Siyaset erbabı zannediyor ki, ortada bir sistem tartışması var.
Öyle mi olsun, böyle mi!
Başkanlık mı sürsün, başkanlıktan dönelim mi!
Parlamenter mi kalsaydı, yarı başkanlık mı olaydı!
Erbabı siyasette bir korku...
Kimi zannediyor ki, kazandıklarından olacak, kimi zannediyor ki gidenler geri gelmeyecek.
Böyle bir gündem içinde paranoya yaşayan bir siyaset var Ankara’da.
Sokaktan, halktan çoktaaan koptuğunuz için haberiniz yoktur belki ama ben size söyleyeyim, bu tartışmalarınız sokaktaki vatandaş için “suni gündem”.
Vatandaşı hiç ama hiiiiç ilgilendirmiyor sizin “sistem” dediğiniz şey.
Vatandaşın tartıştığı tek şey var artık.
“Mide”.
Her şey kötüye, şaka maka değil, çok kötüye gidiyor.
Söyleyen yok, anlatan yok, itiraf eden yok, uyaran yok diye işler iyi zannetmesin hiç kimse.
Durum berbat ve daha da berbatlaşıyor.
Dün Ankaralı, önemli, üstelik de iktidar partisine çok yakın bir işadamı aradı mesela sabah sabah.
“700 işçi çıkardım. 27 milyon tazminat ödedim. Bir o kadar daha ödeyeceğim. Borçlarımı ödeme ihtimalim yok. Elimdeki gayrimenkulleri satmaya çalışıyorum. 4 sene önceki değerinin yarısına satmaya razıyım, alıcı yok. Kapıyı çalan yok. Bankalara verdiğim teminatların değeri yarı yarıya düştü. Bankalar tepemde. 2 çocuk olmasa intihar etmeyi düşünüyorum.”
Öğlen gittiğim ucuzcu balık lokantasının patronu geldi masaya çöktü.
“Fatih Abi, geçen sene 30 liraya aldığım kalamar 60, 35’e aldığım karides 65 TL’ye çıktı. Balık keza öyle. Bu artışı müşteriye yansıtmam mümkün değil. Şimdilik elemana zam yapmayarak, porsiyonları az ufaltarak idare ediyorum. Ama zam almayan elemandan hayır gelir mi? Para kazanamayan patrondan hayır gelir mi?”
Kimi 50 yıllık, kimi yüz yıllık firmalar peş peşe konkordato ilan ediyor.
Edenler şanslı olanlar.
Onu bile edemeden paldır küldür giden var.
Teknesini suya indiremeyen, marina kirasını ödeyemeyen patron da zorda, 2 bin liralık kirayı ödeyemediği için 1500 TL’lik ev arayan da.
2 bin lira ödeyemediği için çıkan kiracının yerine 1500 TL’ye kiracı bulmakta zorlanan ev sahibi de!
Çocuğunun özel okul taksidini ödeyemeyen beyaz yakalı, Doblo’nun kredisini bırak, mazot parasını bulamayan esnaf hepsi aynı kaderi paylaşıyor.
Piyasa öyle durmuş ki, artık fiyat oluşmuyor.
Evimi satarım, borcumu kaparım demek bile imkansız hale gelmiş.
Ve tüm bunlar faiz düşerse düzelecek zanneden bir ekonomi anlayışı da cabası.
Bakın sevgili siyasetçi dostlar, millet bu haldeyken sizin sistem tartışmanız neye benziyor biliyor musunuz?
İdam mahkumuna “Asılmak mı istersiniz, elektrikli sandalye mi?” diye sormaya.


***

İştirakler kapatılmalı

Ekrem İmamoğlu’nun belediyede işi zor.
Ülke ciddi bir ekonomik krize girerken, gırtlağa kadar borçlandırılmış, kasası boşaltılmış bir İstanbul’u yönetmek kolay değil elbet.
Elbette karamsar olmamak lazım.
Gereksiz harcamalar kısılır, nepotizm engellenirse dahi ciddi bir nefes alınır.
Ancak bunun için yapılması gereken çok önemli ve temel bir iş var.
Köktenci önlemler almak.
Bu önlemlerin başında ise Belediye İştirakleri denilen rezil sisteme son vermek gelmeli.
İştirak denilen şirketlerin her birinin aslında belediyede birer daire başkanlığı ya da müdürlük olarak karşılığı var.
Ama buralar işlevsizleştirilmiş.
Hepsinin yerine bir şirket konmuş.
Şirketlerin de bir iş yaptığı yok aslında.
Rant dağıtmaktan başka.
Onlar da işi kendileri yapmıyor taşerona veriyorlar zaten.
Yapılması gereken ilk iş bu belediye iştiraklerinin hepsini değilse bile bir bölümünü kapatmak.
Başka türlü büyük israf ve büyük rant dağıtımı ile mücadele etme yolu yok.


***

Şimşek nerede çakacak!

Babacan’ın yanında kimlerin yer alacağı bugünlerin en seksi konusu.
Adı çok geçenlerden biri de Mehmet Şimşek.
Benim yıllar önce “Amerikalı eşi CIA’de çalışır. Böyle bakan mı olur!” diyerek ayıp ettiğim Mehmet Şimşek.
Sonrasında Şimşek ABD’li eşinden boşandı.
Şimşek’in Babacan’la beraber olup olmayacağı merak edilirken, “Şimşek, Babacan hareketinin tam da göbeğinde” diye bir bilgi atıldı ortaya.
Mehmet Bey şimdi hareketin tam göbeğinde mi bilmiyorum.
Ancak Gül ve Babacan yeni parti için yola çıkarken Mehmet Şimşek adının yanında bir soru işareti vardı.
Gül’e çok yakın olmasına rağmen Babacan’ın çevresi Mehmet Şimşek için “Mehmet iyidir hoştur ama Tayyip Bey yarın çağırıp bakan yapacağım dese koşa koşa gider” diye düşünüyordu.
Bu düşünce geride kalmış olmalı ki, şimdi hareketin göbeğine yerleşmiş.


***

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Cehalet susup, bilginin sesi duyulabildiği zaman.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • jafes_son@hotmail.com 5 gün önce en düşük emekli maaşı ssk 2000 sonrası 1170TL civarı olacak. 2000 öncesi ve 2000 sonrası fark ise 2000 öncesi düşük maaş yüksek oran hesaplamada maaşların yükselmesi ve oranın yüksek olmasına binaen intibak yasası ile 2000 öncesi emekli olanlar ek ödemelerle asgari ücret kadar maaş alıyorlar. sıkıntı 2000 sonrası emekli olanlarda. intibak yasasında bir değişiklik olursa onlarda intibak yasasına dahil edilirlerse onların maaşlarıda gün sayılarına göre 2000 öncesine çok yakın yada aynı seviyelere gelecek. hükümetin düzeltmediği bir tek bu kaldı bu önümüzdeki seçimsiz süreçte ekonomi yine ivme...
    CEVAPLA
  • b4050162@urhen.com 8 gün önce işçi ve memur emekli maaşları arasında büyük uçurum var, 2000 yılında en düşük işçi emekli maaşı ile asgari ücret eşitken, bugün en düşük işci emekli maaşı ile arasındaki fark , asgari ücretin yarısı kadardır 1000 tl, ekonomide gelir dağılımının adaletsizliği ekonomiyi rayından çıkaran gerekçelerden biridir. emekli mamaşları arasındaki adaletsizlik bir an önce giderilmeli emekli maaşları arasındaki fark kaldırılmalı ve aralarında adalet olmalı tıplı bayramlardaki gibi işçi bağkurlu memur emeklisi ayrım yapılmadan 1000 tl lik bayram ikramiyesi nasıl veriliyorsa , emekli maaşlarıda bu adalet içinde olmalı, genel bir ortalama alınmalı emekli maaşları arasında büyük uçurumlar olmamalı.
    CEVAPLA
  • Metin Sarıgün_2594902043871426 9 gün önce Toz duman olduk abı
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (15)