Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Siyasetçileri zeka dolu bir mizah ile eleştirmeye hiç karşı değilim.

Yeter ki içinde eleştiri ve akıl, zeka birlikte kullanılmış olsun.

Bakın mesele şu fotoğrafa.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u madara etmek üzere Fransa’da bir ara dolaşan bir espri bu.

Üzerinde şöyle yazıyor.

“Nisan 1980: Macron çiftinin St. Tropez’deki ilk tatili.”

Bunu birkaç sene önce Fransa’da gördüm.

Çok güldüm.

Ama asla yayınlamayı düşünmedim.

Çünkü içerdiği zekaya rağmen, bir ülkenin Cumhurbaşkanı’na böyle bir espri yapılmasının, o Cumhurbaşkanı Macron gibi rezil ve pespaye bir herif de olsa o ülkeye, o ülkenin vatandaşlarına haksızlık ve hatta ayıp olacağına inandım.

Fransızların da çaresizlikten Macron gibi birini seçmiş olduklarını, uluslararası sermayenin Fransa’ya dayattığı bu seviyesizliğe Fransız halkının bir dönem daha katlanmayıp, şutlayacağını düşündüm.

Ama açık söyleyeyim, bu fotoğrafta en azından bir espri, bir zeka var.

İfade özgürlüğünü hiç değilse akılla zorluyor.

Pespayelikle değil.

NOT: Espri bana değil Fransızlara aittir.

Fransızların çok önem verdiği bir cümledir “Liberte d’Expression”

Yani ifade özgürlüğü.

Gerçekten de sınırları zorlayıcı bir biçimde kullanır kimi Fransızlar bunu.

Ancak Charlie Hebdo denilen pislik yayın organı, bu ifade özgürlüğü kavramını son erece pespaye ve seviyesiz biçimde kullanma konusunda ısrarlı.

Sadece Türkiye Cumhurbaşkanı’na karşı değil, hedef aldığı herkese ve her şeye karşı.

En kötüsü ise bunu zekadan son derece yoksun bir biçimde yapması.

İfade özgürlüğünün bugüne oranla daha iyi olduğu dönemlerde Türkiye’de Gırgır, Fırt, Limon gibi dergiler de hakarete yaklaşan kapaklarla çıktılar zaman zaman ama hepsinde bir zeka, bir espri vardı.

Charlie Hebdo gibi aptal ve pespaye kapakları mizah diye yutturmuyorlardı.

Fransız dergisi bir süreden beri öyle yayınlar yapıyor ki, insan “Burası gizli servislerin operasyon yayını haline gelmiş” diye düşünmeden edemiyor.

Bu denli provokatif, eleştiriden çok karıştırma amaçlı olduğu çok açık yayınlar.

Açık söyleyeyim normal değil.

Fransızların “İfade özgürlüğü” meselesine gelince.

İşlerine gelince çok abartılı biçimde kullanmakla övündükleri bu özgürlük aslında yalan.

Mesele gidin, Fransa’da “Ermeni soykırımı olmamıştır” deyin bakalım, bu tarihi meseleyi tartışmaya açmaya kalkın bakalım.

Ne özgürlük kalır ne ifade ne de bu ifadeyi kullananın özgürlüğü.

Fransa’nın Türkiye karşıtlığı, Türkiye'ye yüklenmesi yeni bir durum değil.

Yeni olan Macron’la beraber seviyenin yerle bir olması.

Bunun uluslararası siyasetle ilgili pek çok nedeni var.

Fransa’nın Almanya karşısında ezik durumda olması, sanayide, yeni teknolojilerde, dijitalleşmede, eğitimde giderek gerilemesi ve yeni dünyaya ayak uyduramaması, içerde gençliğin bundan şikayet tonunu giderek yükseltmesi kibirli Fransa’da bir aşağılık kompleksi yaratmıyor değil.

İngiltere’nin Brexit’inden sonra AB içinde yeni roller kapmak ve Almanya karşısında biraz dikilmek, eski sömürgelerde yeniden etkin hale gelebilmek ve Ortadoğu’da ve Kafkaslar’da tekrar oyuncu olabilmek için harekete geçmek istiyor.

Ama bunu yapacak ne askeri gücü var ne de artık böyle bir beceresi.

Tam aksine Total’ın Libya ile yaptığı anlaşmaları iptal ediliyor, Uzak Asya’da varlığı tamamen yok olmuş durumda.

Afrika’da Çin tarafından süpürüldü, Türkiye tarafından zorlanıyor.

Ve şimdi bir de COVİD 19’un merkez üssü oldular.

Günlük hasta sayısı 50 binlere yaklaşır, günlük ölü sayısı 500’ü geçti.

Ve Macron her sıkışan iktidar gibi “dışarıya” dönüyor.

Dışarda sorun ve düşman yaratarak içerdeki meseleleri unutturmaya çalışıyor.

Ama sorunlar unutulacak gibi değil.

Fransa COVİD 19 nedeniyle bu haftadan itibaren tamamen kapanmaya, ülkeyi eve kapatıp, salgını önlemeye çalışacak.

Yani Macron’a cezayı virüs verecek.

Eskiden Türkiye’de ifade özgürlüğü daha genişti ve bu zeka içeren esprilerle mizaha yansırdı dedim ama gençler bunu tam anlamamış olabilir.

Bugünün koşullarında bunu gözlerinde canlandırmaları zor.

Bu yüzden o günlerin dergi kapaklarından bir seçki koyayım şuraya.

Bakın “Eski Türkiye”de siyaset nasıl eleştiriliyormuş!

Hakaretin eleştirilene zarar değil güç verdiğini unutmadığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00