Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Heyecan dalgası geçen yılın nisan ayında Pentagon’un UFO görüntüleri yayınlamasıyla başladı. Donanmaya mensup savaş pilotlarının 2004 ve 2015’te kızılötesi kameralarla çektiği tanımlanamayan uçan nesnelere dair üç video aslında internete düşmüş, New York Times bunlardan birini yayınlamıştı. Yeni olan resmen kamuoyuna gösterilmesiydi. Pilotlar hipersonik hızda uçan cisimlerde fizik yasalarıyla açıklanamayan, aerodinamiğe aykırı hareketler gözlemlediklerini söylüyordu.

Ancak Pentagon, uçan nesnelerle ilgili bilgi bulunmadığını, “tanımlanamayan” statüde kalmaya devam ettiklerini, kamuoyunu aydınlatma amacıyla yayınladıklarını bildiriyordu. Böylece görüntülerle ilgili bilgi toplamak üzere bir görev gücü oluşturuldu. Şimdi bu ekibin hazırladığı rapor ay sonuna doğru Amerikan Kongresi’ne sunulacak. Genel kanıya göre, “ET faaliyetine dair bir kanıt bulunamadı” şeklinde bir rapor çıkacak.

Ancak Roswell’deki UFO kazası ve uzaylıya otopsi safsatasına inananlar bağlamında yıllardır dalga geçilen UFO meselesi siyasetin ciddi alanına girmiş oldu. Kongre üyeleri, şeffaflıkla sır perdesinin kaldırılması sayesinde hükümetin uzaylıların varlığını halktan gizlediğine dair şüphelerin giderilebileceğini söylüyor. Kimileri de uçan nesnelerin altından Çin ve Rusya’ya ait casusluk faaliyeti çıkabileceği tahminini yürütüyor. Eski Başkan Obama bile James Corden’ın gece şovunda, “Gerçeği cidden merak ediyorum” diyor. Yani konu bu denli yüksek siyasetin ilgi alanında.

ASTRONOMİK ÇATIŞMA

Tabii daha da önemlisi astronomların ilgi alanında. “Raporun içeriği her ne olursa olsun, dünya dışı varlıklarla temas konusunda artık ulusal ve uluslararası sıkı kurallar getirilmeli. Güçlü verici teknolojisine sahip bir kişi bile bütün dünyayı büyük tehlikeye sokabilir” diyen bilim insanları var.

Çünkü Pentagon raporu vesilesiyle astronomi alemindeki bölünme yeniden su yüzüne çıktı. Tartışma şu: Dünya dışı akıllı varlıkları keşfetmek için radyo teleskopla uzayı dinlemek, pasif kalarak gelecek bir sinyali beklemek yeterli mi? Yoksa yıllardır sürdürülen nafile çabayı bırakıp galaksideki diğer uygarlıkları bulmak için dünyadan güçlü radyo sinyalleri mi gönderilmeli?

Başta Stephen Hawking birçok bilim insanına göre varlığımızı belli etmek için bu kadar uğraşmanın lüzumu yok. “ET’leri bulursak belamızı da buluruz” görüşü ağır basıyor. Bırakın sinyal göndermeyi, gelecek bir sinyale yanıt vermek bile tehlikeli bulunuyor. Üç yıl önce aramızdan ayrılan Hawking’in şu uyarısı hep tekrarlanır: “Onlara cevap vermek, Amerikan yerlilerinin Kristof Kolomb’la karşılaşması gibi olacaktır. Ziyaret edilenler için sonunun iyi olmadığı malûm...” Temasa geçeceğimiz herhangi bir uygarlık bize bakteri muamelesi yapıp dünyayı toptan imha edebilir.

Bizim kendi tarihimiz de gösteriyor; eğer ortada teknolojik eşitsizlik varsa daha ileri olan uygarlıklar diğerlerini köleleştirir ya da imha eder. Bunun kozmik versiyonu dünyanın sonunu getirebilir. Davet göndererek kendini belli etmek, gel beni avla demektir.

Bilim alemi diğer uygarlıklarla temas meselesini yıllardır tartışıyor. Tam 60 yıldır bilim insanları radyo teleskoplarla uzayı dinliyor, uzak gezegenlerden gelecek sinyali bekliyor. Bu uğraşın merkezi California’daki SETI Enstitüsü. SETI “Search for ExtraTerrestrial Intelligence”, yani “Dünya Dışı Akıllı Varlık Araştırması”nın kısaltması. Bugüne kadar herhangi bir sinyal yakalamış değiller. İşte bu nedenle METI (Messaging ExtraTerrestrial Intelligence) projesi kapsamında gruplaşan astronomlar, dünya dışı uygarlıklarla temas için beklemeyi bırakıp güçlü sinyaller gönderilmesi gerektiğini savunuyorlar.

California'taki SETI gözlemevinin radyo teleskopları

“UZAYLILAR İŞİMİZE YARAR”

METI grubu ET’lerle ilgili gayet iyimser görüşlere sahip. Bizden ileri uygarlıkların üstün bir ahlak düzeyine gelmiş olabileceğini ve bizimle barışçıl temas kuracaklarını varsayıyorlar. Oysa diğer uygarlıkların da aynı insanoğlu gibi açgözlü ve savaşçı çıkabileceğini düşünenler var.

METI’den Douglas Vakoch’un ileri sürdüğü görüşler özetle şöyle:

“Uzaylı istilasından korkmak hiç de gerçekçi değil, çünkü bir yüzyıldır uzaya radyo ve televizyon dalgaları yayıyoruz, dolayısıyla ileri bir uygarlığın bizim varlığımızı çoktan keşfetmiş olması gerekir. Eğer istilaya niyetleri olsa, çoktan ederlerdi. Biz onlarla henüz temasa geçmedik diye saldırıdan geri durmuyorlardır. Ayrıca risk değerlendirmesi açısından eyleme geçip hazırlıklı olmak, hiç eyleme geçmemekten iyidir. Kaldı ki, yeryüzü küresel ısınma ve çevre istikrarsızlığı gibi varlığımızı tehdit eden tehlikelerin girdabında. İleri uygarlıklar da bu sorunlarla yüzleşmiş ve çözümü bulmuş olabilir. Eğer güçlü sinyaller göndermezsek, kendi uygarlığımızın sürdürülebilirliği adına önemli bir kılavuzdan yoksun kalmış oluruz.”

Galaksiden gelecek sinyale kulak veren SETI cephesi de eğer ET’ler varsa teknolojik olarak bizden daha gelişmiş olacaklarını varsayıyor. Nedeni basit: Galaksimizdeki yıldızların çoğu güneşten daha yaşlı olduğu için bazı gezegenlerde uygarlıklar adil bir şekilde geliştiyse bizden milyonlarca yıl ileride olmalılar. Galakside keşif ve hatta kolonileşme aşamasına gelmiş olabilirler.

Bu aşamaya geldilerse biz neden onları hiç görmedik? Bu noktada Fermi Paradoksu devreye giriyor –var olduklarına inandığımız halde neden tek bir işaret yok. İtalyan fizikçi Enrico Fermi’ye göre örneğin Samanyolu’nda bir uygarlık geliştiyse yeterli teknolojik kapasiteye geldikten sonra kendini imha etmiş olabilir. Veya belki de uzaylılar öyle farklı varlıklardır ki, biz onlarla temas edecek aynı dalga boyunda olmayabiliriz.

Nature ve New Scientist’te yazıları yayınlanan fizikçi Mark Buchanan son yazısında şöyle diyor: “Artık spekülasyonlara son vermek gerekir. Dünya dışı uygarlıklarla temasın sonuçları bütün insanlığı ilgilendirdiğine göre neyin doğru olacağı konusundaki karar mekanizmasına daha fazla sayıda insan katılmalı. Sinyal alınırsa cevap verilecek mi? Kolektif karar verilmeli. Bu iş bir avuç radyo astronomunun inisiyatifine bırakılmamalı.”

Nitekim SETI astronomlarından John Gertz, uzaylılarla temas meselesinin kamuoyunda tartışmaya açılmasını öneriyor. Çünkü bilim insanlarının dünya dışı varlık araştırmalarını düzenleyen hiçbir bağlayıcı yasa yok. Gertz’e göre bu alanın yönetimi için yasalar ve uluslararası anlaşmalar gerekiyor. “Küresel temsilcilerden oluşan bir organın çoğunluk onayı olmadan ET’lerle temasa geçmek bütün insanlığı tehlikeye düşürecek pervasız kriminal bir davranış olur ve Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne kadar varacak cezai sorumluluk getirir” diyor Gertz.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00