Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Kuşaklar kuşak olalı böyle zulüm görmedi; Z Kuşağı kadar klişelerle önyargılanan başka jenerasyon gelmedi. Siyaset direkt seçim sandığı formatında görüyor, çünkü 2023’te seçmenin yüzde 20’si 1997 sonrası dünyaya gelen kuşaktan olacak. Seçmen statüsü kazanacak 13 milyonluk popülasyonun topuna birden apolitik yakıştırması mevcut ama kirli ve eril bir çıkar alanı olarak gördükleri için siyasetten uzak durdukları, bizzat bunun eleştirel politik bir tutum olduğu görüşü de var.

Sosyal bilimler, yeni keşfedilmiş ilkel kabile ya da nadir primat türü ayarında yaklaşıp araştırıyor. Gen Z bireylerin davranış ve alışkanlıklarını, dünya görüşü ve sorunlarını sosyal sınıf, etnik köken, eğitim düzeyi ve toplumsal cinsiyet ekseninde tanımlarken bile şablondan kurtuluş yok. Akademiden bir örnek, tam habitat anlatımı: 4.5 milyonu İstanbul’da, 1.5 milyonu Ankara’da, birer milyonu da İzmir ve Şanlıurfa’da yaşar. Soslardan krema, soya, barbekü ve beşamel soslarını; aperatiflerden çiğ köfte tatlılardan waffle ve künefeyi severler.

(Tembel hayvanlar da Latin Amerika’da ağaçlarda yaşar, tomurcuk, filiz ve yapraklarla beslenir, günün 18 saatini uyuyarak geçirirler.)

Siyaset Z kuşaklı retoriğe girişince, internette arayanlar tez öğrensin diye medya da klasik “kimdir, neyin nesidir, özellikleri nelerdir” sorularının klişe cevaplarına girişiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu için “SSK'nın başında bulunduğu zaman hastanelerde hastalarımızın ne hale düştüğünü Z kuşağı bilmiyor" sözlerinin ardından her yerde kopyala yapıştır aynı tarif: “Z Kuşağı hızlı ve analitik düşünür, öz güvenli ancak bireycidir ekip çalışmasına yanaşmaz, toplumsallaşmaya önem vermez. Kurallar onları bağlamaz. Çaba harcamak, özveride bulunmak Z kuşağına göre değildir. Teknoloji sayesinde bilgiye çabuk eriştikleri için hızlı yaşar, çabuk sıkılırlar. Psikolojik bunalım oranının en yüksek yaşandığı nesildir.”

Uluslararası külliyattan apartarak bu kadar basmakalıp olunur! Bu kadar uzun cümleler kurmaya gerek yok, direkt “Egosantrik, tembel, maymun iştahlı ve bunalımlıdırlar” desen sözcüklerden tasarruf etmiş olursun. “Teknolojiye doğan, akıllı cihazlardan öncesini bilmeyen jenerasyon” kalıbı da her tarifte yerini buluyor ama cep telefonuyla yekpare varlık olarak görülen Z kuşağı öğrencileri arasında pandeminin uzaktan eğitimine o kadar çok uzak kalan var ki. Bir hesaba göre Türkiye genelinde 2.4 milyon öğrenci EBA'da zorlanıyor, bırakın tableti televizyonla erişimi olmayan var.

Medyada bir de “Z Kuşağı ile siyasetçiler arasındaki yaş farkı seçimleri nasıl etkiler?” sorunsalı var ki, sanki bugüne kadar dedemiz yaşında adamlara hiç oy vermedik. Mesele biyolojik yaşta değil, zihinlerde. İklim bilinciyle yetişen bir kuşağın, iklim krizini değil gündeme almak, farkında bile olmayan bir siyasetle ne işi olabilir. Beklentisizlikleri gayet rasyonel. Çoğu işsiz, geleceğe dair ekonomik kaygıları ve yurt dışı hayalleri var.

Şu sıra yüz yüze lise sınavlarının iptal edilmesi için sosyal medyada topluca Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a baskı yapıyorlar. Öğrencilere destek veren akademik bir görüş dikkat çekici: “Z Kuşağı gençleri belki çalışmayı çok sevmiyor ama öz güvenli, hakkını arayan, akıllı ve asla unutmayan gençlerdir…” Överken bile yine sıfatı anmadan “tembel” vurgusu!

Z KUŞAĞI – MİLENYAL SAVAŞI

Z Kuşağı malum dinozor habitatı sosyal mecralardan uzak duruyor. Kuşaklar arası çatışma merkezine oturan sosyal, kültürel ve politik dışavurumlarının küresel mekanı TikTok. Geçen yıl Trump’ın Tulsa mitingini önceden bilet ayırtıp gitmemek suretiyle sabote ettikleri an itibariyle Z kuşağının sanıldığı gibi apolitik olmadığı ve sabotajı örgütledikleri TikTok’un siyasi bir mecra olabildiğini herkes anladı. K-Pop’çu kitle de dahildi. Trump, Çin işi TikTok’u kapatma hırsına kapıldı, neticede olmadı. ABD’de 123 milyon aktif kullanıcı var, yüzde 32.5’ini de henüz 20’sine gelmemiş gençler oluşturuyor.

TikTok’ta kuşaklar arası cenkleşme iki yıl önce "OK Boomer" videosuyla zirve yapmıştı. Ak saçlı bir beyefendi, “Z kuşağında Peter Pan sendromu var, asla büyümek istemiyor, ütopik hayallerin gerçeğe dönüşmesini bekliyorlar. Eşitlik diye bir şey yok, hayalleriniz sürdürülebilir değil” diye diskur çekerken, yan görüntüde bir ergen “OK Boomer” yazılı sayfayı dayıyordu ekrana. ABD’de İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyaya gelen kuşağa atfen bu susturma sözü o gün bugündür tedavülde, sosyal medyada milyonlarca kez kullanılıyor.

Ancak Z kuşağının esas çatışması, artık en yetişkini 40’ına merdiven dayayan Y kuşağıyla. Diğer deyişle 1981-1996 arası dünyaya gelen Milenyallerle. Z kuşağının önyargıları da az değil. Onlara göre yaşı 24’ü geçmiş herkes “yaşlı”, yaşam tarzları çok tek tip, Y kuşağının Harry Potter tutkusu, kahve bağımlılığı alay edilesi. Bütün bir kuşağın Hogwarts’ın büyü alemiyle özdeşleşmesine, herkesin binalar arası bir tercih yapmasına, çoğunluğun Dumbledore ile Harry’nin de mensup olduğu Gryffindor evini tutmasına filan tahammül edemiyorlar. İki kuşak TikTok’ta milyonlarca videoyla kıyasıya çarpışıyor.

Son çatışma alanları da emojilerle skinny jean’ler. Z kuşağının Harry Potter vakasındaki gibi tek tipleşme ve sürü mantığıyla marka takipçiliğine itirazını yansıtıyor.

Geçen hafta CNN, “Z Kuşağı gözünden yaş gelen gülme emojisinden nefret ediyor” haberinden yetişkinler çok alındı. CNN’e konuşan kuşak temsilcileri, bu emojiyi genel olarak yaşlılar kullandığı için son derece köhne ve samimiyetsiz bulduklarını, “gülmekten ölüyorum” anlamında kurukafa emojisini tercih ettiklerini söylediler. CNN haberi “Milenyaller üzgünüz, gözünden yaş gelen emoji artık cool değil” diye verdi ama bizim sosyal medya yorumlarında “Ben Z kuşağıyım yok öyle bişi” diyen de vardı, gayet efendice “Ben random atmayı tercih ediyorum” diyen de. Anladığım küresel bir kurukafa trendi yok. Ama gözünden yaş gelen emojinin dünya şampiyonu olduğu rakamlarla sabit. Boomer’lara kadar varan kullanım yaygınlığıyla. Gülmekten yerlere yattım’ın emojisi gözünden yaş gelen yatık figür de Z kuşağı için depase, çok yaşlı.

Skinny pantolon bahsine gelince, istisnalar hariç Y kuşağı gardrobundan olduğu için hedef kitle çok net. Geçen ocak ayından bu yana TikTok’ta “no skinny jeans” etiketli 274 bin video, ve 8.3 milyon “Milenyaller Z kuşağına karşı” videosu dolaşıma girmiş. Bir influencer’ın “Skinny jean’i yakın, ya da kesin başka bir şey yapın” videosu yüz binlerce kez izlenmiş. Z kuşağının fikri şu; Y kuşağı mensupları daha genç görünmek için skinny’leri üniforma edinmeyi artık bıraksın!

Gigi Hadid özgüveniyle tayt giyenleri eleştirdiğimde okkalı linç yedim zamanında ama Z kuşağının da skinny’leri her bacağa yakıştırmadığı için itiraz ettiğini söyleyeyim. Skinny jean’ler ilk kez 2004’te Dior’un sonbahar/kış erkek koleksiyonunda yer almıştı. O dönem Dior’un tasarımcısı olan Hedi Slimane’in eseriydi ve “sıfır beden” hareketinin de sorumlusuydu. Hayli çırpı bacak gerektirdiğinden Karl Lagerfeld’in de Slimane tarzına uyum sağlamak için onca kiloyu verdiği söylenir. Arkası çorap söküğü gibi gelir, bütün markalar kadına erkeğe skinny biçmeye başlar.

Bu arada skinny giyen erkeklerle dalga geçen paylaşımlar arasında en viral olanı Birmingham'lı dört arkadaşı meşhur etti. İskoçyalı postacı Nathan Evans'ın TikTok'ta seslendirip listelerde yükseldiği eski denizci şarkısı, daracık jean'li dört arkadaşa müthiş adapte edilmiş!

Skinny egemenliği sürerken tayt ve yoga pantolonlarının devreye girdiği “athleisure” akımı da yükseldi, skinny’ler tahtından inmedi ama sıfır beden etkisi giderek erimeye başladı. Versace bile 42 beden çıkardı; Chanel koleksiyonlarına Lagerfeld’in hayatta olduğu dönemde asla görülemeyecek bol pantolonlar girdi. Evde geçen pandemi hayatının etkisiyle salaş "athflow" akımı çıkageldi. Piyasa araştırmaları şirketi Edited’in verilerine göre kadınlar arasında bol jean’lere olan talep yüzde 97 arttı, erkeklerde de yüzde 15 artış var.

Chanel'in 2021 ilkbahar - yaz koleksiyonundan bol kesim

Şimdi genel görünüm Z kuşağının baggy pantoloncu olduğu şeklinde. Ama genellemenin alemi yok. Levi’s CEO’su Chip Bergh daha rahat giyim tarzına eğilim olduğu halde “Skinny’lerin devri geçmez” diyor. Gerçi pandemide satışlar gerilemiş ama Bergh’in dediğine göre marka hem Milenyal hem de Z kuşağından kitlesini korumuş.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00