsenaşamadım.

        Dövüşçüler ringde birbirinin yüzünü kan revan içinde parçalarken, kemik ve et sesleri Beyaz Saray duvarlarında yankılanıyordu. Üstelik bu vahşi "gladyatör" gecesi, Trump’ın 80. yaş günüyle birleştirilmişti.

        Ring kenarında kimler yoktu ki? UFC Başkanı Dana White’ın hemen yanında Meta CEO’su Mark Zuckerberg ve Paramount’tan David Ellison... Yani sermaye, teknoloji ve popülist siyaset, dökülen gerçek kanı izleyerek "Amerikan savaşçı ruhunu" kutsuyordu.

        UFC ve TKO tarafından finanse edilen bu rüküşlüğün maliyeti ise yaklaşık 60 milyon dolar.

        Peki, bu kadarla mı kalıyor? Elbette hayır. Eğer bu "Trimalchio Ziyafeti" sizi yeterince doyurmadıysa, 25 Haziran’da başlayacak olan ana yemeğe buyurun.

        Capitol’den Washington Anıtı’na uzanan o tarihi, saygın National Mall aksı, tam 16 gün boyunca "Great American State Fair" adıyla devasa bir lunaparka ve panayıra dönüştürülecek. Rodeo’lu, boğaya binmeli falan işler olacak, eyaletlerin temsil edildiği yiyecek stantları ve lunapark, dönme dolap. Tarihin, anayasal mirasın ve Amerikan kurucu değerleri dedikleri ne varsa hepsinin üzerinebir “Disneyfication” (Disneyleştirme) boyası dökülecek.

        Bu sığlığın en mükemmel sembolü ise resmi maskot: "George the Star". Kurucu lider George Washington’a atıfla "George" adı verilen, kocaman aptal bir gülümsemesi olan sarı bir peluş oyuncak.

        Koskoca cumhuriyetin 250. yılı, internet sitesinde 38.99 dolara satılan bir peluşa emanet. Guy Debord’un "Gösteri Toplumu"’ndaki o meşhur formülü tam olarak tıkır tıkır işliyor: "Görünüyorsa iyidir, çünkü sadece iyi olan görünür." Soyut adalet kavramları ‘gösterilemiyor’ ama 39 dolarlık sarı peluş en azından Instagram postlarında yer kaplar.

        İşin içindeki ideolojik omurgasızlık ise göz yaşartıcı. Daha bir ay önce, 17 Mayıs’ta aynı yerde "Rededicate 250" adıyla bir ulusal dua etkinliği düzenleyip ülkeyi "Tanrı’nın altındaki tek millet" olarak muhafazakar bir törenle yeniden adamışlardı. İncil’den ayetler okunduktan hemen sonra, aynı kutsal alana sosisli stantları kurup Beyaz Saray’da kanlı dövüş izletmek... İşte modern sağ popülizminin özeti: Bir yanda Evanjelik muhafazakarlık, diğer yanda kuralsız vahşi piyasa eğlencesi.

        Tabii ki bu şov bedava değil. Kongre bu işe 150 milyon dolar federal bütçe ayırdı, bunun 80 milyon doları doğrudan lümpenlikten haz alma şovlarına aktarıldı. Ve işin en can alıcı yeri: Bu kamusal hengamenin ortasında Trump Organization ve UFC, fiyatı 250 dolardan başlayıp 12.000 dolara kadar çıkan Trump portreli altın ve gümüş "Freedom 250" madalyonlarını çatır çatır pazarlıyor.

        Kamu parasıyla kurulan sahnede, başkanın aile şirketinin ürünleri satılıyor. Özgürlük artık bir değer değil, satılabilir bir ticari eşya.

        Bugün, sol/liberal elitler "Roma çöküyor, bu bir çöküş pornosudur (ruin porn)" diye ahlaki üstünlük taslayarak bu sahneleri iştahla tüketirken; muhafazakar taban "elitlere nasıl da ders verdik" diyerek dopamin patlaması yaşıyor.

        Antik Roma’nın "Ekmek ve Sirk" (Panem et Circenses) politikası, modern geç kapitalizminin elinde zirvesini yaşıyor.

        Toplumun derin yaraları, ekonomik krizleri ve akut kutuplaşması; kafesteki kanla, National Mall’daki dönme dolapla perdeleniyor.

        Amerika 250. yılında bir cumhuriyet olgunluğunu değil, insanlık tarihinin gördüğü en büyükbayağılık simülasyonunu kutluyor. Bize de bu çirkinliğin özgüvenle sahiplenişi karşısında burun bükerek kıkırdamakkalıyor.