Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ocak 2007’de Kongre’ye giren ilk Müslüman Keith Ellison, törensel yeminini Kongre Kütüphanesi’nden ödünç alınan bir Kuran’ın üzerine etmişti. O Kuran, bir vesileyle Thomas Jefferson’ın kütüphanesine girmiş spesifik bir Kuran’dı. Hamle zekiceydi ama aslında bir savunmadan, bir sığınmadan ibaretti. Bağımsızlık Bildirgesi’ni yazan el bu kitabı da tutmuştu falan.

        On dokuz yıl sonra Detroit’te Abdul El-Sayed kimseye sığınmadı. Önce adını tam söyledi: Abdurrahman Mohamed El-Sayed. Sonra Ocak’ta yeminini ettirecek başkan yardımcısına döndü: “JD, habibi, anayasa gereği yeminimi senin ettirmek zorunda olmanda leziz bir ironi var.”

        REKLAM

        Jefferson’ın Kuran’ına ihtiyaç duymayan bir Müslüman. Onun yaslandığı yer, sadece kendi ismi. O ismin yolculuğu hiç kolay değildi. Turuncu Voyvoda, El-Sayed’i “cihatçı” ilan etti, Senato’ya metal dedektörden geçerek girmesi gerektiğini söyledi. Dearborn’u 2024’te Trump’a kazandıran Arab Americans for Trump’ın kurucusu Bishara Bahbah bile sözleri ırkçı bulup kırmızı çizginin aşıldığını söyledi. Amaç rakibi yenmek değil, düşman ilan etmekti; Schmitt’in dost-düşman ayrımı kampanya broşürüne dönmüştü.

        El SAYED’İN ZAFERİ, AIPAC’İN HEZİMETİ

        AIPAC, El-Sayed’i durdurmak için yaklaşık 30 milyon dolar harcadı. Tek bir yarış için bu kadar para… Bir ülkenin kendi seçmenine rağmen başka bir ülkenin çıkarını bu kadar küstahça satın almaya çalışması. Dahası ön seçimi kaybeden Demokrat Haley Stevens, sandığa iki gün kala Cumhuriyetçilerden Rogers’ı destekleyeceğini ilan etti. Ama şunu da not düşelim: Obama ile Harris Detroit’te El-Sayed’in yanındaydı. Hançer Demokratlar’ın elinde değildi, vuran Stevens gibi AIPAC’ın beslediği kanattı. Ve kaybettiler.

        REKLAM

        MESELE BENZİN DEĞİL, AYDINLANMA

        Trump’a sorarsanız mesele benzindi. Ama Vance’in okuması başka… Kampanyada El-Sayed’e “kendisine her şeyi veren ülkeye minnet göstermesi gereken küçük bir gelincik” diye hakaret eden Vance, seçimden bir gün sonra hızlı bir özeleştiri yayımladı: Kaybetmelerinin sebebi savaştı. Bir anketçi, onları terk eden seçmenlere geri dönmek için ne gerektiğini sormuştu. İlk dört talep Vance tarafından da ‘mesajı aldık’ edasıyla sahiplenildi: Savaşı bitirin, hayat pahalılığına odaklanın, Amerika’yı önceleyin, İsrail’le ilişkimizi değiştirin.

        Bu bir itiraftan çok kıvrak bir hasar onarımı ve gemiden atlamadan önce filikaya yaptırılmış bir ön kayıt. Ama geç bir kayıt. Çünkü seçmen de artık kimi nereye kaydedeceğini biliyor gibi. Üç yıldır kendi kampüslerinde sokaklarında olanları 2028’e kadar unutmazlar. Mart 2025’te maskeli federal ajanlar, Tufts’ta doktora yapan Rümeysa Öztürk’ü sokakta yakalayıp işaretsiz bir araca bindirdi. Tek “suçu”, okul gazetesinde arkadaşlarıyla yazdığı ve üniversiteyi İsrail’le bağlarını koparmaya çağıran bir makaleydi. Louisiana’da altı hafta tutuldu. Columbia mezunu Mahmoud Khalil’in green card’ı iptal edilmek istendi, sekiz aylık hamile eşi tehdit edildi; Trump bunun “birçok tutuklamanın ilki” olduğunu “müjdeledi”.

        REKLAM

        Columbia’nın 400 milyon dolarlık fonu kesildi. Daha önce de Penn, Harvard ve Columbia rektörleri Kongre duruşmalarının ardından birer birer istifa etmiş, Emory’de felsefe bölüm başkanı maskeli bir polis tarafından kelepçe takılarak gözaltına alınmıştı.

        Her şeyin üzerine bu insanlar bir gün baktılar ki Trump Amerika’yı İran’la savaşa sokmuş…

        Amerikan anayasasının ilk maddesi ifade özgürlüğünü korur. İnsanlar bu maddeyi korurken ölmüştür.

        Aynı ABD, İsrail söz konusu olunca o maddeyi askıya alıyor. Amerikalı bunu bu kez canlı yayında gördü, o maddenin Gazze’deki çocukların cesetlerinin yanında ezilip gittiğini gördü. İsrail için anayasayı askıya almak, kendi vatandaşını hapse atmak, üniversiteleri cezalandırmak…

        REKLAM

        Nitekim Gallup, 2001’den beri sorduğu soruda ilk kez Şubat 2026’da Filistinlilere İsraillilerden daha fazla sempati ölçtü. Bir yıl önce İsrail açık ara öndeydi; dönüşü bağımsız seçmen sağladı.

        Bir ülke başka bir ülke için kendi anayasasını askıya aldığında, vatandaş sonunda şunu sorar: “Bizi kim yönetiyor? Seçtiklerimiz mi, İsrail mi?” Harita cevabı yazdı. Demokratlar Kongre’nin iki kanadını birden aldı. Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yalnızca dört kez olmuştu. Beşincide bu kez Teksas bile -1988’den bu yana ilk kez- Senato’ya bir Demokrat gönderdi.

        KONGREDEKİ MÜSLÜMAN SAYISI DA ARTTI

        Trump’ın kendi seçmeni, Epstein koalisyonunun savaşının ve o savaş için askıya alınan özgürlüklerin faturasını sandığa taşıdı. El-Sayed yalnız da değil. Ağustos’ta Kongre’de dört Müslüman vardı; yeni dönemde en az yedi. Biri Adam Hamawy: 2004’te Bağdat’ta helikopteri düşürülen Tammy Duckworth’ü hayatta tutan ordu cerrahı, yirmi yıl sonra Gazze’de yaralı Filistinlileri tedavi ederken mahsur kaldı. Trump’ın savaşında bir Amerikan askerini kurtaran el, İsrail’in saldırdığı Filistinli çocukların yaralarını sardı. Şimdi o savaşların bütçesini oylayacak.

        REKLAM

        Eyalet meclislerinde de kıpırtı var: New York’ta ailesi 1948’de Filistin’den sürülen Aber Kawas, Gazze’deki savaşa ABD finansmanına itiraz ederek eyalet senatosuna girdi. Elbette abartmayalım; bir Senato koltuğu Washington’u Tel Aviv’in irtibat bürosu olmaktan tek başına kurtarmaz. Ama otuz milyon dolarlık lobi yatırımı, bir başkanın “cihatçı” damgası, bir başkan yardımcısının minnet dersi ve son dakika hançeri aynı adamı durduramadı.

        Ocak’ta Vance’in eli kalkacak ve “habibi” diye seslenen adama yemin ettirecek.

        Jefferson’ın Kuran’ı bu kez rafta kalabilir. El-Sayed kendi Kuran’ını evden getirir.