Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nihal Bengisu Karaca Washington'dan Londra'ya: İsrail dostlarının "Hasanabi" mesaisi  

        Dallas'ta, Cumhuriyetçilerin ilk kez düzenlediği ara seçim kurultayının açılış gecesi, dev ekranda iç çamaşırlı bir adam belirdi. Fotoğraf, adamın iki yıl önce kendi Instagram hesabında paylaştığı bir pozdu.

        Video "solun yeni yüzüne” kara çalmak için hazırlanmıştı ve o yüz Hasan Piker'dı. Piker o anı kendi yayınında izledi, kahkahayı bastı ve tek cümleyle sahneyi ters yüz etti: "Bunlar düpedüz Blexas'ı gerçekleştirmeye çalışıyor"

        TEŞHİRE NİYET TERFİYE KISMET

        #resim#1408822#

        Blexas, Demokratların onlarca yıldır gördüğü Teksas'ı maviye boyama rüyasının adıydı. Sonraki günlerde "Hasan Piker gömleksiz" aramaları yüzde beş bin arttı. Teşhir etmek isteyen, çamur atmak isterken Hasan Piker propogandasına zemin sağlamış oldu.

        REKLAM

        Piker her saldırıyı bir sonraki yayının malzemesine, her lanetlemeyi bir rozete çeviriyor. Trump ona "komünist" dedi. Piker, öyle çağrılmayı umursamadığını, hatta havalı bulduğunu söyledi.

        Hakaretin işlemediği adama ne yaparsınız?

        Şansınızı bir de BM kürsüsünde denersiniz...

        Eylül sonunda BM Genel Kurulu'nda Netanyahu, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'yi, "Amerika 11 Eylül'ü hak etti" diyen Hasan Piker gibi insanları dost bilmekle suçladı. Söz sahiden Piker'ındı, 2019'daki bir yayından. Piker sonradan mağdurları ve halkı kasdetmediğini, ABD’nin Ortadoğu politikasını eleştirmeye çalıştığını söyleyip ifadesindeki hatayı kabullenmişti

        REKLAM

        Ancak asıl mesele gözden kaçmasın: Bir başbakan, dünyanın en görünür kürsüsünden otuz beş yaşında bir yayıncının adını telaffuz ediyordu. Yorumcuların ortak tespiti şuydu: Bu çıkış Piker'ı büyüttü.

        Oscar Wilde, Dorian Gray'in Portresi'nde Lord Henry'ye, dünyada hakkında konuşulmaktan daha kötü tek bir şey olduğunu söyletir: Hakkında konuşulmamak.

        Piker'ın düşmanları Oscar Wilde’ı bira markası zannedecek kadarkültürsüz olduğu için “HasanAbi” bu oyunda sürekli kazandı, ünü arttıkça arttı.

        O kadar ki Haziranda İngiltere, varlığının "kamu yararına uygun olmayabileceği" gerekçesiyle seyahat iznini iptal etti. Piker, SXSW London'da "Amerikan Solu İnternetin Dilini Nasıl Öğrendi" başlıklı bir panelde konuşacaktı. İnternetin dilini anlatacak adam, internet üzerinden konuşmak zorunda kaldı.

        REKLAM

        Bu arada Kongre'de onu hedef alan bir kınama tasarısı yazıldı.

        Ekran, kürsü, sınır kapısı, Kongre. Bir oyun yayıncısına ayrılmış devlet mesaisi.

        HASAN PİKER’I KINIYOR MUSUN?

        Kınama demişken. 2024'te ana akım stüdyolarda Siyonizmi eleştiren her konuğa önce "Hamas'ı kınıyor musunuz?" diye sorulurdu. 2026'da ise soru Demokrat adaylar artık Hasan Piker'ı kınayıp kınamadıkları sorusuyla tartılır oldu.

        Profiline daha yakından bakalım:

        Hasan Doğan Piker 1991'de New Jersey'de doğdu, İstanbul ve Ankara'da büyüdü, TED Ankara Koleji'ne ve Bilkent'e gitti. Kendini "klasik bir Beyaz Türk" diye tanımlıyor. Bugün haftada altı gün saatlerce , yayın yapıyor.

        REKLAM

        New York Times onu "manosfer için yapılmış bir bedende ilerici bir zihin" diye tarif etti.

        Sağın genç erkekleri avladığı, incel’liğin kırmızı hap saçmalıklarını perdahladığı mecrada Piker oraya yakın bir dille, benzer kaslarla, enerjik ve provokatif uslubuyla başka bir hikâye anlatıyor.

        “HERKES İYİ YAŞASIN” SOLCULUĞU

        Kirasından ve maaşından şikâyet eden genç adama şunu söylüyor: “Patronun Guatemalalı bir göçmen değil. Dikkatini göçmenlere çevirenler, asıl sorununu çözmek istemiyor” diyor mesela.

        Piker'ın asıl icadı burada. Solun kasıntı dilini değiştirdi. Onun solculuğu fakirliği kutsamıyor, "eşitlik adına herkes yoksullukta eşitlensin" demiyor. Herkese sağlık, kamu hizmeti, insanca bir hayat istiyor. Yani bu, "herkes iyi yaşasın" solculuğu.

        REKLAM

        En önemlisi, Gazze'deki savaşa karşı, İsrail'in Amerikan siyasetindeki ağırlığına karşı ve kendi tabiriyle "ölmekte olan Amerikan imparatorluğu"na karşı sözünü esirgemiyor. Bu söylemin bu kadar genç kulağa ulaşması, Amerikan siyasetinin sinir uçlarını harap etti. İyi de oldu.

        Kusursuz mu? Hayır. Milyonlarca dolarlık bir Los Angeles evinde oturup kapitalizme karşı ateş püskürmenin çelişkisi ortada. Bir röportajında hep bir "şampanya sosyalisti" olmak istediğini söylemesi, bu çelişkiyi çözmüyor, sadece itiraf ediyor.

        Dili de ayrı bir sorun. Makineli tüfek gibi küfrediyor. Z kuşağına sahici gelen bu üslup, X, hatta Y kuşağı için onu sevimsiz hale getirebilir. Mesajı en çok duyması gereken ama kulağını tıkamak için bahane arayanlar için mazeret temin etmiş oluyor.

        REKLAM

        BOŞ ZAMANLARINDA SİYASETİ ETKİLİYOR

        Seçim gecesi Piker'ın sahnelerini paylaştığı Abdul El-Sayed, Michigan'da yüzde 52,5 oyla kazandı ve ABD Senatosu'na seçilen ilk Müslüman oldu. Ertesi sabah başkan yardımcısı JD Vance, kaybın gerçek sebeplerini sıralarken neredeyse sahiciydi:"Kaybetmemizin sebebi savaş. İsrail ile ilişkiler, vd..."

        Bu bir kopuş vaadi değilse de, bir faturanın kabulüdür.

        Hatırlayalım: Piker aylar önce Cumhuriyetçi Parti'yi hem bu ülkedeki hem de uluslararası alandaki en büyük terörist ilan ettiğinde deli muamelesi görmüştü. Seçim sabahı aynı partinin başkan yardımcısı, kaybı kendi yürüttükleri savaşa bağladı. Aynı cümle değil. Ama cümlenin yüzü aynı yere bakıyor.

        REKLAM

        Kendisine kim olduğunu sorduklarında hep şunu söylüyor: "Günün sonunda ben bir Twitch yayıncısıyım."

        Amerikan imparatorluğunun kurultay ekranını, Trump’ın hakaret ve itham dolu konuşma gündemini, Netanyahu’nun BM kürsüsünü, İngiltere’nin sınır kapısını ve bir Kongre tasarısını meşgul eden Türk kendisini ‘sadece bir Twitch yayıncısı’ olarak tanımlıyor.

        Pek de mütevaziyiz ...