Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Joe Biden’ı nasıl bilirsiniz derseniz, biz onu “densiz“ biliriz. Obama’nın başkan yardımcısı olarak geçirdiği 2008-2016 döneminin çok öncesinden, öyle tanırız Biden’ı. Nedeni de 1999’da Başbakan Ecevit’le giriştiği ağız dalaşıdır. Ecevit’in Washington ziyareti sırasında “Siz ABD’ye muhtaçsınız ama ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı yok. Kıbrıs sorununu çözün, istenenleri yerine getirin, kredi verelim. Aksi takdirde bir yere varamazsınız“ demesiyle adı “Densiz Senatör“e çıkar. Ecevit “Kıbrıs meselesi 1974’de bitmiştir, son kez söylüyorum. Bilmem anlatabildim mi?“ diyerek tersler ve uzunca bir süre Türk basınında “densiz“ ya da “Baydın“ lakabıyla anılır Delaware Senatörü.

Biden sonraları Senato’nun kıdemli ve nüfuzlu üyesi olarak Dış İlişkiler Komitesi başkanlığını yürütür. Irak’ı üçe bölme planıyla da hayli tartışılır. Obama döneminde Türkiye pek iştigal alanına girmediğinden densizliği sönümlenir, ya da evlerden ırak kalır. Ancak Amerikan kamuoyu nezdindeki gafları sürer gider. Şimdi de Demokrat Parti’nin başkan adayı olarak, bazen ağzından çıkanı kulağı duymadan yola devam ediyor.

Densizlikte Biden’a birkaç tur bindirdiği hiç şüphe götürmeyen Trump ise “Uyuşuk Joe“ adını taktığı 77 yaşındaki rakibinin iki kelimeyi bir araya getirmekten aciz olduğunu tekrarlayarak kalibresini düşürmeye çalışıyor, yaşından ötürü zihinsel gedikleri bulunduğunu demeye getiriyor. Hatta Fox News’taki röportajda iyice gaza gelip “Bunaklık testine girelim“ diye meydan bile okuyor; “Garanti veririm soruları benim gibi cevaplayamaz. Bütün yaptığı prompterdan okumak. Sorularla sıkışırsa ‘annecim, annecim beni eve götür‘ der. Bu iş için ehliyeti yok“ diyor.

"Biden'ın ehliyeti yok" diyor, fakat uyarılıyor da. Washington Post’un bir yazarı, “Trump, rakibinin çıtasını artık daha fazla aşağı çekmemeli. Biden’dan beklentiyi bu kadar düşürürse, TV tartışmalarında kendi aleyhinde olur. Yüzüne karşı alay ederse, ters etkiyle sempati yaratır. Başarılı adaylar rakibinin çıtasını yükseltir, ‘40 yıllık politikacı olarak ne kadar tecrübeli bir tartışmacı‘ olduğunu işler. Ama böyle giderse, Biden’ın tartışmada birkaç düzgün cümle kurması, ehliyet sahibi olduğunu göstermeye yeter“ diye dostça uyarıyor Başkanı. Ayrıca Biden’daki gerilemeyle alay etmenin kıdemli vatandaşları incitebileceği ve Trump’ın bu kesimdeki oy oranının 2016’ya göre üç puan düştüğünü de hatırlatıyor.

Trump’ın oy oranı nerede düşmüyor ki! Anketlere geleceğiz. Ama önce Biden’ın zihinsel performansına dair birkaç ipucu:

Mesela Iowa’da bir seçmen, “potansiyel başkan yardımcısı adaylarınız kimler?“ diye sordu, dört kadının adını vermek istedi, hiçbirini hatırlayamadı Biden. Birini, “Trump’ın kovduğu eski Adalet Bakan Yardımcısı“ diye tarif etti; bir diğerini “Georgia Valisi olan Afrika kökenli Amerikalı kadın“ şeklinde. Diğer ikisi de New Hampshire eyalet senatörleriymiş. Üstelik bu çok can alıcı bir konu, çünkü Biden seçilirse ABD tarihinin en yaşlı başkanı olacak ve muhtemelen bir dönem kalacak Beyaz Saray’da. Başkan yardımcısı adayının kadın olacağı hemen hemen kesin ve Biden’dan sonra başkanlığa aday olacak kişi. Oray Eğin’in de yazdığı gibi konu: “ABD’yi yönetecek kadın kim olacak?“ Mevzu bu kadar önemli. Öne çıkan isimler Senatör Kamala Harris ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice. Tahmin listesinde Irak’ta iki bacağını kaybeden eski helikopter pilotu Senatör Tammy Duckworth ile Senatör Elizabeth Warren da var.

Biden'ın en muhtemel yardımcı adayı olarak, Kamala Harris görülüyor. Demokrat Parti adaylığı için yarışmışlardı.

Biden’ın zihninde rakamlara dair sık tekrarlanan arazlar var: “2007’den beri 150 milyon kişi ateşli silahlarla öldürüldü“ dedi ki, ABD nüfusunun yarısı ediyor. Ekonomi programı sayesinde “720 milyon siyah kadının istihdam edileceğini“ söyledi; “Kovid-19’dan 120 milyon kişi öldü“ dedi. Hatta hangi göreve aday olduğunu bile unuttu; seçmenden “Senato seçimi“ için destek istedi. Dünya liderlerinin isimleriyle Bağımsızlık Bildirgesi’nin sözlerini ya da konuşmasının bağlamını ve mantık silsilesini unuttuğu da oluyor. Örneğin “Yoksul çocuklar da beyaz çocuklar kadar zeki ve yeteneklidir“ diyebiliyor. Hem de bunu Latin ve Asya kökenli seçmen topluluğuna hitabında yapıyor.

Biden’ın başkan yardımcılığı dönemindeki ulusal ve uluslararası gaflarına dair de uzun listeler bulunuyor. Ancak unutkanlık ve gaf meselesinin medya ve sosyal medya dışında geniş halk tabanında alıcısı bulunmuyor. Nitekim Biden ulusal çapta bütün anketlerde Trump’ın önünde gidiyor. Berbat bir pandemi yönetimi çıkaran Trump, Kovid-19’dan 150 bin ölüm, ekonomik durgunluk, yüksek işsizlik ve ırkçılığı protesto gösterileri nedeniyle üç buçuk yıllık görevinin en zor dönemini geçiriyor.

Biden’a saldırılarını, zihin engelli boyuttan distopik boyuta taşımaya başlıyor son günlerde. “Biden ve radikal sol ülkeyi teröristlere teslim edecek, polis teşkilatını, temel özgürlükleri ve Amerikan yaşam tarzını ortadan kaldıracak“ diye tweet atıyor. Rakibini şeytanlaştırırken, pandeminin suçlusu olarak da epidemiyoloji şefi Antonio Fauci’yi kurban seçmiş görünüyor. Salgınla ilgili, özellikle Hidroksiklorokin ve Remdesivir’in kullanılmaması konusunda Amerikan halkını yanılttığını öne sürüyor Trump. Önceleri Trump’ın salgınla ilgili dengesiz konuşmaları karşısında suskun kalan Fauci artık yanıt veriyor; “Halkı asla yanıltmadım“ diyor bir TV kanalında.

Bu arada seçim kampanyası çerçevesinde Biden’ın Obama’yla sosyal mesafede yönetim sohbeti yaptığı bir video yayınlandı geçenlerde. Trump’ın pandemiyi ne kadar yönettiği ve eski başkanla yardımcısının sağlık krizleri karşısında ne kadar tecrübeli olduklarına dair bir video.

TEK DÖNEMLİK BAŞKAN MI?

Bütün bu olumsuz şartlar ve çok sayıda kuruluşun son anketleri Trump’ın 3 Kasım seçimini şimdiden kaybettiği yorumuna yol açıyor. Hatta Politico dergisine göre Trump da kaybettiğini biliyor; kötü giden anketler ve yakın çevresinin “Tek dönemlik başkan olabilirsin” şeklindeki uyarıları üzerine onun da artık durumu kabullendiği ileri sürülüyor. Trump’ın eski siyasi danışmanı Sam Nurnberg, halen kendisini desteklemekle birlikte “Bu gidişle Trump, modern tarihin en kötü seçim yenilgilerinden birini alacak ve görevdeki bir başkanın en kötü tarihi yenilgisi olacak” diyor.

The Economist dergisi, Biden’ın halk oyu zaferine yüzde 99 şans tanıyor; Trump’a yüzde 1. Biden’ın Seçililer Kurulu’ndaki başarı şansı da yüzde 93. Bu hesapla Demokratlar 353, Cumhuriyetçiler ise 185 delege kazanıyor. 2016 seçiminde Hillary Clinton halk oylarında yüzde 48’le çoğunluğu elde etmesine karşın, 227 delege sayısında kalmış, neticede Trump yüzde 46 halk oyu, fakat 304 delegeyle seçimi önde bitirmişti.

Oysa o dönemde anketlerde önde giden Hillary’nın seçimi rahatlıkla alacağını öne sürenler vardı. “Moody’s Analytics” tahminlerine göre Demokratlar 332, Cumhuriyetçiler de 206 delege alacaktı. Bütün analistler ve siyasi gözlemciler tahminlerinde yanılmıştı. Çünkü Trump kılpayı farkla, Demokrat ya da Cumhuriyetçilerden yana dönebilen yüzer gezer oyların bulunduğu “swing states” denilen eyaletleri almayı başarmıştı. Florida, Michigan ve Wisconsin’de burun farkıyla geçmişti.

2016’da New York Times ulusal ve eyaletler çapındaki anketlere bakarak, Hillary Clinton’ın seçimi kazanmasına yüzde 85’lik pay biçmiş, Trump’ın kazanma ihtimalini de göz ardı etmemişti. Şimdi ise tam sayfa seçim projeksiyonunda, Biden’ın anketlerde son 25 yıldır görülmemiş bir atakta olduğunu yazıyor.

Bu arada Hillary Clinton seçim kampanyasında çok vahim bir hata yapmış ve çantada keklik görülen Wisconsin’e hiç uğramamıştı. Bu eyalette Demokratlar 16 puan önde görünüyordu, fakat neticede Wisconsin’i alan Trump olmuştu. Şimdi bu seçimde Demokratlar, Beyaz Saray’da kilit rolü bulunan Wisconsin’de yere daha sağlam basıyor. Biden’ın resmen aday ilan edileceği 17-20 Ağustos’taki Demokratik Ulusal Kongre, Wisconsin’in en büyük kenti olan Milwaukee’de yapılacak.

İki partiye yakın medya da şu sıra oy farkını aynı oranlarda gösteriyor. Sol liberal New York Times, “Biden yüzde 50, Trump yüzde 36” diyor. Trump’ın gözdesi Fox News ise “Biden yüzde 50, Trump yüzde 38”. Fakat bütün mesele sallanan eyaletlerde düğümleniyor. New York Times’a göre Biden, Florida, Michigan ve Wisconsin’in yanı sıra Arizona, Pennsylvania ve Kuzey Carolina’da da önde.

En fazla delege sayısının bulunduğu California ve Teksas’a gelince; California öteden beri Demokrat eğilimli; Hillary yüzde 62’yle almıştı eyaleti. Teksas ise 1980 seçimlerinden beri hep Cumhuriyetçilere gitti; Trump yüzde 52 almıştı. Fakat Fox’un geçen anketlerinden biri sürpriz sonuç verdi, Biden bir puan farkla Trump’ı geçti. CNN Int’e göre Teksas bu seçimde “swing state”. Küçük bir ihtimal de olsa Biden, Teksas’ı kazanırsa başkan seçilir.

Teksas’ı yine Trump da alsa, cepteki eyaletlerde elde edilen yüksek oy oranlarının o kadar önemi yok. Bütün mesele altı kilit eyalette; Arizona, Florida, Michigan, Kuzey Carolina, Pennsylvania ve Wisconsin’i kılpayı farkla kim kazanacak! Bu nedenle seçim sonucunu şimdiden tahmin etmek o kadar kolay değil.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00