Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Okurun ve izleyicinin ilginç bir tavrı var memlekette.

Birisi ile röportaj yapıyor, söylediklerini aktarıyorsunuz.

Okurun en azından bir bölümü zannediyor ki siz röportajı yapan kişi olarak bu fikirlere katılıyorsunuz hatta daha da ötesi bu kişiye neredeyse hayat boyu kefil oluyorsunuz.

Ya da televizyon programında birini konuk ediyorsunuz, izleyici o kişinin fikirdaşı olduğunuz zannına kapılıyor.

Dün de benzer bir durum yaşandı.

TOGG CEO’su Gürcan Karakaş, pil üretimi ile ilgili birtakım açıklamalar yapınca okurlar, “Eee, hani pil yerli olacaktı” diye bana sormaya başladılar.

Karakaş’ın dünkü açıklamalarını izlemedim ama okuduğum kadarı ile pil yerli olacak.

Karakaş’ın aylar önce bana söylediği gibi.

Ancak benim ve pek çok kişinin umduğu gibi Pilsan veya bir başka yerli pil üreticisinin üretimi olmayacak, bu iş için yeni kurulacak olan yabancı ortaklı bir şirketin üretimi olacak.

Bu ortak Farasis.

Pek çoğunuzun adını ilk kez duyduğu bir şirket muhtemelen.

Çin yatırımı olarak ABD’de kurulmuş bir enerji şirketi.

Pil üretiminde yeni bir teknoloji, kendi buluşu olan yeni bir kimyasal sayesinde daha verimli lityum iyon pil üretmeyi başarmış bir şirket. (Habertürk otomotiv editörü Yiğitcan Yıldız’ın bugünkü yazısına bakabilirsiniz.)

Farasis’in pil alanındaki ilerlemesinden etkilenen Alman otomobil devi Daimler Benz Farasis’e yüzde 3 oranında ortak olmuş.

Farasis Avrupa’daki ilk fabrikasını Almanya’da kuruyor ve Alman otomotiv sanayinin elektrik dönüşümünde en önemli firmalardan biri olacak.

Türkiye’de ise durum biraz farklı.

Farasis’in Türkiye’de kuracağı fabrikaya TOGG da ortak olacak.

Ortaklığın hangi oranlarda olacağını öğrenemedim ama iki tarafın da çıkarları eşit biçimde korunacak deniyor.

Farasis/TOGG ortak girişimi pil üretimi büyük ihtimalle Gemlik’teki fabrikada olacak.

Aynen Tesla’nın pil hücrelerini üreten Panasonic’in tesislerinin Tesla’nın GİGA fabrikasında olduğu gibi.

Türkiye’de kurulacak fabrika aynı zamanda pil kimyasallarının da üretileceği bir fabrika olacak ve Avrupa’da otomotiv endüstrisi için pil üreten 3. fabrika olacak.

Muhtemelen Türkiye’yi de otomotiv batarya ve batarya paketi ihracatçısı haline getirecek.

Yine öğrenebildiğim kadarı ile Farasis/TOGG ortak yatırımı olacak olan bu tesiste sadece otomotiv değil, otomotiv dışı pil üretimi de gerçekleştirilecek.

Özellikle benim Gürcan Karakaş ile yaptığım sohbette ısrarla üzerinde durduğum otomobillerin kentlerin enerji depolama unsurları haline gelmesi konusunda da ortak çalışma yürütülecek.

Burada çok ileri fikirler var dünyada, bir ara onları da ayrıca aktarırım.

Bana sorarsanız, bu yatırım yani Farasis/TOGG ortak pil üretim anlaşması TOGG’un otomobil üretmesinden çok daha önemli ve çok daha heyecan verici bir ilerleme.

Zaten bunu imza töreninin fotoğraflarına baktığınız zaman da anlıyorsunuz.

Otomobilin tanıtım toplantısında yüzünden düşen bin parça olan Tuncay Özilhan’ın bu imza törenindeki neşeli yüz ifadesi her şeyi anlatıyor sanki!

Otomotiv’de en çok merak edilen konulardan biri Volkswagen’in Türkiye’de yapacağı birkaç milyar dolarlık yatırımdı.

Bu iktidar döneminin en büyük yabancı sermaye yatırımı olacak, Türkiye’yi VW’nin üretim üslerinden biri yapacaktı.

Büyük bir heyecanla bekleniyordu.

Ama uzun süredir ses seda çıkmıyordu.

Sonunda bu konuda bazı gelişmeler olduğunu Kocaeli Sanayi Odası Başkanı sayesinde duyduk.

Ford ve Volkswagen’in yaptığı bir anlaşma uyarınca iki marka Türkiye’de ortak bir platform üzerinde ticari araç üretecekmiş.

Yani ortada yeni bir fabrika falan yok.

Ford’un İzmit’teki fabrikası genişletilecek, kapasitesi arttırılacak ve bu iki markanın ortak platformlu araçları burada üretilecek.

Yeni bir fabrika yok.

Ford’un ikinci kez yapacağı bir fabrika genişletme ve büyütme yatırımı var.

Kötü mü?

Değil.

Önemli mi?

Önemli.

Ama beklendiği gibi dev bir yatırım değil.

COVİD 19 salgını dünyada aldı başını gidiyor.

Fransa, Almanya, İspanya, İtalya ilkbahardaki hasta sayılarını aştı.

Her gün yeni rekorlar kırıyorlar.

Türkiye ise sayıları büyük bir başarı ile 2000’in altında tutuyor!

Sağlık Bakanlığı, TÜİK’le benzer bir tutum içinde ve gayet başarılı!

İşin özü gerçek sayıları biz bilmiyoruz.

Artan sayılar Avrupa’da büyük panik yarattı bile.

Merkel vatandaşlarına dikkat çağrısında bulundu ve ekstra önemler almaya başladı.

Fransa’da pek çok bölgede akşam sokağa çıkma ve 10 kişiden fazla bir araya gelme yasakları uygulanıyor.

İngiltere’de önlemler ve yasaklar arttırıldı. Daha da arttırılacak.

Herkes 2. dalgayı konuşuyor.

Tek teselli bu dalgada ölüm oranlarının daha düşük olması.

Türkiye’de ise sürekli olarak “Belki de alınacak” önlemlerden söz ediliyor ve top sürekli halka atılıyor.

Halkın vurdumduymazlığı ve umursamazlığı bir vaka kabul.

Ama bu umursamazlığın altında devleti yönetenlerin sorumsuzluğu da yatmıyor mu!

 

Azerbaycan Devleti’nden bir ricam var.

Şarkıcı Serdar Ortaç beni çok güldürdü.

Sahte belgelerle kendini yurt dışında işçi gösterip askerden kaçmaya çalışırken enselenen ve bu nedenle hapis yatan Serdar Ortaç “Azerbaycan için cepheye gidip savaşmaya hazırım” demiş.

Buna gülünmez de neye gülünür.

1990’larda Türkiye’de terörle mücadelede en kritik günler yaşanırken askerden kaçmak için tezgah kuran şarkıcı, şimdi 50 yaşına merdiven dayamışken cepheye gidecek.

Üstelik de çeşitli hastalıkları olduğu bilinirken.

Benim Azerbaycan Devleti’nden bir ricam var.

Allah aşkına şunu bir çağırın askere.

“Serdar Bey talebiniz doğrultusunda sizi cepheye göndermek üzere Azerbaycan’a davet ediyoruz” deyiverin bir.

Bakalım ne olacak!

O gelmezse ben gelirim.

Söz.

Tabii Ortaç’a gülmekten kendimi alabilirsem!

Halil Sezai’yi tanımam etmem.

Şarkıcı olduğunu biliyorum ama tek bir şarkısını dinlediğimi zannetmiyorum.

Dinlediysem de o olduğunu bilmeden dinlemişimdir.

Bu şarkıcı çocuk, komşusu ile kavga ettiği ve 60 yaşını geçmiş adama saldırdığı için sosyal medya baskısı ile tutuklandı.

Adam vuranların serbest gezdiği, her türlü suçlunun ortalıkta dolaştığı yerde Halil Sezai’nin tutuklu olması bana garip daha doğrusu saçma ve yanlış geliyordu.

Üstelik de komşunun pek de masum olmadığı, Halil Sezai’yi defalarca taciz ettiği, silahla tehdit ettiği de ortaya çıkmışken. Durum gerçekten giderek anlamsız bir hal, bir hukuksuz infaza dönüşmüştü.

Bunu geçen gün televizyonda da söyledim.

Ancak bu şarkıcı genç adam durumu daha da saçma hale getirmeyi başardı.

Tutuklu olmasını ve bu muameleye maruz kalmasını inançlı biri olmasına bağladı.

Böyle bir dönemde böyle bir iddia çok komik olmadı mı sizce!

Yavşaklık PR aracı olmadığı zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • macikgoz 2 ay önce Yavşaklık PR aracı olmadığı zaman. :) Bu iyiydi. Sesli güldüm
    CEVAPLA
  • nihonjin 2 ay önce Fatih bey biz dış politikamızı düzeltmeden bu otomobilleri kime satacağız Ermenistan , Suriye, Mısır , Arabistan, bae, Yunanistan, Fransa? Yada hep ithal olan kamu araçlarının yerine mi ? Allah aşkına suudi yönetimi açık ambargo uyguluyor biz milli bayramlarını kutluyor milli yas ilan ediyoruz. Suudiler ne zaman milli kahraman oldular ?
    CEVAPLA
0:00 / 0:00