Rashida Tlaib’in isyan duygusuyla, gözlerinden yaş boşanarak yaptığı konuşmayı gözlerim dolarak izledim. Anlattığı sığınmacı çaresizliğine yabancılıktan, ya da hiç çekilmemiş acıları naklettiğinden değil. İnsanlık onurunu korumaya adanmışlığıydı içe dokunan. Göçmen kampında kan zehirlenmesinden ölen 7 yaşındaki Guatemalalı Jakelin’i, anne ve babalarından koparılan çocukları, 45 gündür yıkanacak su yüzü görmeyenleri, açlık çekip tuvaletlerden su içenleri anlatırken, çocukların çizdiği tel örgü resimlerini gösterirken ağlıyordu. Ve nihayet “Sığınacak liman arayan hiçbir insan ‘yasadışı’ olamaz, bu deyiş onu aşağılamaktır” diyordu. Çünkü Meksika üzerinden gelip Teksas’ta balık istifi tellerin ardına, kafeslere tıkılan insanlar böyle tanımlanıyor; yasadışı göçmen. Yetmiyor, bunların aynı zamanda azılı suçlu ve tecavüzcü olduğunu da söylüyor Trump.

İşte Trump’ın, göçmenlere fazla duyarlı oldukları için çemkirdiği dört kadından biri Filistin kökenli Rashida Tlaib. Geçen pazar günü kaçak göçmenlere baskınlar yapılacağını açıklayan Trump diğer yandan o çok tepki çeken tweet’inde “Geldiğiniz o suça bulanmış, berbat, yolsuz yönetimlerin olduğu ülkelere gidin, onları düzeltin” diyerek alabildiğine ırkçı tonda aklınca aşağılıyor kadınları. İsimlerini vermiyor ama herkes biliyor kim olduklarını. Tlaib’in yanı sıra Ilhan Omar, Alexandria Ocasio-Cortez ve Ayanna Pressley. Dördü de Temsilciler Meclisi’nin Demokrat Partili yeni üyeleri. Trump’ın göçmen politikasını çok sert eleştiriyor, gidip gördükleri sınır kamplarındaki insanlık dışı şartları lanetliyorlar. Adalet Komitesi’nde verdikleri ifadede “Amerikan bayrakları altında o zulüm kabul edilemez” diyorlar.

DEMOKRAT PARTİ’NİN ‘DÖRTLÜ MANGASI’

“İlerici” safta oldukları için kendi partilerinde bile “dörtlü manga” diye anılan dört kadının sadece kadın olması değil mesele; aynı zamanda “beyaz” olmamaları. Daha doğrusu Amerikalıların deyişiyle “renkli” olmaları. Bu nedenle Trump’ın tiradı anında ırkçı damgasını yiyor, Demokratlardan eleştiri yağıyor; Amerikan vatandaşlarının oylarıyla seçilmiş vekilleri “Beğenmiyorsanız gidin” diye kovmaya kalkan Başkanı, yabancı korkusunu körükleyen, ırkçı ve kadın düşmanı bir nefret dili kullanmakla suçluyorlar. İtalya doğumlu erkek vekil Don Beyer, “Başkan neden aynı cümlelerle beni hedef almıyor” diyerek ayrımı ortaya koyuyor.

Rashida Tlaib, Ilhan Omar, Alexandria Ocacio-Cortez ve Ayanna Pressley basın toplantısıyla Trump'a yanıt verdi.

Başkanın birçok söyleminde olduğu gibi bilgi hataları da var. Filistin, Latin ve Afrika kökleriyle kadınların üçü doğma büyüme Amerikalı. Sadece Ilhan Omar, 12 yaşındayken ailesiyle Somali’den göçmüş, 20 yıl önce de Amerikan vatandaşı olmuş 17’sinde.

Kadınlar hem sosyal medyadan hem de medyanın karşısına topluca çıkarak cevaplarını veriyorlar. Ilhan Omar zehir zemberek: “Kongre üyesi olarak yemin altında olduğum tek ülke ABD. İşte bu nedenle ülkemizi, bugüne kadar gördüğümüz en kötü, en yolsuz, en ehil olmayan başkandan korumak için savaş veriyoruz. Bizler, senin nefret yüklü gündemine karşı Kongre’de mücadele ettiğimiz için öfkenden beyaz ırkçılığı körüklüyorsun…”

Kamplarda tel örgülerin ardına kapatılan göçmenler "Açız, içecek suyumuz bile yok" diye isyan ediyor.

Gözetim merkezlerini “toplama kampı” diye niteleyince Yahudi toplumu dahil birçok kesimden eleştiri alan ACO ise “Yağmacı düzenini sürdürmek için korku saldığın Amerikalılara dayıyorsun sırtını” diye yazıyor ki, mesele tam da bu. Yorumculara göre Trump 2020 başkanlık kampanyasını göçmenler nezdinde korku iklimi yaratarak sürdürmek niyetinde. Aslında büyük bir yenilik değil; 2016 kampanyasında da Meksikalıları azılı suçlu ve tecavüzcü ilan etmişti. Yeni olan, bu sefer rakip partinin kadınlarını da namlunun ucuna oturtarak provoke etmesi. Zaten taraftarlarına hitap ederken sık sık “Bunlar ülkeyi komünist yapmak istiyor” nakaratını tekrarlıyor.

GÖÇMEN BASKINLARI BALON ÇIKTI AMA…

Trump’ın çok sık tekrarladığı başka bir nakarat, ülke çapında tüm “yasadışı” göçmenlerin toplanıp sürüleceği şeklinde. Geçen pazar için de büyük operasyon alarmı vermişti, ancak sadece Chicago’da bir ailenin alınıp sonra bırakıldığı ve New York’ta da birkaç sonuçsuz vaka yaşandığı haberi geldi. Hazirandaki alarm da aynen böyle seyretmişti. Fakat yine de Trump tehdit yoluyla amacına ulaştı. Oturma izni olmayan göçmenler korkuya kapıldığı gibi Trump’ın kemik seçmen kitlesi, sosyal medya üzerinden göçmenlere nefret saçtı.

Los Angeles Times’ın görüşlerine yer verdiği kamu politikası uzmanı Roberto Suro’ya göre durum tamamen psikolojik. Şu an sınır dışı kararı olan göçmen sayısı 1 milyon. Topyekün baskınlarla bunların ancak 2 bini ele geçirilebilir; yani çok cüzi bir yüzde. Fakat yüzdenin düşük olması psikolojik etkiyi ortadan kaldırmıyor. Böylece Trump göç kontrolü için korku unsurunu kullanıyor; bir kesim her an yakanma paniğini yaşarken, göçmen korkusu saldığı beyaz seçmen tabanını da konsolide etmiş oluyor. Fakat ortada göç kontrolü filan bulunmuyor. New Republic’teki yoruma göre de Trump, taraftarlarının sevgisini daim kılmak için, onların nefret ettiği kişileri hedef seçerek terörize ediyor. Entegrasyon yerine ırk ayrımını tercih ediyor ve aslında göçmen sorunu onu katiyen ilgilendirmiyor.

Fox News'a bakarsanız sınırda göçmen istilası var. Ancak öte yanda ailelerinden alınıp kamplara konulan çocuklar var.

Baskın yapılacağı açıklanan Los Angeles’tan Chicago, Houston, Atlanta, New York ve San Francisco’ya bütün büyük şehirlerde belediyelerin Demokrat başkanlarda olması da ayrıca dikkat çekici bir unsur. Houston’ın Küba göçmeni emniyet müdürü Art Acevedo bile Trump’ı kaos çıkarmakla suçlayabiliyor; “Çocuklar, okuldayken anne babaları sınır dışı edilir korkusuyla evden çıkmıyor” diyor. O kentlerden gelen haberlere kimi göçmenler sığınaklara kapanıyor, seyahatler erteleniyor, işine gitmeyenler oluyor. İnsanları göç polisi ICE’den korumak için kiliseler sığınak görevi görüyor, mahallelerde dayanışma grupları kuruluyor,

KADINLAR ARASI KUŞAK ÇATIŞMASI

Korku kampanyası yürüten Trump’ın kadın siyasetçilere yönelik provokasyonunda Demokrat Parti içindeki ideolojik çatışmanın da payı var. Daha doğrusu siyasetin duayeni, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi ile sol eğilimli yeni nesil kadınlar arasındaki çatışma. 2016 seçimindeki Rusya parmağı nedeniyle “dörtlü manga” Trump’a azil soruşturması açılmasını istiyor, Pelosi ise seçim rotasında akılcı bir hareket olarak görmüyor. Ancak esas göçmenler bağlamında kızışıyor ortam. Senato’nun göçmen gözetim tesisleriyle ilgili 4.6 milyar dolarlık ödenek öngören yasa tasarısı Temsilciler Meclisi’ne geliyor. Demokrat Parti’nin sol kanadı, tasarıya karşı çıkıyor, çünkü ödenek kampların iyileştirilmesini değil, Savunma Bakanlığı’na bağlı kolluk gücü harcamalarında artışı içeriyor. Pelosi tasarıyı oya sunuyor, fakat kendi partisinden o dört kadın vekil aleyhte oy kullanıyor.

Nancy Pelosi, dört kadın vekili Trump'a malzeme yaptığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Ve Pelosi’nin New York Times’tan Maureen Dowd’a verdiği röportajla gerginlik tırmanıyor. Dört kadına yükleniyor Pelosi: “Çoğunluk arasında bir nüfuzları yok. Arkalarında bir topluluk ve Twitter dünyası var ama sadece dört kişiler, oyları da dört oy, o kadar…” Yorumculara göre tam da Trump’ın işine yarayacak bir dalaş. Nitekim o da bu hizipten faydalanarak Pelosi’ye destek çıkıyor; yetmiyor, kadınlara yönelik o meşum tweet dizisinde, “Geldiğiniz ülkelere gidin, oraları düzeltin, gelin bize de öğretin” dedikten sonra, “Eminim Nancy Pelosi, size bedava seyahat ayarlamaktan çok mutlu olacaktır” diye ekliyor.

Bu kızıştırmaya Pelosi’nin de cevabı var tabii: “Trump, esas planının ‘Amerika’yı yeniden beyaz’ yapmak olduğunu nihayet açık etti. Bizim kuvvetimiz çeşitliliğimizden gelir…” Bir de Trump’ın ırkçı söylemini kınama tasarısı hazırlatıp oya sunuyor. Temsilciler Meclisi’nde 187 ret oyuna karşılık, Cumhuriyetçi Parti’den dört vekilin de katılımıyla 240 oyla kabul ediliyor tasarı. Trump kınanıyor ama aynı zamanda 2020 yolunda hayli mesafe almış görünüyor. 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!