Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Parlamento ABD’yi kurtardı

Sayın Altaylı merhabalar,

Bizde öteden beri başkanlık sistemini savunanlar ABD'yi örnek gösterip, "Bakın ne güzel sistem, istikrar var" falan derlerdi.

Bu ezberlerle sistem değişikliğine gidildi ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adlı bir yönetim modeli kuruldu.

Fakat olaylar öyle bir gelişti ki; Donald Trump'ın dört yıllık başkanlığı ve 6 Ocak Kongre Baskını, bana kalırsa yetkileri tek elde toplamanın kuvvetler ayrılığının güçlü olduğu bir demokraside bile sorun yaratacağını ortaya çıkarttı.

ABD basını ve politika kulisleri sorun olarak Donald Trump'ı görüyor fakat sistemin defosunu tartışmaktan çekiniyorlar.

Trump bence neden değil sonuç. İhâlenin Trump'a kalması ve gelecekte bir neo-Trump'ın ortaya çıkması ise kuvvetle muhtemel.

Delinin birinin uçurumun kenarına getirdiği ülkeyi cumhuriyet ve demokrasinin günah keçisi olan parlamento kurtardı.

Yaşanan olaylar başkanlık sisteminin sürekli göz ardı edilen sorunlarının ortaya dökülüşü ve bir anlamda iflası, parlamenter demokrasinin kayıtsız şartsız zaferidir.

Tiranlığa ve zorbalığa karşı parlamento tarihte olduğu gibi bir defa daha rüştünü ispat etmiştir. Cumhuriyetin onurunu, demokrasinin geleceğini kurtarmıştır.

Baskından dakikalar sonra yeniden toplanarak, yeni Başkan’ın atamasını yapacak dirayeti göstermiştir.

Kongre dik durmasaydı ABD'nin hali nice olurdu?

Peki ABD’de bunlar olurken, bizim Allahlık muhalefet, parlamentonun önemini ortaya koyan rüzgârı arkasına alabilmiş midir?

"İşte öve öve bitiremediğiniz başkanlık sistemi ABD'de bile arıza yaptı, ülkeyi uçurumun kenarına getirdi" diyebilmiş midir? Parlamentonun hakkını bir defa daha ama bu defa daha gür sesle haykırabilmiş midir?

Ne gezer, Türkiye’nin sözde muhalefeti sanki kör, sağır ve dilsiz gibidir.

Ülkedeki gelişmeleri okumaktan aciz olduğu gibi dünyayı da izleyememektedir. Parlamentoyu savunmak için ABD'den esen rüzgara yelken açamamaktadır.

Tanrı aşkına söyle üstat? Bu muhalefet ne işe yaramaktadır?

Ne yapmak nereye varmak istemektedir?

*

Sınırda -6 derecede eziyet

Sevgili Fatih Altaylı,

18 yıldır Londra merkezde mimarlık ofisimi işletiyorum. Her sabah güne sizin yazılarınızla başlıyorum yıllardır.

Vaktim ve modum olursa belki Oray Eğin, her şey tıkırında hayat süper ise Serdar Turgut’un babasının hikayeleri.

İngiltere’nin Covid durumu zaten malumunuz. Okullar da online eğitimde olunca eşimle çocukları alıp Bodrum’daki evimize gidelim dedik.

Eşim 11 Ocak 2021 Pazartesi günü Kültür ve Turizm Bakanlığı Edirne şubesiyle iletişime geçti ve bize 72 saatlik negatif PCR testiyle Kapıkule Sınır Kapısı’ndan karayolu ile ülkemize giriş yapabileceğimize dair e-mail gönderdiler.

Yaklaşık 2800 kilometrelik karlı buzlu yolların ardından, size şimdi Kapıkule Sınır Kapısı'ndan yazıyorum.

PCR negatif test sonuçlarımız olmasına rağmen 14 gün öğrenci yurdunda karantina zorunluluğu koşulu olduğu söylendi.

14 gün öğrenci yurdunda karantinada olacaksak neden negatif PCR testi isteniyor anlamak mümkün değil.

Velev ki ne kadar saçma sapan olursa olsun böyle bir karar var ise, bunu kamuoyuyla paylaşmanız, yola çıkmadan soranlara bildirmeniz gerekmez mi?

Size bu e-mail'i yazmadan önce titizlikle interneti de taramama rağmen “İngiltere’den karayolu ile ülkemize girecek vatandaşlardan PCR testi negatif de olsa 14 gün öğrenci yurdunda kalmaları gerekmektedir” diye herhangi bir bilgiye de kesinlikle ulaşamadım.

Tek isteğimiz Bodrum’a evimize gitmek. Covid Negatif PCR testimiz olduğu halde, gerekirse evimizde 14 gün karantinada durma taahhüdü de vermemize rağmen sonuç alamadık. -6 derecede iki çocuk ve bir kedi ile perişan halde sabahın olmasını beklemekteyiz.

Sabah sanki bir çözüm bulabilecekmiş gibi.

Not: Kedimizi hangi öğrenci yurduna yerleştireceklerine dair bir bilgi vermediler.

*

UltrAslan

Fatih Bey merhaba;

Ben de bu ultrAslan denilen dediğiniz gibi mafyalaşmış grubun üyesiydim. Anadolu'da Manisa’da lise yıllarında ilçe yönetiminde bulundum, lise sorumluluğu yaptım.

Bizim tek gayemiz sarı ve kırmızıydı. Topluca maç izler, şampiyonluklarda kortej yapar, ilçenin yollarını binlerce insanla kapatır sevinirdik.

Bu uğurda cebimizden çok para çıktı, helali hoş olsun.

Bu duygularla üniversiteye gittim.

Pamukkale Üniversitesi’nde, PÜ temsilcisi ile tanıştım ve onlarla birlikte maçları izlemeye başladım.

Ali Sami Yen yıkılmadan önceki son Trabzon maçına Denizli’den organizasyon düzenledik.

Kapalı tribün için bilet aldık, kişi başı 60₺ ödedik.

Bilirsiniz biletler ultrAslan ile geleceğimiz için sözde reislerden alınıyor.

Paraları topladık “Sucu Reis” denilen kişiye Ali Sami Yen Sokak'ta verdik ve bize eski açık bileti verdi.

Unutmuyorum o zaman o tribün 30₺.

“Reis bilet şu para sen bizden iki katını alıyorsun” dedik, “Uzatmayın, alın şu biletleri gidin” dedi ve 30 liralık bilete 60 lira aldı bizden.

Bunu yapan bizim gönül verdiğimiz, içinde bulunduğumuz taraftar grubunun lideri.

Sonra sokakta stadın kapılarının açılmasını beklerken bir grup genç aralarına Sucu Reis'i ve bir başkasını aldı ve zıplamaya başladılar.

Bu kişi karaborsacıymış. Adını bilmediğim Sucu Reis denen kişinin kulüpten aldığı biletleri karaborsada satarmış.

Sonra Sucu Reis adamın kafasında dolu bira şişesi kırdı.

Böyle eğleniyorlardı.

Adam yanımızdan geçip giderken ben korktum bu olanlardan.

Bu muydu bizim gönül verdiğimiz taraftar grubu?

Biz Anadolu’da taraftar grubu olarak varımızı yoğumuzu renklerimize verirken, bunlar milyonları götürüyormuş.

Alpaslan abi olsa böyle mi olurdu?

Ruhu şad olsun. UltrAslan o zaman atkı çıkarmış, nasıl güzel ama. Öğrenciyiz yaz geldi biz atkıyı alamamıştık.

UltrAslan hesabına para yatırdım ve mail attım atkı istiyoruz diye.

Bir gün sonra cevap “Oğlum ne atkısı yaz geldi atkı mı kaldı. Ben size tshirt gönderiyorum.”

Cevabı yazan kişi Alpaslan Dikmen.

Kendisi ilgilenmiş biz 30₺ göndermişiz tshirt yanında 300₺'lik de her şeyden hediyeler göndermiş.

Öyle bir insandan, böyle tiplere.

Sağlıcakla kalın.

H.Ö.

H.R. Genel Müdür Yardımcısı

*

Aşı zorunlu olabilir

Pandemi ile yoğun mücadele ettiğimiz bu günlerde aşı yapılmasının zorunlu olup olmaması ile ilgili:

Anayasamızın 17. maddesine göre: “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz

TMK m.24/2 Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

Vücut bütünlüğüne vaki bazı müdahaleler, eğer sağlık veya başka üstün bir üstün amaç söz konusu ise, istisnaen rıza olmadan da hukuka uygun sayılmaktadır. Mesela genel sağlığın korunması için bulaşıcı hastalıklara karşı kişilerin rızası olmasa da aşı yapılması hukuken mümkündür.(Ay. M.17/2 UHK. m.90) (Akipek J, Akıntürk T, Ateş D ;Kişiler Hukuku 15. Baskı s.365 Beta yayınevi)

Ben de üstün nitelikteki kamusal yarar ve genel sağlığın korunması için Covid-19 aşısının yapılmasının zorunlu olabileceği kanaatindeyim. Toplumda gereksiz yere vehimler oluşturulmamalı.

Bir an önce bu musibetten kurtulmak dileğiyle.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00