Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Değerli okurlar, hepinizin Ramazan Bayramını kutluyorum.

Umarım bu bayram ruhumuzdaki sıkıntıların biraz olsun azaldığı günlerin başlangıcı olur.

Sevgi ile kucaklıyorum.

Birkaç gün olmayabilirim.

Bir yere gittiğim falan yok, İstanbul’da evdeyim ama iki gün yazmayacağım.

Kalın sağlıcakla.

Türkiye İsrail’in devlet terörünü durdurabilmek için, iyi niyetli bir koşturma içerisinde.

Üyesi olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı denilen örgütle toplantılar yapıyor, öneriler getiriyor, kararlar aldırmaya çalışıyor.

Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ya da dini kurallara göre yönetilen ülkelerden medet umuyor.

Bana sorarsanız beyhude bir uğraş.

Böyle bir uğraş verilecekse İslam ülkeleri ile değil, medeni ülkeler ile toplanmak lazım.

İsrail terörüne karşı işbirliği aranacaksa, hukuka ve insan haklarına saygılı devletlerle birlikte aramak lazım.

Çünkü bu İslam ülkeleri dediğiniz ülkelerin ne olduğunu hepimiz biliyoruz artık.

BM kararlarına rağmen Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyıp büyükelçiliğini ortaya taşıyarak fitili ateşleyen ABD Başkanı Trump’la kristal küre başında fotoğraf verip, ortaklık yapan “yavşaklarla” İsrail’e karşı bir işbirliği yapamazsanız, yaptığınızı zannettiğiniz işbirliğine en çok İsrail güler.

İsrail’i tanımak ve ilişkileri hızla normalleştirmek için sıraya giren Arap diktatörlerle İsrail’e karşı bir şey yapamazsınız.

Kendi halklarına ve hukuka saygılı olmayanlardan İsrail’e karşı ortak bir tutum bekleyemezsiniz.

Onun için İsrail’in devlet terörüne ve çoluk çocuk demeden insan katletmesine karşı çıkacaksanız bunun için Batı ile işbirliği yapmak zorundasınız.

İsrail Büyükelçisine “Neden çocukları katlediyorsunuz” diye soran BBC kafası ile işbirliği yapacaksınız.

Türk dizilerini yasaklayan MBC ya da sahibine göre soran Al Jazeera kafası ile değil.

Filistin’de cereyan eden olaylardan sonra, Türkiye’nin Filistinlilere sahip çıkan tavrı ile beraber Türkiye’de Filistinlilerin Türkiye’ye karşı tarih boyunca yaptıkları ihanetlerle ilgili bilgiler dolaşmaya başladı.

Osmanlı’ya karşı İngilizlerle işbirliği yapmış, Ermeni soykırımını tanımış, bunun için pul bile çıkarmış.

Doğrudur.

Arap ülkelerinin önemli bir bölümü Osmanlı’ya karşı İngilizlerle kol kola girmiştir. Arapların Türklere yaptıklarını anlatmaya kalksak geniş bir külliyat tutar.

Ama mesele o değildir.

Mesele bugün İsrail’in hukuka aykırı davranışıdır.

İnsanları zorla evlerinden etmesi, buna karşı çıkanlara karşı terör uygulaması ve bu teröre karşı gösterilen tepkiye dayanarak insanları katletmesi, soykırım yapmasıdır.

Günahsız insanların, hele hele çocukların ölümüne karşı “Onlar da bize şunu yapmıştı” diye sessiz kalınamaz.

Siyasetin suçu, çocuklara yıkılamaz.

Kimse ne dedelerinin ayıbından sorumlu tutulabilir. 

Ne de dedelerine yapılan ayıpları yapma hakkına sahip olabilir. 

Üstelik siyasetçilerin suçunu tümden toplumlara da yıkamazsınız. 

Bugün Nasyonal Sosyalist Netenyahu'nun politikalarına karşı çıkan İsrail yurttaşı ya da Yahudi sayısı da büyük ihtimalle destek verenlerden fazladır. 

Fransız emekli askerlerin ardından bir bildiri de Amerikalı emekli generallerden geldi.

Hem de ne bildiri.

Biden’a bayağı bir akıl veriyor, bayağı bir bindiriyorlar.

- Sınır güvenliğinin ortadan zayıflamasının uyuşturucu kartelleri, insan kaçakçılığı, terörist giriş çıkışları ve Covid-19 riski getirmenin yanı sıra bu göçmenlerin ülkede ücretlerin düşmesine ve işsizliğe neden olduğunu bu yüzden sınır güvenliğini arttırması gerektiğini,

- Çin ve Çin Komünist Partisi'nin ABD’nin en büyük düşmanı olduğunu, bu ülke ile ekonomik, askeri, politik ve teknolojik olarak dünyayı domine etmeye başlayacağını bu yüzden Çin’e karşı tedbirler alınmasını,

- Anayasal güvence altında olan bilgi akışının ve ifade özgürlüğünün sağlanmasını, bilgi kirliliğinin ve yanlış bilgi aktarım ve yayılımının durdurulmasını,

- İran’ın nükleer güç olmasına karşı sert tedbirler alınmasını,

- ABD için önemli gördükleri bir boru hattının yeniden kullanıma açılmasını,

- Askeri gücün ülke içinde politik bir aygıt olarak kullanılmasından vazgeçilmesini, ülke içinde güvenliğin askerler tarafından sağlanmasının durdurulmasını, gazilere sahip çıkılmasını,

- Kanun gücünün ülke için vazgeçilmez olduğunu, bazı şehirlerde görülen anarşinin tolere edilemeyeceğini,

- Başkomutanın akli ve fiziki melekelerinin öneminin yadsınamayacağını ve karar alma hızına ve yeteneğine güvenin tam olması gerektiğini,

Söylemişler.

Yetinmemişler, Demokrat Parti iktidarında ülkenin sola doğru hızlı bir dönüş yapmasından Marksist bir yöne gitmesinden duydukları kaygıyı da dile getirmişler.

Başkan Biden’i hedef alan, yetersizlikle itham eden ve ülkenin tüm iç ve dış politikası ile ilgili talepler dile getiren bir metin.

Tam bir “Muhtıra”.

Bu metnin yanında bizim Amirallerin mektubu, “aşk mektubu” gibi kalır.

Bakalım ünlü Amerikan demokrasisi bu Muhtıra için ne diyecek!

Nazi zulmünden kurtulanlar Nazi'leşmediği zaman.

Size minik de de olsa bir Bayram müjdesi vereyim.

Müjde UEFA içindeki tanıdıklardan geldi.

Aldığım bilgiye göre Şampiyonlar Ligi Finali İngiltere'nin karantina önlemlerini gerekçe göstererek İstanbul'dan alan UEFA, Türkiye'ye bir jest yapmaya hazırlanıyor.

UEFA, bu yılki Süper Kupa maçını İstanbul'da oynatma kararı aldı.

Şampiyonlar Ligi Şampiyonu ile UEFA Avrupa Ligi şampiyonunu karşı karşı kaşıya getirecek olan karşılaşma Ağustos ayı içinde İstanbul'da oynanacak.

UEFA'nın bu kararını iki gün içinde açıklaması bekleniyor.

Bu yılki Süper Kupa finalinin yanı sıra, 2023 Şampiyonlar Ligi finalinin ve önümüzdeki yıl yapılacak UEFA Kongresi'nin de Türkiye'ye verilmesi söz konusu.

UEFA ayrıca Şampiyonlar Ligi Finali için Türk Futbol Federasyonu'nun yaptığı tüm harcamaları tazmin edeceğini de açıklayacak.

Bu arada Şampiyonlar Ligi finalinin Türkiye'den alındığının duyurulduğu gün, Formula 1 Türkiye Grand Prix'sinin de Türkiye'den alınmak üzere olduğunu söylemiştim.

F1 Türkiye Grand Prix'si de İstanbul'dan sonraki yarış Fransa"da Circuit Paul Ricard'da olacağı ve Fransa'nın da Türkiye'den gelecek olanlara 14 gün karantina uygulaması nedeniyle iptal edilmişti.

Uluslararası Otomobil Federasyonu FiA da, muhtemelen Rusya Grand Prix'si öncesi yapılacak yarışı İstanbul'a vermeyi planlıyor.

Yani iki tarafta da elimizden kaçan iki büyük organizasyon büyük ihtimalle yeniden Türkiye'ye gelecek.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • yamanc 1 ay önce tüm tespitlerine katılıyorum yüreğine sağlık
    CEVAPLA
0:00 / 0:00