Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Düzensiz göç dramıyla koronavirüsün yolları kesişeli kim bilir kaç zaman oldu; kim bilir kaç can teşhis bile konulamadan göçtü gitti… Savaşlardan, açlık ve yoksulluktan kaçan insanların da virüs kapabilecek varlıklar olduğunu anlamak için sıra dışı bir olay gerekiyordu. O olay geçen gün oldu; Kovid-19 hastası hamile bir göçmen kadın, helikopterde doğurdu. Afrika’dan Avrupa kıyılarına ulaşmaya çalışırken denizden kurtarılıp İtalya’nın Lampedusa adasına çıkabilen göçmenler arasındaydı. Uyruğu ve kimliği hakkında bilgi yok. Balık istifi sığınmacı kampında veya daha önce virüse yakalanmıştı, doğum için Sicilya’nın başkenti Palermo’daki hastaneye götürülürken bebek yolda geldi.

BM verilerine göre bu yıl Akdeniz’den Avrupa’ya ulaşan göçmenlerin sayısı 40 bin civarında; 443’ü ise sularda can vermiş. Denizden kurtarılanların ayak basabildiği ilk kara parçası olan Lampedusa’ya çıkanların sayısı da 19 bin 400. Dar koşullarda yaşadıkları kamplarda kaçı korona pozitif, bilinmiyor. Yüzlerce göçmen şu sıra yardım kuruluşlarının kurtarma gemilerinde, karaya çıkış izni bekliyor, akıbetleri ne olacak, o da bilinmiyor. BM’nin çağrısı üzerine Sicilya, “Sea Watch” örgütünün gemisindeki 353 kişiye çıkış izni verdi, İngiliz grafiti sanatçısı Banksy sponsorluğundaki tekne Louis Michel’den de tahliyeler oldu.

DENİZDE KALSINLAR, İNMESİNLER!

Sicilya ile Roma Hükümeti arasında da sert bir tartışma hüküm sürüyor. Sicilya Valisi Nello Musumeci hükümeti, göçmenler konusunda hiç destek vermemekle suçluyor. İtalya ve Malta, geçen nisan ayından bu yana koronavirüs korkusuyla göçmenler mümkün mertebe denizde kalsın, karaya çıkamasın istiyor. STK’ların kurtarma gemileri ise Kovid-19 tehlikesine rağmen, düzensiz göçmenlerin çıkış noktası olan Libya açıklarında faaliyetlerine devam ediyor.

İtalya ve Malta sığınmacıları sadece kurtarma gemilerinde kaderine terk etmiyor. Danimarka şirketi Maersk’in bir tankerinde de göçmenler mahsur kalmış. Malta’nın acil yardım talebi üzerine petrol tankeri Etienne, bir ay kadar önce göçmenleri denizden kurtarmış. O gün bugündür göçmenleri almamış Malta. Şirketten, “İnsanlık namına yardım edin. Çok zor durumdayız. Tankerin göçmen barındırma kapasitesi yok. Hamile ve çocuklar var, güvertede yatıyorlar” diye uluslararası topluluğa çağrılar yapılıyor. Fakat duyan yok.

TRAJİK ÖLÜMÜN MESAJI ALINMADI

Tam da “Göçmenlere sırtınızı dönmeyin“ diyen acılı bir sesin yükseldiği ortamda duyan yok. Bu ses, Alan Kurdi’nin halası Tima Kurdi’nin sesi. 2 Eylül, bizim ilk öğrendiğimiz adıyla hala ”Aylan bebek” diye andığımız 3 yaşındaki Alan Kurdi’nin Bodrum’da cansız sahile vurduğu gündü. Alan ile birlikte annesi Rihan ve ağabeyi Galip’in de şişme bottaki umut yolculuğu Ege’de son bulmuş, geride baba Abdullah kalmıştı.

Savaş mağduru mülteci çocuklar için Alan’ın adıyla bir vakıf kuran Hala Tima Kurdi acının beşinci yıldönümünde, Alman yardım örgütü “Sea Eye“ tarafından Regensburg’da düzenlenen basın toplantısında konuştu; “Alan’ın ölümü dünya için uyandırma ziliydi. Mülteci dramını görün, onlara sırtınızı çevirmeyin. Acı çeken tüm insanlar adına konuşuyorum, çünkü onların sesi yok. Kendi ailemi kurtaramadım, bırakın başkalarını kurtarayım“ dedi.

Fakat uyandırma zilinin etkisi uzun süreli olmamıştı. 2015’teki göç dalgası Avrupa Birliği’ni bölmüş, Almanya gibi kuzeyli üyeler kapılarını açarken, başta Macaristan doğulu üyeler sınırlarına set çekmiş ve kapılar yine sımsıkı kapanmıştı. Denizden binlerce göçmeni kurtaran yardım gemilerinin kaptan ve mürettebatı ise özellikle İtalya’nın o dönemki İçişleri Bakanı Salvini’den terörist muamelesi görüyordu. BM Göç Ajansı verilerine göre son beş yılda Akdeniz’de can veren göçmenlerin sayısı 20 bini buldu.

Baba Abdullah Kurdi de BBC’ye açıklamasında sitem ediyor: “Dünya, oğlumun ölümündeki mesajı anlamadı. Kapılar açıldı, fakat sonra kapandı. Suriye’deki savaştan kaçtık, çünkü onlar için daha iyi bir hayat kurmak istiyordum“ diyor. Bu arada Irak’ta yaşayan baba kendisine yeni bir hayat kurmuş; yeniden evlenip bir de erkek evlat sahibi olmuş, adını Alan koymuş, “Allah bana, Alan’a benzeyen bir çocuk verdi, karakteri de ona benziyor“ diyor.

Alan ve Galip kardeşler... (Ölümün değil, yaşamın fotoğrafı)

2015’te DHA muhabiri Nilüfer Demir’in çektiği o içler acısı yüzükoyun fotoğraf trajedinin sembolü olmuştu; hala zihinlerde ama kapıları açmıyor. Sea Eye örgütünün “Alan Kurdi“ adını taşıyan gemisi ise Akdeniz’de can kurtarmaya devam ediyor. Gemiler dişidir ama Alan Kurdi’ye şimdi bir de ağabey geliyor. Örgüt, filosuna katacağı dördünü kurtarma gemisi için pazarlığın son aşamasındaymış. Daha büyük ve donanımlı geminin adı “Galip Kurdi“ olacakmış.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!