Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Corona ilk kez bu kadar yakınıma geldi.

Haftada en az bir iki görüştüğüm, sohbet ettiğim bir dostum geçen Pazartesi günü yaptırdığı testte corona pozitif çıktı ve COVİD 19’a yakalandığı anlaşıldı.

Neredeyse gün aşırı beraber olmamıza rağmen bende bir şey yok.

Bu da dikkatli olmanın önemini ve değerini gösteriyor.

Çünkü Mart ayından bu yana sohbet ederken bile maskelerimizi çıkarmıyor, mesafe kurallarına özen gösteriyoruz.

COVİD 19 hastası olan dostum risk grubunda olduğu için, çok ağır belirtiler göstermemesine rağmen doktorunun tavsiyesi üzerine hastaneye yattı ve durumu iyi.

Muhtemelen bunda çok dikkatli olmasının, sürekli maske ile dolaşmasının, kimse ile yakın temasta bulunmamasının etkisi ile aldığı virüs yükünün düşük olmasının etkisi var.

Şimdi de sohbetlerimizi daha güvenli olan telefon ile sürdürüyoruz.

Doğuştan muhalif olan dostum, corona önlemlerinin son dönemdeki yetersizliği konusunda benim gibi düşünüyordu ve hükümete bu konuda hiç ama hiç güvenmiyordu.

Fakat hastalık sonrası önlemler konusunda değilse bile filyasyon konusunda fikri bir miktar değişmiş görünüyor.

Bana anlattığı aynen şöyle:

“Fatih, hastalığa yakalandığında fark ediyorsun ki, şu anda mükemmel çalışan bir sistem var. Filyasyon sistemi.

Ekipler test yaptırdıktan sonra seni ve ilişik kimseleri en geç iki saat içerisinde buluyor.

Filyasyon ekipleri müthiş bir disiplin, özen ve fedakarlıkla çalışıyorlar.

Merkezi sistemleri anladığım kadarı ile mükemmele yakın.

İster evde ol, ister hastaneye yat mutlaka ilaç yetiştiriyorlar.

Ve filyasyon kapamayı hastanede bile olsan gelip görüşerek yapıyorlar.

Türkiye genellikle sistemsizlikle çalıştığı ve biz de Türkiye’nin bu sistemsizliğine alışkın olduğumuz için, Türkiye’de böyle bir sistemin kurulması ve daha da önemlisi çalışıyor olması Sağlık Bakanlığı'nın en büyük başarısı.

Aklımın erdiği günden bu yana Türkiye’ye hep eleştirel gözle bakan biri olarak bunları söylüyorsam bana inan.”

Filyasyon ekiplerinin müthiş özverili çalıştığını, insan üstü bir gayret gösterdiğini başından beri biliyorum.

Hastalara ilacın her şekilde ulaştırıldığını da yakın çevremden deneyimleyerek öğrenmiştim.

Zaten benim eleştirilerim bu nokta değil asla.

Önlem konusunda yetersiz davranıyoruz.

İnsanüstü çalışan sağlık personeline saygımız sonsuz.

Ama işi onlara yıkamayız.

Salgınlar tedavi ile önlenemez.

Bulaşma önlenerek önlenir.

Bu olay da bir hekimden.

Bir hekimin genç bir hastası vardır.

Geçen hafta hastaneye muayeneye gelir.

İç organlarından birinde bir sorun nedeniyle epey rahatsızlık çekmektedir ve artık ameliyat olması kaçınılmaz hale gelmiştir.

Muayene ve ultrason tetkikleri sonrası doktor hastasına “Çok bekledik. Çok sıkıntı çektin. Artık ameliyattan başka çaremiz kalmadı.

Şimdi sana bir PCR testi yaptırayım. Test sonucu yarın çıkar. Yarın seni yatırır, sonraki gün de ameliyatını yaparız kurtulursun” der.

Hastasından aldığı yanıt şöyle olur:

“Teste gerek yok doktor bey. Corona pozitifim zaten.”

Doktor sallanır.

“Nasıl yani?”

“Geçen hafta test yaptırdım. Pozitif çıktım.”

“Eeee!”

“Çok fazla belirti göstermediğim için eve yolladılar. İlaç verdiler. Bir daha teste gerek olmadığını 15 gün evde dinlenmemi, durumumda değişiklik olursa haber vermemi söylediler.”

“15 gün odu mu?”

“1 hafta oldu ama iyiyim. İyileştim herhalde. Bu yüzden maskemi takıp çıkıyorum evden”

Doktor hastayı hemen evine yollar.

Kime kızacağını bilemez

Ben de doktoru kutluyorum.

Bu bilinç seviyesini dövmeden evine yolladığı için.

Öykü Gürman.

Dünden beri gündemde.

“Merhametli olmak için inançlı olmak lazım. İnançsız birinin merhametli olabileceğine inanmıyorum” diye anladığım bir cümlesi nedeniyle gündemde. Gürman’ı biraz tanırım.

Uzun yıllar önce, bir arkadaş grubu ile yaptığımız bir seyahatte o da vardı ve çok şeker, aklı başında ve Boyalı Direk şarkısını çok güzel söyleyen bir genç kız olarak hatırlıyorum.

Bu inanç ve vicdan meselesine nereden girdi doğrusu anlamadım.

Ancak inanç ile vicdanın birbiriyle çok da bağlantılı olmadığını çünkü inanç meselesinin biraz karışık olabileceğini kendisine hatırlatmak isterim.

Bugün Öykü Gürman’ın anladığı anlamdaki inanç, insanın uzun öyküsünde çok da eski bir tarihe uzanmıyor.

Dinler öncesi ya da Gürman’ın inançla kastettiği tek tanrılı dinler öncesi insanlar vicdansız mıydı!

Mesela Sümer’de vicdanlı biri yok muydu?

Ya da Mısır’da.

Antik Yunan’da, bundan 2 bin yıl önceki Anadolu’da.

1800 yıl önceki Roma’da, Avrupa’da.

Hiç mi vicdanlı biri yoktu.

Bugün kendini inançlı biri olarak gördüğü için vicdanlı olduğunu düşünen Öykü Gürman, Anadolu’da bundan 2000 yıl önce yaşamda bugünkü inancının inançsızlık olarak görüleceğini, onca Tanrı varken tek tanrıya inanarak tanrılara hakaret eden biri olarak algılanacağını anlayabiliyor mu?

Asıl vicdansızlık, inançlı olmadan ama vicdanlı olan onca insana vicdansız nitelemesi yapmak değil mi!

Hiç kimse “baba sorunlarını” bize görüş olarak dayamasın.

İnançla vicdan elbette bir arada olabilir.

Ama tersi de mümkündür.

Biz “İnancım var ahlaka ihtiyacım yok” diyeni de çok gördük.

“İnancım var vicdana ihtiyacım yok” diyeni de.

Vicdan bir insani değerdir.

Dini olması da insani olmasındandır.

Her bildiğimizi doğru zannetmediğimiz zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • oaltintas 10 gün önce Çok yakın bir dostum var abi kardeş gibiyiz Ama bazen bana değişik sorular sorar ben hristiyanım sen müslümansın kötü biri olmadığımı biliyorsun sence ben cennete girebilir miyim dedi bende hayır dedim giremeyeceksin ilk başta kızdı ama sonra anladı güldü sen bence bu soruyu hristiyan olan birine sor dedim Din öyle bir konuki Fatih bey ak kara olur bu konuda Vicdan bence hafif olanı
    CEVAPLA
  • kanunsuz 10 gün önce tedbir virüsten güçlüdür.
    CEVAPLA
  • nihonjin 10 gün önce Fatih bey Corona ilacı 5 milyon kişiye ücretsiz yapılacakmış teşekkürler çünkü suriyeli kardeşlerimizin sayısına eşit.. Artık : batan esnaf lokantacı , berber , Kahveci, işçi kendi cebinden ödesin. Tek sorum var heybeli ada hastahanesi ne durumda siz bilirsiniz saygılar...
    CEVAPLA
0:00 / 0:00