Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kongre baskını sonrası Twitter Trump’ın hesabını süresiz kapatınca büyük sansür gürültüsü koptu. CNN’den bazı yorumculara göre Trump neden tweet atamıyorum diye tepiniyor, ancak yasaklamaya Trump kadar içerleyen koyu muhafazakar cephenin mensupları tepkilerini Twitter üzerinden dile getirebiliyorlar. Trump sanki tweet atışlarıyla önüne gelene tehdit ve nefret savurup dezenformasyon ve komplo teorileri yaymıyormuş gibi, fikir özgürlüğüne darbe indirildi diye veryansın ediliyor.

Uzun zamandır Trump’ın danışmanı olan Jason Miller, “İğrenç! Big Tech, 75 milyon Trump taraftarını iptal etmek istiyor. Sıra size gelmez sanıyorsanız, çok yanılıyorsunuz” diye tweet atıyor. Tepki mesajları absürt, sapla saman iyice karışmış; Oğul Trump Jr. “Ayetullah ile diğer diktatoryal rejimlerin Twitter hesabı var, hiçbir engel olmadan ülkeleri soykırımla ve eşcinselleri öldürmekle tehdit ediyorlar ama ABD Başkanı yasaklanıyor. Mao gurur duyardı” diye yazıyor.

Trump’ın sadık senatörü Lindsey Graham da besbelli molla takıntılı; “Başkan Trump’ı yasaklama kararınız büyük hata. Ayettullah tweet atabiliyor ama Trump atamıyor. Twitter’ı yönetenler hakkında çok şey anlatıyor” diyor. Twitter yönetimi İran yanlısı mı, biraz daha açık konuşması gerekiyor.

Ama hepsinden öte, Trump’ın da İran’ı atom bombasıyla yok etme tehdidinde bulunduğunu hatırlaması gerekiyor. Hem de Twitter’dan hiçbir engelle karşılaşmadan. “En iyi Demokrat, ölü Demokrat’tır” sözünü retweet ettiğinde de ilişilmedi. Sınıra duvar çekmek için bütün Meksikalıları uyuşturucu kaçakçısı ve tecavüzcü ilan ettiğinde; Müslüman, siyah ve Latin Kongre üyesi dört kadını tweet marifetiyle ülkeden kovmaya yeltendiğinde her yol serbestti.

Trump, dış dünyaya tehditler savurmakta da çok özgürdü. “Biz sizin kumbaranız değiliz” diyerek NATO’yu, “Sen beni sağmal inek mi sandın” diyerek Meksika’yı, yeni gümrük vergileriyle AB ve Çin’i tehdit ederken tepe tepe kullandı Twitter’ı. Rahip Brunson’ın serbest bırakılması için Türkiye’yi ekonomisini çökertmekle tehdit etmesi de bir kenara not edildi. Twitter yasağını darbe olarak görenlerin, bu salvoyu da hatırlaması gerekiyor.

Trump başkanlığının ilk günlerinden itibaren aşırı sağcı ırkçı çetelere kol kanat geren politikasını Twitter üzerinden kitlelere yaydı. Charlottesville’de bir kadının bir beyaz ırkçı tarafından öldürülmesi sonrası çıkan olaylara “İki tarafta da iyi insanlar var” yaklaşımı, ırkçılığı kınamaması dehşet uyandırmıştı.

Trump ne zaman ki seçim öncesi yanıltıcı manevralara girişti, Twitter da müdahaleye başladı. Mail yoluyla oy kullanmada hile yapılacağı iddiasına bir linkle “teyite muhtaç” etiketi koydu. Nitekim seçim sonrası dalaş devam etti. Daha da vahimi, Trump’ın Minneapolis’te George Floyd’un polisçe öldürülmesi sonrası çıkan olaylara dair “Yağma başlarsa, kurşunlar da başlar” tweetiydi. Twitter bu mesaja uyarı vermişti. Şirket kurallarının ihlal edildiği, ancak kamu yararı olabileceği gerekçesiyle erişime açık bırakıldığı belirtiliyordu.

Oysa Twitter’ın Trump’ı susturması için nicedir baskı yapılıyordu; liberal aktivistler, yazarlar ve Twitter kullanıcıları hesabın askıya alınmasını istiyordu. Twitter ise şirket politikasına aykırı olsa bile siyasi ve askeri liderlerin attığı tweet’lerin silinmeyeceğini, hesapların askıya alınmayacağını söylüyordu. Tartışmalı mesajlarını engellenmesi halinde, halkın haber alma ve özgür tartışma hakkının da engellenmiş olacağını savunuyordu. Çok da inandırıcı bulunmamıştı, çünkü Trump başkan olmadan önce de kadınlardan göçmenlere, dezavantajlı gruplara karşı taciz dilini kullanıyordu. Bu nedenle Twitter, Trump’ın şiddet ve nefret dilini sırf iyi trafik çektiği için tolere etmekle suçlanıyordu.

Buna karşılık muhafazakarlara göre şirket CEO’su Jack Dorsey dahil Twitter yönetimi toptan solcu olduğu için başkanı sansürleyerek yeniden seçilmesini engellemeye çalışıyordu. Trump da Twitter’ın muhafazakar sesleri kısmaya çalıştığını iddia ederken, bir yandan da trol hesapların Demokratlarla ilgili imaj karalama çalışmalarını 88 milyon takipçisi üzerinden geniş kitlelere ulaştırıyordu. Pelosi’yi, İran yanlısı gösteren İslamofobik trol paylaşımlarını rt’lemesi gibi mesela.

Trump’ın mesajlarını rt’lediği başka akla ziyan hesaplar da vardı. Trump’ın derin devlet ve Hollywood ünlülerinin de dahil olduğu şeytana tapan pedofili şebekelerine karşı gizli savaş yürüttüğüne inanan komplo teorisi kültü “QAnon” mensubu hesaplar mesela. Twitter geçen yaz QAnon’a karşı kapsamlı bir çökertme harekatına girişti. Aşırı sağ fanteziler üreten binlerce hesabı kapatıp, deli saçması komplo teorilerini yaydıkları video ve web sitelerinin linklerini bloke etti.

TRUMP'TAN KOPYA MESAJLAR ENGELLENDİ

Twitter’ın sıradan vatandaşa karşı ABD Başkanı’nı kayırdığı ilginç bir deneyle kanıtlandı aslında. Anayasa ve ülke değerlerini savunmak adına Trump’ın yeniden seçilmesini engellemek için bir grup Cumhuriyetçi, Lincoln Projesi’ni kurmuştu. Bu forumda gönüllü çalışan Andrew Lazar, Twitter’da “@SuspendThePres” hesabından Trump’ın tweet’lerinin birebir aynısını paylaşıyordu. Böylece Twitter algoritmasının sıradan kullanıcıdan gelen Trump retoriğine uyarı koyup koymayacağı anlaşılacaktı.

Hesabın 54 bin takipçisi kural ihlali bulunan tweet’leri şikayet ediyordu. Nitekim sekiz ay içinde Trump’ın sözlerini kopyalayan hesap, şiddeti yücelttiği ve seçimle ilgili yanıltıcı bilgiler içerdiği gerekçesiyle dört kez geçici olarak askıya alındı, tweet’ler silindi. Oysa aynı içerik Trump’ın hesabında sadece uyarı notuyla varlığını korudu; kamu yararı nedeniyle erişime açık bırakıldığı belirtildi. Neticede “Başkanı askıya alın” anlamına gelen “@SuspendThePres” hesabı amacına ulaştı ama Kongre baskını vesilesiyle.

YENİ BİR SOSYAL AĞ ARANIYOR

Geçen yıl sansür yakınmaları arasında muhafazakarlar yeni bir sosyal ağı keşfetmiş, Parler’da toplaşmaya başlamışlardı. Wall Street Journal, seçim kampanyasının kızışmaya başladığı ortamda Trump yönetiminin Twitter ve Facebook’da bloklanma endişesiyle alternatif mecralar aradığını, Parler’ın muhtemel bir alternatif olabileceğini yazınca, Cumhuriyetçi Partili siyasetçiler ve muhafazakar kanaat önderleri oraya geçiş yapmış, kullanıcı sayısı bir haftada yüzde 50 artmıştı. Kongre üyeleri Ted Cruz, Devin Nunes ve Rand Paul’un yanı sıra Trump’ın avukatı Rudy Giuliani, Fox News sunucusu Sean Hannity, Trump’ın kampanya direktörü Brad Parscale, Trump’ın oğlu Eric Trump ve eşi Lara artık Parler’daydı. “Team Trump” kullanıcı adıyla seçim kampanyası oradan yürütüldü.

Fakat Kongre baskını sonrası Twitter sürgünlerinin Parler yolu da tıkanmaya yüz tuttu. Şiddet ve nefret içeriği nedeniyle Google, sosyal ağ uygulamasını Play Store’dan; Apple da App Store’dan kaldırdı. Parler CEO’su John Matze bu iki şirketi siyasi güdümlü olmakla suçladı.

Şimdi Washington Post’un haberine göre Trump ve taraftarları yeni bir sosyal ağa katılmayı, hatta Trump’ın bizzat yeni bir online platform kurmasını tartışıyor. “Beni susturamazlar” diyen Trump, yakında önemli bir açıklama yapacağını belirterek, bunun işaretini verdi.

Ayrıca Beyaz Saray bugün itibariyle Twitter ve diğer teknoloji devlerine karşı harekete geçerek Silikon Vadisi’ne yeni yasal düzenleme getirmeyi planlıyor. Çünkü Facebook da en azından başkanlığı bitene kadar şiddeti kışkırtmasını önlemek için Trump’ın hesabını dondurdu. Beyaz Saray kaynakları, başkanlığının son günlerini Big Tech’le hesaplaşmaya ayıracağını söylüyor. Senatör Lindsey Graham de sansürcülükle suçladığı Twitter, Facebook ve diğer sosyal medya siteleri üzerindeki yasal koruma kalkanını kaldırmakta her zamankinden daha kararlı olduğunu açıkladı. İletişim Uygunluk Yasası'nın 230. maddesi sosyal medya şirketlerini içerik sorumluluğundan muaf tutuyor; içerik nedeniyle haklarında dava açılamıyor.

Trump’ın danışmanları, Parler gibi yeni bir sosyal ağa katılmasına ihtimal vermiyor, çünkü Twitter ortamındaki kadar nüfuzlu olamayacağını biliyor. İletişim uzmanları yeni bir platform kurmanın pahalı ve zaman alan bir iş olduğunu ve aşırı derecede radikal bir kitleye hitap edebileceğini söylüyor.

Peki Trumpizm kaldığı yerden nasıl devam edecek? Damardan Trumpçı milyonlarca taraftarın mesajlarını yaymaya devam edeceğini düşünenler var. Trump’ın eski danışmanlarından Sebastian Gorka, “ABD Başkanı’nın 88 milyon takipçisi ve ona oy veren 74 milyon Amerikalıyla iletişimini kesmek Silikon Vadisi faşistlerinin bugüne kadar yaptığı en büyük hata” diye yazmış. Keskin kutuplaşmayı daha da körükleyecek bir hata mı demek istiyor acaba?

Dış haberciliğe başladığımda Reagan iktidardaydı. O gün bugündür ister Cumhuriyetçi ister Demokrat olsun hiçbir ABD başkanının sadece kendisine oy veren seçmene hitap ettiğine tanık olmadım. Oysa Trump Twitter’daki son mesajında bir kısım milyonlara sesleniyordu; “Bana oy veren 75 milyon Amerikalı vatansever, gelecekte de devasa bir ses olmaya devam edecek, asla adaletsiz muameleye maruz kalmayacaklar” diyordu. Seçimi kazanan Demokratlar açısından gözetilmesi gereken bir düstur. Ancak Trump açısından bakınca, ona oy vermeyenler vatansever değil. Bakalım bu bölünmeyi kaşımaya nasıl devam edecek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!