Türkiye siyaseti, özellikle de Türkiye’nin “İktidar” siyaseti “Şaşırmayacağım” dememe rağmen beni şaşırtmaya devam ediyor. 
Dün söz verdim, artık şaşırmayacağım diye.
Sözümü bir gün bile tutamadım.
TBMM’deki iktidar ortaklarının yasalaşmasını uygun gördüğü düzenlemeyi, iktidar ortaklarının ortaklaşa seçtiği Cumhurbaşkanı onaylamamıştı ve ben de buna çok şaşırmıştım ya…
Dün bu durumun üzerine tüy dikildi.
İktidar ortaklarından MHP’nin bir milletvekili, Sayın Sefer Aycan Bey bir açıklama yaparak, TBMM’den AK Parti ve MHP oyları ile geçen yasa için muhalefeti suçladı, muhalefete kızdı.
MHP Milletvekili Sayın Aycan, mealen, “Bu yasa TBMM’den geçerken oylamaya muhalefetten sadece 35 milletvekili katılarak ‘Hayır” oyu kullanmıştır. Bunun hesabı sorulmalıdır” dedi.
Yani demek istedi ki, “Muhalefet oylamayı ciddiye alıp tam kadro katılsa idi biz bu yasayı 203 AK Parti ve 14 MHP oyu ile geçiremezdik. Sayın Cumhurbaşkanı da bunu veto etmek zorunda kalmazdı”
Ben hayatımda çok savunma gördüm ama bu kadar muazzamını görmedim.
TBMM’de çoğunluğu elinde bulunduran iktidarın geçirdiği bir yasa teklifi için, bunu engelleyemeyen muhalefeti suçlayan bir iktidar.
Düşündüm haklılar.
Halbuki bu yasa TBMM’de muhalefet tarafından engellenebilmiş olsa, iktidar partileri kendi Cumhurbaşkanları ile ters düşmemiş olacaklardı.
Tam aksine muhalefeti “Binlerce enerji çalışanını işsiz bırakmakla, kentlerde elektrik kesintilerine sebep olmakla, ülkeyi enerjide dışa bağımlı hale getirmekle” yani ezcümle CNN Türk’ün iddia ettiği türlü melanetle suçlama imkanına sahip olacaklardı.
Şimdi kendi geçirdikleri yasayı engelleyen Cumhurbaşkanı’na teşekkür kuyruğundalar.
Bu arada iktidar partisinin TBMM grup başkanvekillerinin durumunu merak etmiyor da değilim.
Acaba gerçekten Cumhurbaşkanı’na sormadan yasa geçirecek duruma geldiler mi?
Eğer öyle ise buna da ayrıca duble şaşıracağım.
Fakat sonuç olarak tüm olan bitenler gülmeye hasret kalan milleti epey bir güldürdü.
Onların da yüzünden tebessüm eksik olmasın.


*

Sürpriz hamle gerek

Ortadoğu’da durum tıkandığı ve bu tıkanıklığın hiç de Türkiye lehine bir durum oluşturmadığı ortada.
Böyle tıkanıklıklarda, üstüne bir de eğer herkes sizin karşınızda pozisyon almış ve sizi köşeye sıkıştırmaya çalışıyorsa, yapılması gereken “beklenmedik” bir hamle, kimsenin ummadığı yepyeni bir şey yapmaktır. Bu hamle pozitif yönde veya negatif yönde olabilir.
Mesela akılcı olan şöyle bir hamledir:
İsrail’le ilişkiler büyük bir hızla, birkaç gün içinde normalleştirilir.
Diplomatik ilişki mümkün olan en kısa süre içinde yeniden büyükelçi düzeyine çıkarılır…
Buna paralel olarak Mısır ile de kopuk olan diplomatik ilişki en üst düzeye çıkarılır. Sisi Türkiye’ye davet edilir…
Bu arada Esad’la anlaşmaya varılır, ilişkiler Arap Baharı öncesi düzeye nasıl çekilebilir diye doğrudan liderler arası görüşmeler başlatılır…
Bunun Ortadoğu’da kilit haline gelen durumu çok hızla değiştirmesi kaçınılmazdır.


*

İkinci yol

Yukarıda anlattığım pozitif bir sürpriz hamle örneği.
“Bu bize yakışmaz. Bize hır gür lazım” diyorsanız bir başka “negatif” sürpriz de olabilir.
Mesela Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bir referandum yapılması gündeme getirilir.
Referandum sonucunda Kıbrıs Türk halkı “Bölgede Kıbrıs Türk milletinin geleceğini tehdit eden gelişmeler nedeniyle KKTC’nin Türkiye’ye bağlanma ve 82. vilayet olma kararı aldığı” açıklanır.
Bu hamle üzerine ortalık tabii ki, karışır.
Türkiye’de millet sokaklara dökülür.
“Dik dur eğilme” sloganları dağa taşa yazılır.
Liderlerimiz mücahit ilan edilir ama önceden gençlere “Kıbrıs mücahitlerinin” ne olduğu televizyonlarda kamu spotu yayınlamak suretiyle anlatılır ve hatırlatılır.
Sonra da Kıbrıs’ın ilhakından vazgeçilmesi karşılığında yeni pazarlıklara başlanır.
Bundan vazgeçme karşılığında bazı tavizler elde edilir.
İkinci yol ilki kadar akılcı ve doğru değildir.
Ama yine de yoldur.


*

Mustafa Cengiz: Koruma altındayım, çakarım yasal

Burak Yılmaz’ın kullandığı otomobilde kanunen yasaklı çakar kullandığını televizyonda açıklamış, bu köşede de yazarak gündeme getirmiş ve İçişleri Bakanlığı’ndan konu ile ilgili açıklama beklediğimizi yazmıştık.
Dün İstanbul Emniyet Müdürlüğü bir açıklama yaparak, Burak Yılmaz’ın otomobiline taktırmış olduğu çakar lambaların yasal olmadığını ve gerekli işlemin yapıldığını açıkladı.
Aynı yazının sonunda Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz’le ilgili olarak bir okurun yaptığı ihbarı ve sosyal medyada yer alan görüntüleri de anmış ve “Burak Yılmaz’ın yasa dışı çakar kullanma hakkı yok ise, Mustafa Cengiz’in de yoktur” demiştik.
Bu konudaki açıklama Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Cengiz’den geldi. Başkan Cengiz şöyle diyor:
“Bu video yeri düzenleme öncesi çekilmiş bir videodur. Yeni düzenlemeye göre sadece 29 makam çakar kullanabilecektir. Ben İçişleri Bakanlığı kararı ile koruma altında olduğumdan üst çakar lamba kullanabiliyorum. Düzenlemeden sonra bu hak verildi. Karayolları Trafik Kanunu’nun 71. Maddesinde yer alan hakkında koruma kararı verilmiş kişilerin kullanımındaki araçlar ile kolluk kuvvetlerine ait sivil araçlarda sadece aracın tepe bölgesindeki sabit veya sökülüp takılabilir ışıklı sistem bulundurulabilecek. Bizim aracımızda da artık bu var”
Başkan Mustafa Cengiz bana da “Ailem, sürücüm, korumam, şahsım veya araca hayati veya maddi bir saldırı olursa doğrudan sorumlulardansın” diye bir sorumluluk yüklemiş.
Sosyal medyada yüzbinlerce kez izlenen bir videoyu kullandığım için.
Sayın Başkan, Mülkiyelisiniz.
Kanun kitap bildiğinizi söylersiniz.
Ama ben yine de hatırlatayım.
Aracınızın plakasının sosyal medyada yayınlanmış olmasından dolayı bir tehlike zannına kapıldı iseniz çözümü çok basit.
Resmi Gazete’nin 7 Mayıs 2010 günü yayınlanan nüshasında Trafik Yönetmeliğinde değişiklik yayınlandı.
Şöyle diyor:
“Aracın tescil plaka numarası, can ve mal güvenliğinin gerekli kıldığı hallerde mülki amirin talebi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile aracın kayıtlı olduğu yer trafik tescil kuruluşunda başka bir tescil plaka numarası ile değiştirilebilir.”
Buna göre eğer güvenliğinizi tehlikede görüyorsanız hemen değiştirebilirsiniz.
Çok kolay bir işlem.


*

Rahat bırakın adamı

Neye kızarız hep!
Politikacılığın bir meslek haline getirilmesine, politikacıya bulaşıp tadını alanların normal hayata bir daha dönememesine.
Ölene kadardır bizde politikacılık.
Ve eleştiri nedenidir bu durum.
Mehmet Şimşek ise tam tersini yaptı.
Israrlara rağmen bıraktı gitti.
Bıraktığı yerden devam ediyor.
Yurt dışında bankacıydı yine gitti yurt dışında bankacılık yapıyor.
Politikaya davet edenlere ise “Kusura bakmayın para kazanmam lazım” diyor.
Vallahi bayıldım bu duruma.
Birisi de politikayı adam gibi bırakmayı beceriyor.
Üstelik de onca yıl bakanlıktan sonra “Param yok çalışmam lazım” diyerek.


*

Saçlar ve kaslar

Sarışın kadınlara yönelik haksızlığına bizzat şahitlik edeceğim bir yakıştırma vardır ya!
Acaba aynı espriyi gelişkin vücutlu erkekler için yapmak mümkün mü konuştukça batmaya devam eden Can Yaman’ı gördükçe.
Yoksa zekanın saçla ve kasla alakası olmadığını kabul mü etsek!


*

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Aklımızla alay etmeye kalkanlar en azından bizden akıllı olduğu zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!