Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yanlış hatırlamıyorsam öyküyü bana 30-35 sene önce Hıncal Uluç anlatmıştı.

Son cümlesi darbımesel gibi bu öyküyü.

Yine yanlış hatırlamıyorsam daha önce de yazdım bunu.

Ama bir kez daha yazmakta beis yok.

O dönem Hıncal Abi ile beraber çalışıyoruz.

Birlikte dergiler yapıyoruz, Gelişim Yayınları’nda.

Hıncal Uluç’un en Hıncal Uluç olduğu dönemler.

Hıncal Abi genel yayın yönetmeni.

Ben yazı işleri müdürü.

Dergi iyi oldu mu tüm övgüler ona.

“Hıncalcım süper dergi yapmışsın, Hıncal eline sağlık, Hıncal müthiş, Hıncal şahanesin, Hıncal aşağı Hıncal yukarı.”

Bu arada haftada bir gün de tüm ekip olarak pizza yemeye gidiyoruz.

Ya o günlerde yeni açılmış olan Pizza Hut’a ya da Yeniköy’deki Sandy’s Pizza diye tadı hala damağımda olan bir pizzacıya.

Yine böyle Sandy’s’e pizza yemeye gittiğimiz bir gün, Hıncal Uluç’a “Ya Abi, dergiyi çıkarmak için eşek gibi çalışan biziz. Sabaha kadar dergide kalan biziz, her haltı yapan biziz. Sen gelip iki zart zurt ediyorsun, bizi biraz fırçalıyorsun. Sonra bütün övgüleri sen alıyorsun. Sonuçta iyi kötü bizim de bir egomuz var. Adalet mi bu?” dedim.

Tabii bunu bütün ekip adına söyledim.

Hıncal Abi ters ters baktı.

Tatlı bir küfür savurduktan sonra “Ben sizi övüyorum daha ne istiyorsunuz lan” dedi.

Yolda dönerken de hikayeyi anlattı.

Roma’da lejyonlar savaştan büyük bir zaferle dönmüştür.

Senato’nun önünde büyük bir tören düzenlenir.

Binlerce Romalı’nın alkış ve haykırışları arasında lejyonların komutanı Dux, merdivenleri gururla tırmanır, İmparator’un önünde durur ve İmparator Laurus Nobilis yapraklarından yapılmış bir tacı generalin başına koyar.

Bu bir Romalı komutana bahşedilebilecek en büyük onurdur.

Ortalık yıkılırken, hemen kenarda generalin lejyonlarından bir birlik hazır beklemektedir ve lejyonerden biri yanındakine: “İşe bak, cephede savaşan biz. Üç kuruş maaşa talim eden biz. Bu maaş uğruna ölen de biz. Ama savaşın sonunda onurlandırılan, bütün savaşı bir tepeden izleyip çadırında şarap içen general.”

Başlarındaki centurion bu konuşmayı duyar ve askere dönerek şöyle der:

“Doğru. Ama savaşı kaybetmiş olsaydık sen yine evine gidecektin ve karını, çocuklarını görecektin. O ise savaşı kaybettiği için asılacaktı.”

Darbımesel buydu.

Kimbilir belki de Roma bu yüzden, Adalet anlayışı sayesinde 1229 yıl boyunca süren bir imparatorluk olmuştu.

Aksi takdirde Romalı Perihan’ın kariyeri kadar bile sürmezdi muhtemelen.

NOT: Laurus Nobilis Akdeniz Defnesi’ne verilen addır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurul Başkanı Sevgili Volkan Bozkır, dün yazdığım Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM’yi Covid aşılarının adil paylaşımı ile ilgili bir toplantıya davet etmeli başlıklı yazıma bir yanıt göndermiş.

Bozkır, uzun uğraşlar sonucu geçtiğimiz aralık ayının 3’ünde ve 4’ünde pandemi konulu bir genel kurul toplantısını düzenlemeyi başardıklarını, bu oturuma 193 ülkenin tamamının katıldığını, 147 ülkenin toplantıda söz aldığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan dahil 70 liderin de video mesajlarının yayınlandığını anlatmış.

Volkan Bozkır dostumun mektubunu yazının ekine koyuyorum.

Yaptıklarını oldukça detaylı anlatmış.

Kendisine teşekkür ediyorum.

Bu toplantıyı biliyorum ve bir bölümünü de izledim zaten.

Benim Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan beklediğim ise farklı.

Daha somut gündemli ve çözüme odaklı bir görüşme.

Özellikle de Cumhurbaşkanı’nın yıllardır vurguladığı Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesini da göreve davet eden bir toplantı.

Bugün coronanın müsebbibi de en büyük zararı göreni de bu 5 ülke.

Salgını başlatan Çin, en büyük zararı gören ABD ve onu izleyen İngiltere, Fransa ve Rusya.

Güvenlik Konseyi dünyanın iyiliği güvenliği için ise son zamanlarda dünyayı daha fazla tehdit eden bir şey olmadı.

Şimdi değilse ne zaman işe yarayacak bu Güvenlik Konseyi?

Ve haksızlığa uğrayan ülkelerin sesini şimdi duyurmayacaksak ne zaman duyuracağız?

Biz 2023’te Ay’a sert iniş planları yaparken ve halkımız “Amerika yapıyorsa biz haydi haydi yaparız” diye röportaj verirken, NASA Mars’a bir kez daha “yumuşak” iniş yaptı ve “perseverance” Mars aracını gezegenin yüzeyine indirdi.

Mars'a bir göz atacaklar.

Yeni Mars görevinin adı bu. "Mars Overview."

Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın birkaç yıl önce yolladığı görev başarısız, sonda Mars’a inerken parçalanmıştı. Ama NASA çok zayıf atmosfere rağmen yine yumuşak inişi becerdi.

“Azim” 30 Temmuz’da fırlatılmıştı.

18 Şubat’ta neredeyse 500 milyon kilometrelik, detay merak edenler için tam tamına 470 milyon 776 bin 311 kilometre 569 metre 999 santimetrelik bir yolculuktan sonra hedefe vardı.

Azim adlı aracın en az bir Mars yılı yani 687 Dünya günü çalışması bekleniyor.

Muhtemelen çok daha uzun süre çalışıp bilgi yollayacaktır.

Bugün Dünya'da sahip olduğumuz en üst düzey teknoloji ile donatılmış olan Azim Mars’ta ne yapacak?

Basınımız yaşam arayacak demiş.

Tam öyle değil.

Daha çok “Eski yaşam izlerini” ve “Geçmişte yaşama ev sahipliği yapmış olması muhtemel” yerleri arayacak.

Yaşam izleri derken mikrobiyolojik yaşam izlerinden söz ediyoruz.

Akıllı yaşam kalıntılarından değil.

Bunun yanı sıra yüzey yapısını, kayaları toprağı falan da analiz edecek haliyle.

Bir diğer önemli görevi ise Mars atmosferinden oksijen ayrıştırmaya ve oksijen üretmeye çalışacak.

Hiçbir yaşam izi bulamasa bile ileriye dönük olarak insanlığın burada yaşayıp yaşayamayacağına ilişkin bilgi de toplanacak.

Doğrusunu isterseniz ben insanoğlunun birkaç nesil boyunca Mars’a yerleşeceğini hiç zannetmiyorum. Gerek de duymayacak zaten.

Ama orada öğrendiklerimiz bize Dünya’da daha uzun süre yaşayabilmenin kapısını açacak orası kesin.

Mars’ı yaşanabilir hale getirmektense Dünya’yı yaşanabilir tutmak daha kolay.

Seviyemizi korumayı başardığımız zaman.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00