Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Belarus – Polonya sınırında yaklaşık bir aydır içler acısı bir göçmen krizi yaşanıyor. Daha doğrusu yaşanan insanlık adına utanç verici bir rezalet.

Afganistan’dan kopup gelen topu topu 32 kişiler; 27’si erkek, dördü kadın, biri 15 yaşında kız çocuğu ve beraberlerinde getirdikleri kedi de dahil toplam 33 can.

Öyle sayıları binleri bulan genç erkeklerden çatma bir göçmen takımından bahsetmiyoruz.

Açık arazide günlerce otla beslenip dereden su içerek hayatta kalmaya çalışıyorlar. Sırf dirençleri kırılsın diye su bile vermiyorlar. Polonya sığınmalarını kabul etmiyor. Afganları AB’ye misilleme olsun diye sınıra kadar getirmekle suçlanan Belarus ise sınırdan geri almıyor.

Polonya sınıra ağır silahlı birlikler sevk edip 150 kilometre boyunca jiletli tel çekiyor. Sağcı hükümet, “Ülkeyi aynı 2015’te olduğu gibi mültecilere karşı koruyoruz” diyor. 2015’de sadece Almanya’ya sığınan göçmen sayısı, çoğu Suriyeli 1 milyondu.

Memleketi korumak için Belarus’a komşu 183 yerleşimi kapsayan bölgede olağanüstü hal ilan ediliyor.

Arafta kalmış, biri kedi 33 düzensiz göçmene karşı!

İçişleri Bakan Yardımcısı Maciej Wasik, “Bunlar hakiki mülteci değil, Avrupa’da lüks hayat peşindeler. Çoğu giyimi kuşamı yerinde genç erkekler, tehlikede olduklarına dair en ufak işaret yok” diyor.

Kostümü duman rengi kediyi anmayı unutmuş. O da erkek!

Polonyalı bir sivil toplum örgütünün sosyal medyada paylaştığı bilgiye göre Afganistan’dan kaçarken kediyi geride bırakmak istemişler ama peşlerinden gelmiş.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği sınırda mahsur kalan grubun geçişine izin verilip ihtiyaçlarının karşılanması için Polonya’ya çağrıda bulunuyor. Ancak geçiş izni bir yana, polis kordonu altında tamamen tecrit ediliyorlar.

OHAL nedeniyle yardım örgütleri, insan hakları aktivistleri ve medya sınıra yaklaşamıyor. Uzaktan megafonlarla “sizi kurtarmak için çalışıyoruz” diye sesleniyor ya da el işaretleriyle anlaşıyorlar.

Franciszek Sterczewski adlı muhalefetten bir milletvekili aç sefil durumdaki göçmenlere çöp torbası içinde tıbbi malzeme. su ve yiyecek götürmek için polis kordonunu yarıp dripling yaparak yanlarına ulaşmaya çalışıyor. Görüntüleri mevcut. Polisler kovalıyor, vekil düşe kalka hedefe varıyor, bir hafta kadar göçmenlerle kalıyor.

Sol ve liberal partilere göre OHAL ve polis kuşatmasının nedeni, göçmenlere kötü muameleyi gözlerden ırak tutmak.

AMA İRAN DA AYNISINI YAPIYOR

Polonya şu konuda haklı; yasa dışı yollardan ülkeye girmeye çalışan düzensiz göçmenler halen Belarus sınırları içinde olduğu için uluslararası hukuka göre onların gözetiminden Minsk hükümeti sorumlu.

Belarus’un otoriter lideri Lukaşenko’nun göçmen kozunu Avrupa Birliği’ne karşı silah olarak kullandığı da doğru. Baskıcı rejime karşı ayaklanan muhalifleri destekleyen Polonya ile Litvanya’ya ve AB yaptırımlarına misilleme yapıyor.

Geçen yıl bu iki ülke, seçim sonuçlarını protesto eylemlerine katıldıkları için takip altındaki binlerce Belarus vatandaşına kapılarını açmıştı.

Yunanistan’dan Litvanya’ya giden yolcu uçağını zorla Minsk’e indirip muhalif bir gazeteciyi tutuklayınca AB Belarus’a yaptırım uygulamaya başlamıştı.

Belarus bu yaz başında AB’nin doğu sınırını oluşturan Litvanya’ya doğru sürüyor göçmenleri. Sadece Iraklı ve Suriyelileri değil. Sınıra yığılanlar arasında Kongo, Kamerun, Gambiya, Mali ve Senegel gibi Afrika ülkelerinden gelenler var. Sayıları 4 bini geçiyor. Litvanyalı siyasetçiler, “İnsanları bomba gibi üstümüze atıyor” diyor, Belarus’u hibrit savaş yürütmekle suçluyorlar.

Litvanya sınıra tel duvar örüp Frontex kuvvetiyle göçmenleri Belarus’a geri püskürtmeye başlayınca Lukaşenko diğer komşu Polonya’ya yöneliyor. Ağustos başı itibariyle 3 bin 500 kişinin sınırı delme girişiminde yakalandığını söylüyorlar. Geçen yıl aynı dönemde sayı sıfır.

Düzensiz göçün Belarus’a nasıl vardığı konusunda rivayet muhtelif. STK temsilcilerine göre 32 kişilik grup Afganistan’dan kamyonla çıkıp 25 günde Belarus’a varmışlar.

Belarus - Polonya sınırı. Yardım örgütleri çadır sağladı, askerler göçmenlerin başında nöbette

Geçen temmuz ayında Frontex yetkilileri, Afrika ve Ortadoğu’dan göç rotasının İstanbul üzerinden işlediğini ileri sürmüştü. Toplanma alanı Bağdat’tan tarifeli seferlerle İstanbul’a uçuş, İstanbul’dan havayoluyla Minsk’e varış, ardından taksiyle ya da yürüyerek Litvanya sınırı.

Litvanya’nın eski Dışişleri Bakanı Linas Linkevicius ise Belarus’un göçmenleri sözde turist diye ülkeye getirilip sonra zorla AB topraklarına sürdüğünü iddia ediyor. Bunu kanıtlayan bir videoyu da yayınlıyor. Litvanya sınır muhafızlarının çektiği görüntüde Belarus polisi bir grup göçmeni “Go, go, go” bağrışları arasında kalkanlarına da vurarak itiyor. Belarus ise Litvanya polisinin göçmenlere çullandığını gösteren bir video yayınlıyor.

Potansiyel Afgan göçü nedeniyle diken üstündeki Avrupa Komisyonu’ndan yapılan açıklamada, “Belarus’un göçmenleri siyasi amaçlarına alet etmesi, Lukaşenko rejiminin insanların acılarını sömürmekte sınır tanımadığını gösteriyor” deniliyor.

İyi de, Van ve Bingöl’e dayanan Afgan göçmenler de İran polisi tarafından dayak kötek sınıra postalandıklarını söylüyorlar. Eğer son görüntüler gerçeği yansıtıyorsa, İran üzerinden Türkiye’ye ulaşmak üzere şu an dağları aşan binlercesi daha var.

Göçmenlere kim daha kötü davranıyor diye karşılıklı videolar yayınlamak, Belarus’u suçlamak o insanların acılarına çare olmuyor.

Artık Avrupa sevdasından vazgeçseler diyecek oluyorum. Animasyon “Pervane” (The Breadwinner - 2017) hikayesindeki Afgan kızlarının hayali geliyor aklıma… 2001’de Taliban yönetiminde sokağa çıkmaları yasak olduğundan eve ekmek götürmek için saçlarını kesip erkek çocuk kılığında çalışan Pervana ile Şaziye’nin, Hindistan’da Goa’nın masmavi sahillerinde buluşma sözü geliyor.

Afganistan’ın boz rengine, göçmene kapalı Avrupa’nın loşluğuna zıt bir mavi gelecek olsa keşke önümüzde.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00